Bir politika aranıyor
 

TÜSİAD'ın ABD temsilcisi Akyüz: Türkiye'nin Ortadoğu politikası yok

Abdullah Akyüz
Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı dün Amerika'ya gitti. Gazetelerden öğrendiğimize göre, Amerika'da kısıtlı sayıda yetkiliyle görüşebilecek. Türkiye bir süredir Amerika ile zaten müsteşar düzeyinin üstünde bir resmi ilişki de kuramıyor. Dışişleri Bakanımızın, Başbakanımızın Amerika'ya gitmesi söz konusu bile değil. Müsteşarımıza da tabii dar kapsamlı bir program sunuluyor. Buna karşılık, Amerika'yı yeni ziyaret eden TÜSİAD heyeti, aralarında Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz'in de bulunduğu daha geniş bir kesimle görüşme yapabilme imkânına kavuştu. TÜSİAD'ın bu ziyaretiyle, Amerikalı yöneticilerin Türkiye'ye bakışını birinci elden öğrenme imkânı sağlandı. Irak sorunundan sonra Türkiye'nin Ortadoğu'da Amerika ile daha başka ne tür sorunları olabileceğinin işaretleri görüldü. Türkiye'nin Amerika açısından hangi alanlarda önemini kaybettiği saptanabildi. TÜSİAD heyetinin Amerika ziyaretini organize eden ve randevuları alan derneğin Amerika temsilcisi Abdullah Akyüz ile bu ziyaretin içyüzünü konuştuk.


Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal dün Amerika'ya gitti. Basında çıkan haberlere göre, bu ziyarette dar kapsamlı görüşmeler yapabilecek. Bazı randevular hâlâ alınamamış. Halbuki TÜSİAD heyeti Washington'ı ziyaretinde hem Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Grossman'la, hem de Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz'le görüştü. Niye resmi yetkililer, TÜSİAD kadar geniş kapsamlı görüşmeler yapamıyor Amerika'da?
Amerika-Türkiye ilişkilerinde şu anda ciddi sıkıntı yaşanıyor. Amerika'da bugün iki kutuplu yönetim var. Türkiye ise Amerika'yı sadece Amerikan Dışişleri Bakanlığı üzerinden okuyor. Oysa Amerikan yönetimine hâkim
olan Pentagon ile Türkiye arasında ciddi iletişim sorunu var. Şahinler Türkiye ile iletişim kurmada istekli değiller.
Amerikan Dışişleri Bakanlığı 'Türkiye bizim için hâlâ önemli. Size kırgınlığımız var, ama hayat devam ediyor' derken, Başkan Bush'un üzerinde daha etkili olan Pentagon, 'Ben sana kızgınım, şu anda seninle konuşmak istemiyorum' diyor. Türk-Amerikan ilişkilerindeki kırgınlıkların onarılması gerekiyor. Bu noktada Pentagon'un Türkiye'den bazı beklentileri var.
Ne gibi?
Temaslarımız sırasında ortaya çıkan en somut beklenti şu oldu. Amerikalı yetkililer, 'Biz, Türkiye'nin bir Ortadoğu vizyonuna sahip olmasını istiyoruz. Çünkü bizim gündemimiz şu anda Ortadoğu. İran ve Suriye yakında gündemimize gelecekler. Siz de hazırlanın ve yarın size bir şeylerle geldiğimizde pozisyonunuzu net olarak ortaya koyun. Irak'taki gibi kararsız kalmayın. Ne yapacağınızı, nereye kadar gideceğinizi bize baştan söyleyin' dediler.
Amerika, Türkiye'nin Ortadoğu politikasını bilmiyor mu?
Bilmiyor. Ben de bilmiyorum, TÜSİAD da bilmiyor. Türkiye'nin bir İran, Suriye ve Irak politikası yok. Bunlar bizim komşularımız. Bu bölge nereye gidiyor? İran bir nükleer program başlatmışsa, bundan sadece Amerika mı rahatsız oluyor? Bizi bu sorun ilgilendirmiyor mu? Biz yıllarca, 'İran bize devrimini ihraç ediyor. Hatta bazı aydınlarımızın öldürülmesinde
İranlı unsurların parmağı var' dedik. Fakat ardından bir generalimiz çıktı, 'AB ile ilişkileri bırakalım, İran, Rusya ve ABD ile ilişki kuralım' dedi. İran bizim için nerede duruyor? Dost mu, düşman mı? Bunlar bizim için de belli değil. Şu da var...
Ne var?
Amerika da henüz İran ve Suriye'yle ilgili planını netleştirmedi. Türkiye'den ne istediğini somut olarak o da bilmiyor. Ama şu var. Türkiye'nin Ortadoğu politikasının kendi politikasıyla olabildiğince örtüşmesini istiyor.
