|
İsrail'in Filistin'i
işgali, Şaron'un Arafat'ı sıkıştırıp onurunu kırmaya çabalaması,
aç, susuz bırakması, Türk halkından büyük tepki görüyor.
Görüntüler yansıdıkça bu tepki daha
da büyüyor. Teslim olmuş insanların kulaklarına sıkılan kurşunlarla
yargısız infaz edilmeleri, çocukların tek kurşunla kanlar içinde
yere serilmeleri, İsrail'in operasyonunu vahşete dönüştürmüş durumda...
İşin siyasi yönü bir tarafa...
İnsanlık yönü tartışma götürmeyecek
bir biçimde İsrail'e, "dur" denilmesini, bu vahşetin en
sert biçimde kınanmasını ve önlenmesini gerektiriyor.
Bu görüntüler kafa karışıklığına izin
verecek görüntüler değil. Bu nedenle de olaya, diplomasideki, "karşılıklılık"
esasıyla bakmak doğru değil. "Sen, benim insanım vahşete maruz
kalırken bizi desteklemedin, ses çıkarmadın, o halde ben de şimdi
senin insanlarına yapılan vahşete, istesem ses çıkarmam; ama insanlık
bende kalsın, hadi çıkarıyorum" gibi bir yaklaşım yakışık almaz.
Çağdaş insan hiçbir şekilde vahşete
seyirci kalamaz. Tepkisiz kalamaz. Nedeni ne olursa olsun, vahşeti
yapan kim olursa olsun, vahşete uğrayan kim olursa olsun, tepki
gösterilmelidir.
Elbette, biliniyor...
Arap ülkelerinin, Türkiye'nin ulusal
sorunlarında gerekli ilgi ve desteği göstermedikleri. Destek bir
yana çoğu kez Türkiye'nin karşısında yer tuttuklarını. Sınır komşumuz
Arap ülkesinin yıllarca terör örgütünü koruyup, geliştirip Türkiye'nin
üzerine saldığını...
Bunlar gerçek. Ama bu gerçekler de,
Türkiye'nin ve Türk halkının, Filistin halkına ve liderine uygulanan
vahşeti görmezlikten gelmesine neden olamaz, olmamalı. Tıpkı terör
olaylarıyla canlarından olan, terör vahşetine uğrayan İsraillileri
görmezlikten gelemeyeceği gibi...
Bugün konu Türk - Arap ilişkileri,
Türkiye - Suriye sorunları değil. Sorun, Filistinlilere uygulanan
ve artık vahşet ölçüsüne varmış olan saldırıdır.
Bunun durdurulması için bütün dünya
elinden geleni yapmalıdır.
Türk halkının tepkisi giderek büyüyor.
Böyle bir zamanda Türkiye'nin İsrail'e
tank modernizasyonu projesini vermesini ve bunun olaylar sürerken
imzalanmış olmasını da halkın benimsemediği, onaylamadığı, içine
sindiremediği de gerçektir.
Türkiye'nin uzun vadeli stratejik
çıkarları açısından, Yunanistan'la askeri güç dengesi açısından
projenin zorunluluğu olduğu yetkililerce açıklanmış olsa bile, bu
açıklamalar da kamu vicdanını rahatlatmaya yetmemiştir.
Türkiye de İsrail'i durdurmak için
elindeki her türlü olanağı ve aracı kullanmalıdır.
Vahşete, karşılıklılık esasıyla bakılamaz...
Fikret Bila
Milliyet; 03.04.2002
|