Genelkurmay, TÜSİAD, Amerika Avrupa...
 

     İkisi de dün yapılan iki ilginç konuşma. Biri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün. Öteki, TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan’ın.
     Orgeneral Özkök’ün konuşmasında Amerika bölümü dikkat çekiciydi. Üslup ılımlıydı. Türk - Amerikan ilişkilerinde meydana gelen zararı kontrol altına almaya dönük bir özenden söz edilebilirdi.
     Genelkurmay Başkanı, Amerika’yı stratejik müttefik diye niteliyor ve Kuzey Irak’ta Türkiye’nin girişeceği herhangi bir eylemin Amerika’yla koordineli olacağını belirtiyordu.
     Orgeneral Özkök’ün şu satırlarının içinde, adını koymamış olsa da, Amerika da yer alıyordu:
     "Avrasya’da ilerideki on yıllara uzanan çok önemli politik, ekonomik, sosyal ve askeri gelişmeler olacaktır. Yeniden yapılandırılacak bu coğrafyada mesele, hangi çağdaş seviyede bir ülke ve hangi ülkeler topluluğunun içinde olacağımızdır."
     Türkiye, Avrasya’nın kalbinde yer alan bir ülke. Daha şimdiden ‘büyük oyun’a sahne olan bu coğrafyada Türkiye hangi doğru ata oynayacaktı? Bu sorunun izleri vardı Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasında...
     Orgeneral Özkök’ü televizyonda izledikten sonra TÜSİAD Yönetim Kurulu’ndan bir üye sordu, "Konuşmada Avrupa Birliği var mıydı?" diye...
     Neydi bu sorunun altında yatan?
     Yanıtlardan birinin özeti şu:
     "Askerde bugünkü hakim eğilim, Avrupa Birliği’nden kuşku duymak... Ama kamuoyu ağırlıklı biçimde Avrupa’dan yana olduğu için bu açıkça ifade edilmiyor. Bu yüzden topa Kıbrıs’tan vuruldu. Böylece Avrupa yolu açılmadı. Asker, AB’den kuşku duyduğu ve nasıl olsa bölünecek falan diye önemsemediği için de Türkiye’nin Amerika’yla 11 Eylül Dünyası’nda daha büyük oynayacağını düşünüyor. Ama Irak’ta, Kuzey Irak’la ilgili olarak pazarlık çıtası çok yüksek tutuldu, ip koptu. İlişkiler şimdi Amerika’yla yeniden tamir ediliyor."
     Yani asker, AB’yi istemiyor mu?
     Dışa dönük bütün açıklamaların dili farklı. Bunlar, askerin öteden beri AB’den yana olduğunu gösterir.
     Ama aynı zamanda asker, Güneydoğu sorunu ve Kıbrıs dolayısıyla AB’nin niyetlerinden derin kuşku sahibidir. Bu yüzden Türkiye’nin üyeliği konusunda AB’nin kabullenemeyeceği bazı koşullara bağlama eğilimini hiç elinden bırakmamıştır asker...
     Peki, bu nasıl dengelenir?
     Kuşkular nasıl giderilir?
     Öncelikli görev, eğer askerden farklı düşünüyorsa, seçilmiş siyasal otoriteye, yani hükümete düşer. Bu konuda önemli bir görev de sivil toplum kuruluşlarınındır.
     TÜSİAD Başkanı Özilhan’ın dünkü konuşması bu açıdan dikkat çekici bir örnekti. Özilhan, hem Amerika’yı hem Avrupa Birliği’ni savundu. Türkiye’nin ikisinden de kopmaması gerektiğini belirtti. Bunun için ABD ile ilişkilerin onarılmasını ve Kıbrıs’ın bir an önce çözülmesini istedi.
     Şu sözler TÜSİAD Başkanı’nın:
     "Türkiye kendine demokrasi içinde kalkınma ve Batı dünyasına entegre olma yolunu seçmiştir. Bu yolda önemli mesafeler kat etmiştir. Bundan sonra Türkiye’yi Ortadoğu coğrafyasına sıkışmış yalnız bir ülke haline getirmenin vebalini kimse üstlenemez."
     Bu çalkantılı dönemde resmin bütününü görmek isteyenlerin dikkatine...

Hasan Cemal, Milliyet
27.03.2003