Irak'ta politika örtüşmedi. Amerikalılar, net olarak sadece Filistin-İsrail sorunuyla ilgili konuşuyorlar. 'Barış sürecine destek olmak istiyorsanız, Arafat'ı dışlayın' diyorlar. Başbakan Mahmut Abbas'a güç verilmesini istiyorlar.
Türkiye'nin başbakanı İsrail'i ziyaret edecek ve Arafat'la görüşmeyecek. Bunu mu istiyorlar?
Evet. Türkiye bunu yaptığı anda çok mutlu olurlar.
TÜSİAD heyeti Musevi lobisiyle de görüştü. Musevi lobisiyle görüşmelerden ortaya ne çıktı peki?
Onlar çok tepkiliydi. Bizim ziyaretten bir hafta önce Türkiye'yi şiddetle
eleştiren bir basın bülteni yayımlamıştı zaten. Kendi bakanları Türkiye'yi ziyaret ettiği halde, Türkiye'nin Başbakanının, Dışişleri Bakanı'nın İsrail'e gitmemesini, İsrail'e ilginin gösterilmemesini eleştiriyorlar. Türkiye'nin İran ve Suriye ile yakın ilişkiler içinde olmasını, Abdullah Gül'ün Arap ülkelerinde dolaşmasını ve tezkerenin geçmemesini tenkit ediyorlar. 'AKP Türkiye'yi nereye götürüyor? İsrail-Türkiye ilişkilerinde uzaklaşma mı yaşanacak?' kuşkuları var. Bu kuşku, AKP seçimi kazandığında da onlarda vardı. AKP' nin son adımlarından sonra iyice paniğe kapıldılar. Musevi lobisinin, rahatsızlıklarını dile getirişindeki üslup, rahatsızlığın çok büyük olduğunu gösteriyor. AKP'den rahatsızlar esas olarak.
Amerikalı yetkililer, görüşmeler sırasında TÜSİAD'a başka neler söyledi?
Türkiye'nin Amerika için öneminin hâlâ vurgulandığını gördük. Çünkü
Amerika'nın Irak'ta kendisini rahat hissedebilmesi, Irak'ın istikrar kazanması uzun zaman alacak. Bu açıdan Türkiye'nin varlığı ABD için önemli.
Türkiye, Amerika açısından geçmişte askeri yönden çok önemliydi. Türkiye'nin önemi hâlâ askeri mi?
Hayır. Türkiye bölgede istikrarıyla ve model olma rolüyle önemli.
'Ortadoğu'yu şekillendireceğim. Bölgede demokrasiyi geliştireceğim' diyen bir Amerika'nın tercihi, askeriyle siyasetçisi kavga eden, ekonomisi krizden krize giren, sosyal patlamalar yaşayan istikrarsız bir Türkiye değil. Amerika, AB yolunda ilerleyen, demokratikleşen, asker-sivil çatışması yaşamayan, ekonomisi istikrarlı bir Türkiye istiyor. Bunun mesajları bize çok açık verildi. Bize, Türkiye'nin askeri yönü değil, daha çok siyasi ve ekonomik yönü vurgulandı.
Sizce niye böyle oldu?
Türk-Amerikan ilişkilerinde en ciddi zedelenme askeri ilişkilerde yaşandı. Oysa Türk-Amerikan ilişkileri bugüne kadar güvenlik eksenli bir ilişkiydi. Yani iki tarafın askerinin ilişkisiydi. Şu anda en ciddi sıkıntı işte bu ilişkide yaşanıyor. Mesela, 'İncirlik'ten kovulduk' diyorlar. Onların anlattığına göre, Irak savaşı bitince bizimkiler 'Hadi buyurun' demişler. Kuzeyden keşif uçuşları, izni pat diye kesilmiş. 'Bizi niye bu kadar hızlı kovma ihtiyacı duydular' diye büyük alınganlık var Amerikan tarafında. Ayrıca Amerikalı yetkililer şöyle düşünüyor. 'Türkiye'de sistemin bütün unsurları Amerika'nın karşısında yer aldı. Muhalefet de, Cumhurbaşkanı da, asker de, AKP de... Belki AKP yönetimi bize karşı değildi ama o da sonuçta grubuna hâkim olamadı' diyorlar. AKP'ye yönelik açık bir eleştiri getirmiyorlar.
Peki İran'a savaş açmayı düşünüyorlar mı?
Bu konuda hiçbir netlik yok, ama
Irak'ta konuşlandırılmış 170 bin ABD askerinin verdiği güçle, şahinler içindeki güçlü bir azınlık İran'ın da üzerine gitmek istiyor. Hatta şu anda İran, Suriye'ye göre öncelikli görünüyor.
