|
M-60 tanklarının modernizasyonu tartışmasının
bugün geldiği noktadan, tartışmayı aylar önce başlatan kişi olarak
çok mutlu değilim.
Çünkü IMI ile yapılan modernizasyon anlaşmasının
‘‘zamanlamasına’’ kilitlendik.
Gerçi ‘‘zamanlama’’ yanlışlığı konusunda da ilk uyarı benden geldi
ama yanlış olan sadece zamanı değil, anlaşmanın ‘‘içeriği’’.
Bunu aylar önce yazdım, bir kez daha özet olarak tekrarlayayım.
Aylar boyu bu meseleyi görmezden gelen ve bu hafta içinde konuya
dahil olmayı tercih eden bazı meslektaşlarım ‘‘fiyat’’ meselesine
takılmışlar.
Ben orada değilim.
Fiyat bir unsur ama ilk unsur değil.
Aslolan bu işin nerede ve kim tarafından yapılacağı, yerli katkı
oranı ve anlaşmadaki ‘‘off set’’ miktarı. Yani modernizasyon bedelinin
ne kadarının Türk malı ‘‘ihracı karşılığı’’ ödeneceği.
IMI ile yapılan anlaşmada ‘‘yerli katkı oranı’’ belirli değil.
Tankların modernizasyonu Kayseri'de yapılacak ama kullanılacak malzemenin
bence tamamı dışarıdan gelecek. Çünkü anlaşma, hangi parçaların
Türkiye'de yapılacağını, bunların toplam maliyetteki oranının ne
olacağını ‘‘açıkça’’ belirlemiyor ve bunu İsrail firmasının ‘‘paşa
gönlüne’’ bırakıyor.
Ben demiyorum ki, bu iş İrail firmasıyla yapılmasın. Ama kiminle
yapılırsa yapılsın, yerli katkı oranları belirlensin ve anlaşmaya
‘‘net bir biçimde’’ yazılsın.
Yazılsın ki, Türk Savunma Sanayii de gelişsin, öğrensin ve gelecekte
bu tip projelere imza atabilsin. (Bunun nedenini de anlatacağım.)
Bir diğer önemli mesele ise anlaşmadaki ‘‘off set’’ bölümü.
Yani ödemenin önemli bir kısmının İsrail'in Türkiye'den mal alması
şeklinde ödenmesi, yurtdışına para değil, ihraç malı çıkması.
Bu tip büyük ihalelerde ‘‘off set’’ çok kullanılan bir yöntem.
Savunma Sanayii Müsteşarlığı, IMI ve İsrail ile bu işe başlarken,
Türkiye'nin bu projedeki ödemenin büyük bölümünü ‘‘su’’ ile yapması
planlanıyordu. Görüşmeler de bu şekilde yürütülüyordu.
Politik gerekçeler dışında IMI'nın en önemli kozu buydu.
Ancak aylar önce, yine bu köşede belgeleriyle ortaya koydum ki,
anlaşmanın off set bölümü İsrail tarafından reddedilmişti ve ‘‘su
karşılığı tank’’ yoktu.
Peki bu iptal edilen bölüm ne olacak? Off set anlaşması yerine ‘‘çil
çil’’ dolar mı vereceğiz?..
Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nda bu projenin başına geçenler niye
bir bir istifa ediyor?..
Madem bu proje ülke için bu kadar iyi, Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nda
vatan hainleri mi vardı?
Onlar mı gidiyor?
Modernize edilecek daha çoook tank var
BEN aylar önce tank modernizasyon projesi anlaşmasını eleştirmeye
başladığımda öne sürdüğüm gerekçelerin hepsi hálá çok taze.
Bunların bence en önemlisi, ulusal savunma sanayiinin bilgi birikiminin
artmasına imkán sağlanması.
İsrail ile yapılan anlaşmada benim en çok takıldığım nokta bu.
Nedenini anlatayım.
Bu iş Türkiye için büyük bir gider kaynağı iken, müthiş bir gelire
dönüşebilir.
Yani iş Türkiye'nin bu aşamada modernize edeceği 170 tankla sınırlı
olsa ve bütün fatura 700 milyon dolarla kapansa mesele yok. (Bu
fatura 1 milyar dolardı. Benim eleştirilerden sonra 300 milyon dolarlık
bir tasarruf sağlandı.)
Ama Türkiye'nin modernize edeceği tank sayısı 170'le sınırlı değil.
170 tank ilk paket. Sonrası gelecek. Türkiye'deki toplam M-60 sayısı
900.
Hepsi modernize edilse, yaklaşık 4 milyar dolarlık bir pasta.
Üstelik Ortadoğu bölgesinde modernize edilecek M-60 sayısı Türkiye'nin
elindekilerle sınırlı değil. Mısır ve hatta Suudi Arabistan'da çok
sayıda M-60 var bunlar da ‘‘modernize edilmeyi’’ bekliyor.
Tam sayı vermek gerekirse Suudiler'de 600, Mısır'da 2000 M-60 var.
Mısır'ın ve Suudilerin, M-60'larını İsrail'e modernize ettirmesi
düşünülemeyeceğine göre, Türk savunma sanayiinin modernize edebileceği
veya modernizasyonuna ortak olabileceği 2600 adet M-60 söz konusu.
Aylar önce bu pastayı 13-14 milyar dolar olarak hesap etmişim.
Yani bu işin teknolojisini Türkiye ile ortak geliştirmek İsrail'in
de lehine.
Ama bakalım bunun kim, ne zaman farkına varacak.
Fatih Altaylı
Hürriyet; 04.04.2002
|