| |
İran'daki gelişmeleri dikkatle izleyin.
Çünkü bir "ilk"e imzasını atacak Medyatik halk ayaklanması
deneyi dünyada ilk kez orada sahnelenecek.
Aslında İran böyle bir deney için ideal ortama sahip. Çünkü İslam
ihtilali de büyük ölçüde iletişim çağının ilk ürünleri sayesinde
gerçekleştirilmişti. Ayetullah Humeyni'nin on beş yıllık sürgünde
yaptığı konuşmalar, verdiği demeçler banda alınır, milyonlarca adet
çoğaltılarak İran'a sokulur, dağıtılırdı. Her camide, her çarşıda
halka dinletilen ve "isyan" çağrısı yapan bu kasetlerle,
İranlılar'ın mücadele ya da başkaldırı duyguları kamçılandı. 1979
Şubat'ında Humeyni İran'a döndü. Devamını biliyorsunuz...
İşte o kasetlerin devirdiği eski rejim, şimdi çok daha gelişmiş
medya araçlarıyla intikam hesapları yapıyor. Tahran'da geçen hafta
Salı'yı Çarşamba'ya bağlayan gece, topu topu üç bin üniversite öğrencisinin
yüksek öğretimin özelleştirilmesi planlarına karşı yaptıkları masum
protestonun, iki saat sonra halkın da katıldığı, rejim karşıtı dev
bir gösteriye dönüşmesi de onların eseri.
İzninizle bir parantez açıp "onlar"ı tanıtalım NITA (İran
Ulusal TV), İran TV, Tapesh, Pars TV... Bu kanalların hepsi de ABD'den,
California eyaletinden yayın yapıyor. Çoğu Humeyni tarafından 1979'da
devrilen Şahlık rejimi yanlısı. Üç yıl önce yayın hayatına girdiler.
Programları, İran'da yasaklı pop müzik yıldızlarının klipleri, İran'dan
da izleyicilerin telefonla katıldıkları Talk-Show'lar ve fi tarihinden
kalma siyah-beyaz filmlerden oluşuyor. Ve tabii İran'daki gelişmelere
ilişkin açık oturumlara da bol bol yer veriliyor.
İranlılar'ın, özellikle İslam Cumhuriyeti'nin yasaklığıyla büyümüş
ve "artık yeter" diyen genç kuşağın çanak antenler sayesinde
tiryakisi oldukları bu kanallar, geçen hafta Salı'yı Çarşamba'ya
bağlayan gece, Tahran Üniversitesi yurtlarındaki protestoyu haber
alır almaz bire bin katarak, neredeyse canlı yayına geçtiler. Onları
izleyen onbinlerce Tahranlı da protestocu gençlere el vermek için
bir anda üniversite kampüsüne akın etti. Küçük, masum bir gösteri,
bu şekilde mollaların uykularını kaçıran bir meydan okumaya dönüştü...
Bir kez korku çemberi kırılmaya görsün. Şimdi her gece Tahran'da
gösteri var. Ve gösteriler devam ederken herkes nefesini tuttu,
9 Temmuz'daki yine Tahran Üniversitesi'ndeki kanlı olayların dördüncü
yıl dönümünü bekliyor.
Önemli rapor
Ancak bugün ya da yarın daha önemli bir gelişme olacak Uluslar arası
Atom Enerjisi Ajansı, İran raporunu açıklayacak. Basına sızdığı
kadarıyla raporda, İran'ın, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme
Anlaşması'nı ihlal ettiği bildiriliyor.
Bizzat Ajans Başkanı -Mısırlı- Muhammed El-Baraday'ın denetimlerine
dayanan raporda, deniyor ki, "İran atom bombası yapma teknolojisine
sahip olmak üzere..."
İşte ABD için "dumanı tüten silah", yani "suçüstü"
kanıtı... Ve işte İran'daki gelişmeleri hızlandırmak isteyenlere
bir fırsat ve bir gerekçe...
Raporun ayrıntılarını bir başka yazıda anlatırız; nasıl olsa yaz
aylarının baygın gündemi "İran krizi" sayesinde hareketlenecek.
Ama şu soruya şimdiden cevap aramakta fayda var İran'ın askeri nükleer
güce, yani kitle imha silahlarına sahip olması, neden sadece ABD'nin
derdi sayılıyor?
Türkiye'nin de, aralarındaki 400 yıllık güç dengesini değiştirmeye
çalışan komşusuna karşı net ve kararlı bir tutum belirlemesi gerekmiyor
mu?
Ne dersiniz...
Erdal Şafak, Sabah
16.06.2003
|