Türkiye'nin İran ve Suriye ile ilişkisini nasıl değerlendiriyorlar?
Erbakan döneminde İran'la yapılan gaz anlaşmasıyla ilgili zaten rahatsızlık
vardı. Son dönemde ise Abdullah Gül'ün Suriye'ye gitmesi, İran Dışişleri Bakanı'nın Türkiye'ye gelmesi, komşu ülkeler olarak Irak konusunda istişare içindeyiz mesajları verilmesi şahin kanatta ciddi soru işareti uyandırdı. Bunlar tehlikeli bulundu.
Richard Perle, geçenlerde "Eğer Türkiye, İran ve Suriye konusunda ABD'nin politikalarını desteklemezse, Türk-ABD ilişkileri felaket olur" dedi. Buna benzer sözleri Washington'da başkalarından da duydunuz mu?
Şahinlerin bir kanadı bu beklentide. Bize kesinlikle bu şekilde söylenmedi. Perle resmi sıfatı olmadığı için açık konuşmuş. Ama hava bu yönde.
Sizce Amerika, Türkiye'yi gözden çıkarmaya mı hazırlanıyor?
Hayır. Şahinler de gözden çıkarmaya hazırlanmıyor. Türkiye'nin işadamlarıyla, basın mensuplarıyla iletişim kurdular. İletişimi koparmak gibi bir niyetleri yok. Sadece bir kızgınlık var.
Ama durum bir ay öncesine göre daha iyi. Hem Amerika, Türkiye'yi gözden çıkaramaz Çünkü bu onun menfaatine değil. Türkiye'nin bir istikrarsızlığa sürüklenmesi, Ortadoğu'daki Amerikan aleyhtarı unsurları daha da güçlendirir.
Biz, Irak savaşında Amerika'nın Türkiye'siz savaşa giremeyeceğini düşünüyorduk. Ama Amerika'nın bir B planı çıktı ortaya ve Türkiyesiz savaştı. Şimdi de Ortadoğu'da Türkiye'siz yapamayacağını düşünüyoruz. Amerika'nın Türkiye ile de ilgili bir B planı var mı, Türkiye'yi tümden dışlayan bir Ortadoğu planı hazırlamış olabilir mi?
Olabilir. Türkiye'den bağımsız operasyon yapabilir. Eğer Türkiye 'Ben Ortadoğu ile ilgilenmiyorum. Ben Batı'ya bakıyorum. Sen ne yaparsan yap, benden hiçbir destek gelmez' derse, ki diyebilir, Amerika da ona göre bir plan geliştirmiş ya da geliştiriyor olabilir.
Peki, sizce Türkiye Amerika'yı gözden çıkardı mı? Bizim Amerika'sız bir planımız var mı?
Hayır. Şu anda Türkiye, ilişkiyi onarmaya çalışan taraf konumunda. Hükümet kesinlikle buna çaba gösteriyor. Asker açısından bilemiyorum. Türkiye Amerika'yı gözden çıkaramaz. Çünkü şu anda bir alternatifi yok. AB üyesi olsak bile ABD dünyanın süper gücü. Üstelik bizim için askeri olarak da çok önemli. Bugün ordumuz tamamen Amerikan silah sanayine bağımlı. Bugünden yarına silahlarınızı dönüştüremezsiniz. Çok ciddi yatırım yapıldı.
Ayrıca Amerika bizim komşumuz. Bölgemizdeki çoğu ülkeyle ilgisi var.
Amerikalılar Türkiye'nin Kuzey Irak politikasını nasıl karşılıyor?
Amerikalılar, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta soruna değil, çözüme katkıda bulunan ülke olmasını bekliyorlar. Türkiye ise Irak'la ilgili politikasını sadece Türkmenler üzerinden yapıyor görüntüsü veriyor. Amerikalı yetkililer, 'Biz kesinlikle Kürt devleti kurdurmayacağız. Kuzey Irak'tan Türkiye'ye terörist eylem yapılmasına izin vermeyeceğiz. Türkiye bu süreçte, Kuzey Irak'a müdahale etme çabalarına girerek, Türkmenler üzerinden birtakım operasyonlar yapmaya çalışarak bizim elimizi zayıflatmamalı. Türkiye'nin Kürtleri dışlayıp Türkmenleri ön plana çıkarma gayretlerini anlayamıyoruz' diyorlar. Güya, Türkmenlerin silahlandırılmasına ilişkin birtakım şeyler olmuş. 'Böyle olaylarda birtakım sivil insanlar dolaşıyor. Sonra alıyoruz ki bunlar TSK mensuplarıymış' diyorlar. Bunları geçmişe ilişkin olarak söylüyorlar. Türkiye ne Kürtlerin ne de Türkmenlerin tahrikine kapılmadan, Kuzey Irak'taki sorunları müttefikiyle ilişkilerini sürdürerek halletmeli.
