|
Sevgili okuyucularım, Türk milleti olarak şu
olaylardan artık ders alalım. Geçmişi iyi bilelim. Terörü kimlerin,
hangi ülkelerin başımıza bela ettiğini iyi görelim. Bunu sadece
günümüze bakarak değil, geçmişi de unutmadan belleklerimize kazıyalım.
Türkiye'nin başına musallat edilen terör belası, 1960'lı yılların
sonunda tezgáhlanmaya başladı.
Her örgütten teröristler Filistin'de, El Fetih kamplarında silahlı
ve silahsız eğitim aldı.
Şimdi bir dinci gazetede yazan ve Filistin'de Zekeriya kod adıyla
‘‘eğitim’’ gören Cengiz Çandar isimli şahıs, bu işlerin birinci
elden tanığıdır.
Silahlı sol örgütler, PKK, Hizbullah ve diğerleri, buralarda üslendiler
ve ilk palazlanma Filistin kamplarında gerçekleşti. Yaser Arafat
ah bunları bir anlatsa!
Dahası var. Türkiye'ye 1980'li yıllarda kan kusturan, yurtdışında
nice diplomatımızı şehit eden, ayrıca Türkiye'de eylemler koyan
Asala isimli Ermeni terör örgütünün merkezi ve eğitim kampları da
Lübnan ve Filistin'de idi.
* * *
Filistin, Lübnan, Suriye, İran ve Irak...
Bu ülkelerden beslenen ve palazlanan terör, canımızı gerçekten yaktı.
Kendi işlerine gelince ‘‘Müslümanlığı’’ ön plana çıkaran bu ülkeler,
kendi dindaşları Kıbrıs'ta kıyıma uğrar ve Anadolu'da terörle toprağa
düşerken, ya Rumlara, ya da terör örgütlerine el uzatıp destek verdiler.
Sadece bunlar değil.
Ne acıdır ve insanlık adına ne utanç vericidir ki, Ortadoğu'daki
bu ülkelere sonraki yıllarda bazı AB ülkeleri de eklendi.
Kendilerini ‘‘uygar’’ olarak tanımlayan bu ülkeler ‘‘bana dokunmayan
yılan bin yaşasın’’ anlayışıyla, PKK'ya arka çıktılar, beslediler,
yedirip içirdiler.
Bilanço ortada!
Türkiye yıllardan beri terörle boğuşuyorsa, on binlerce insanı bu
pislik yüzünden can vermişse, bunun sorumlusu Filistin, İran, bazı
Arap ve AB ülkeleridir.
Bu gerçekleri bilelim. Başımızı devekuşu gibi kuma gömüp atraksiyon
yapmayalım, kraldan fazla kralcı olmayalım, işgalci İsrail'i kınayalım
ama madalyonun çok önemli olan öbür yüzünü görmezden gelmeyelim.
Medya rüzgárlarına kapılıp da, yeterli tarih bilgisi olmayan genç
kuşakları yanıltmaya kalkışmayalım.
* * *
Birkaç günden bu yana bir medya rüzgárı daha estiriliyor. Bu rüzgár
DYP'yi de yanına alan şeriatçı partilerden kaynaklanıyor.
‘‘İsrail'e verdiğimiz tank yenileme ihalesini iptal edelim.’’
Neden iptal edeceğiz? İsrail-Filistin çatışması yüzünden!
Peki ama 700 milyon dolara yaklaşan bu ihalede bir yolsuzluk, üçkağıt,
vurgun, rüşvet var mı? Veya bu ihale gereksiz mi? Ya da, daha iyi
teklifler varken, onları gözardı ederek mi İsrail'e vermişiz?
Eğer öyleyse, derhal iptal edelim ve yapanlardan hesap soralım.
Değilse, boşuna konuşmayalım. Bu bir ticari iştir, güvenlik konusudur.
Türkiye'nin çıkarı neredeyse, ortada bir yanlış olmadığı sürece,
ihale oraya verilir.
Böyle ucuz siyaset yapılır mı?
Emin Çölaşan
Hürriyet; 04.04.2002
|