Kıbrıs diye bir ada
 

Yalnız benim değil, bizden önceki kuşağın ömrü de Kıbrıs hayal ve hatırasıyla geçti. Bıyıkları terlememiş lise öğrencileriydik, alanları "Kıbrıs Türk'tür, Türk kalacaktır" sloganları ile doldurduk. Üniversiteli yıllarımıza "Ya taksim, ya ölüm" çelenk oldu. "Barış harekı"ndan sonra dağları taşları "Karaoğlan" afişleriyle bezedik, "Girne" işkembe salonlarında anılarımızı tazeledik. Kıbrıs, ömrümüzün bir aynasıydı, çünkü "yavru vatan"ımızdı...

3-4 yıl kadar önce hem Kıbrıs'ı gördüm, hem Yunanistan'ı... İki ülkede de gördüğüm iki sahne, yıllardır Kıbrıs sorununun niye çözümlenemediğinin ipuçlarını taşıyordu bir anlamda...

Birincisi Kıbrıs'tan Girne-Lefke güzergında, ilk çıkarmanın olduğu "Karaoğlan" mevkiinde, bir "Barış Müzesi" vardı. Müzenin nesneleri ise "Barış harekatı"ndan kalmış ve çürümüş birkaç tank, cemse, cip...

İkincisi Yunanistan'dan Selanik-Dedeağaç yolu üzerinde, her kilometrede bir Kıbrıs haritası... Kuzey kesimi kanlar içinde ve üzerinde bir yazı "Kıbrıs'ı unutmayacağız."

Birkaç gündür bu sahne değişmiş görünüyor. Berlin duvarının yıkılması misali, terke mecbur bırakılmış evler ziyaret ediliyor, komşular sorup soruşturuluyor her iki kesimde de...

Mehmet Altan'ın "Gündem Yayınları" arasında çıkan "Kıbrıs Diye Bir Ada" kitabını okuyup bitirdiğimde işte bütün bunlar geçti ömrümün muhasebesinden... Altan, birinci bölümde geçmişten günümüze "Kıbrıs sorunu"na neşter vururken, ikinci bölümde 13 Nisan 2001'de katıldığı "Kıbrıs, Türkiye, AB İlişkileri ve Etkileşimleri" başlıklı konferansın tam metnini veriyor. Üçüncü bölüm ise Annan planının neler önerdiğinden meydana gelmekte...

Altan'ın çalışması Kıbrıs'ta neler olduğunun ve bundan sonra neler olacağının anlaşılması için bir anahtar niteliğinde... "Kıbrıs Diye Bir Ada" kitabının bir özelliği de bizzat kendisinin "Kıbrıs sorunu" ile benzerlikler taşıması... Mehmet Altan'ın hem konuştuğu, hem yazdığı oldukça anlaşılır, ama bu kitabında "yayınevi"nden kaynaklanan o kadar çok dizgi yanlışı var ki meram edileni anlamak mümkün değil...

Refik Durbaş, Sabah
28.04.2003