Türk askerinin Kuzey Irak'ta kalmasına izin verecekler mi peki?
KADEK'in Kuzey Irak'ta yaşamasına izin vermeyeceklerini ve Iraklı Kürtler üzerinde bu konuda baskı oluşturduklarını söylüyorlar. Türk ordusunun Kuzey Irak'ta bulunmasının sebebi PKK ve göçtü. Amerikalılar, 'Bunlar ortadan kalkacak ve biz de o zaman Türk askerinin çekilmesini isteyeceğiz. Kuzey Irak'ta Türk askerinin varlığı Kürtlerde çok büyük tepki yaratıyor. Bize Kürtlerden rahatsızlık olarak neler geliyor neler. Onları sürekli frenliyoruz. İki tarafın arasında kaldık' diyorlar.
Eğer Türkiye tezkereyi kabul etseydi ve Amerika'ya Kuzey Irak yolunu açsaydı, Amerika'nın daha değişik bir Kuzey Irak politikası mı olacaktı bugün?
Olmayacaktı. Bugün İngiltere bile masada sözünü dinletmekte zorlanıyor. Çünkü şahinler tartışarak karar almayı bilmiyor. Onlar sadece kendi kararlarını tebliğ ediyor. Ama tezkere geçseydi, bir sürü Türk firması şimdi Irak'ta iş yapıyor olacaktı. Türk firmalarına doğrudan ihale verilecekti. Pentagon'un, 'Türk firmalarına taşeron olarak da iş verilmeyecek' diye ihale verdiği Amerikan şirketlerine telkinde bulunduğunu çeşitli kanallardan duyduk. Görüşmelerimizde bu konuyu ilettik. 'Sizin Irak'ta insanlara bir an önce bir şeyleri sunabilmeniz lazım. Bunu da en hızlı, en ucuza Türk firmalarıyla sunabilirsiniz' dedik. Bu ziyarette bize, 'Size iş vereceğiz' sözü çıkmadı ama vermeyeceğiz de denmedi. Hazine Bakanlığı'nda 'Irak'ta gıda parekendeciliği konusunda bize destek olabilecek Türk firmaları var mı' diye soruldu. Bu da gösteriyor ki, bir yerlerde birileri de iş yapmaya hazır. Engellemeler kalkacak. Ama bir direnç de var tabii.
Türkiye'nin Irak'a asker göndermesi konusunda ne diyorlar peki?
Pentagon yetkilileri, 'Şu anda değil ama bunu düşünüyoruz. Bağdat ve güneydeki barış gücüne Türk askerinin katılmasını tartışıyoruz. Türkiye ile belki bunları konuşacağız' dediler.
Amerika bir yandan demokrasiyi desteklediğini söylüyor, bir yandan da 'öncü rolünü oynamadı' diye bizim orduya kızıyor. Kendi ülkelerinde Amerikan ordusu 'öncü rolünü' oynuyor mu?
Tabii ki oynamıyor.
Demokrasi düşkünlüğü ile 'ordunun öncü rolünden' söz etmek arasındaki
çelişkiyi konuşma imkânınız oldu mu Amerikalılarla?
Bu görüşmeler sırasında konuşulmadı. Ama ben rutin temaslarım sırasında konuşuyorum. Bir kısmı bunun çelişki olduğunu kabul ediyor. Bir kısmı da Türkiye'nin koşullarına ve geçmişte yaşananlara bakıldığında böyle bir beklenti içinde olmamız normal diyor.
11 Eylül travması ile Başkan Bush'un kişisel özellikleri yan yana gelince Amerika bütün dünyada biraz fazla kendini beğenmiş ve küstah bir portre çizmeye başladı. Bu tavır bütün Amerikan görevlilerinde görülüyor mu?
Hayır. Bu Başkan Bush'ta, şahinlerde ve belli bir kesimde var. 'Benim gibi düşünmüyorsan, karşımdasın' tavrı bu. Dışişleri bakanlığı çevrelerinde
'Amerika dünyayı tek başına yönlendirmemeli, müttefiklerimizle ilişkilerimiz zedeleniyor' diyenler var ama onlar yönetimde etkili değiller.
Amerika, Türkiye'nin Avrupa üyeliğini destekliyor mu?
Evet. Görüşmelerde bu vurgulandı. 'Desteğimiz sürecek. Biz istikrarlı bir Türkiye arzuluyoruz' diyorlar. Ama bugünkü gerginlikler sürdüğü takdirde aktif hiçbir destek gelmeyebilir.

Neşe Düzel - Abdullah Akyüz ile Söyleşi, Radikal
16.06.2003