Kemal’in gölgesi
 

HANİ 'dudağım uçukladı' derler ya, işte bana da aynen öyle oldu. Önceki günkü 'Hürriyet'te okuduğum inanılmaz haberi kastediyorum. Mesele şu:

* * *

EFENDİM, güneş ışığı yılın belirli bir döneminde, Ardahan'a bağlı Damal ilçesinin Yukarı Gündeş köyündeki Karadağ'a belirli bir açıdan yansıyormuş.

Ve tepe sırtlarında da profilden Atatürk'ü andıran bir siluet oluşuyormuş.

Bu tür asto - atmosferik olaylara dünyanın her yerinde ve farklı grafiklerle raslanır.

Neyse, Damal Belediyesi de yukarıdaki ışık takviminden yola çıkarak o mıntıkada, 'Atatürk'ün İzinde ve Gölgesinde' diye bir şenlik düzenlemiş.

Tesadüf ya, tam siluet netleşirken de dağdan bir hayvan sürüsü geçmez mi?

Aman efendim aman, Şenlik'te hazır bulunan CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt küplere binmiş ve yukarıdaki durumu 'ihanet' olarak yorumlamış.

'Saylav', 'Burada hayvan otlatılması büyük terbiyesizliktir. Bugüne dek bu 'mucize'nin (!) çıktığı Karadağ neden koruma altına alınmadı' diye buyurmuş.

* * *

BUYURMUŞ ama, bana sorarsanız aslında az bile demiş.

Ben Öğüt'ün yerinde olsaydım, önce 'Atatürk'ü Koruma Kanunu'nun filanca maddesi uyarınca, sürüyü otlatan o çoban hakkında suç duyurusunda bulunurdum.

Sonra da, sığır, koyun, keçi, cürmü işlemiş tüm hayvanların derhal mezbahaya sevkedilerek kör testereyle kıtır kıtır gırtlaklanmasını talep ederdim.

Mendeburlar, siz ne hakla Mustafa Kemal Atatürk'ün 'mucizevi' (!) suretinin düştüğü çimlerde otlar ve de üstelik pis ayaklarınızla orada tepişirsiniz ?

Hadi yallah kasap bıçağı altına ve 'hain' kelimesi bile size kompliman sayılır.

* * *

ŞAKA bir yana, yukarıdaki traji-komik olay benim gibi sizi de ürkütmüyor mu ?

İnanılmaz bir totaliter ideolojiyi bir o kadar inanılmaz bir 'mistisizm'le birleştiren bu ruh hali, bu düşünce sistametiği, bu tapınma içgüdüsü, benim bildiğim kadarıyla bir Kuzey Kore'de hüküm sürüyor.

Orada da, Kızıl hanedanın eski reisi Kim İl Sung ve oğlusu Kim Cong İl için göklerden, dağlardan, bayırlardan 'mucize yorumu' çıkartılıyor.

'Diyalektik materyalizm' (!) en köhne ve en ilkel hurafelerle bütünleştiriliyor.

Ve, 'Büyük Kemal'in akılcı ve pragmatik tutumuyla asla ilgisi bulunmamasına rağmen, 'Atatürkçülük' ve 'Kemalizm' diye temcit pilavı gibi önümüze konan şey de aynı hurafecilikten, aynı tapınıcılıktan, aynı putlaştırmadan medet umuyor.

Yakışıklılar yakışıklısı Rumeliliye zerre benzemeyen ve yüzünden düşen bin parça heykeller yontan bir mermerci kalfası, 'tasası çok olduğu için Atatürk hiç gülmezdi' deyip, o hilkat garibesi taşlarını her bir yana diktirtebiliyor. Asto-atmosferik açı sayesinde dağa yansıyan bir gölge ise 'mucize' (!) addediliyor ve orada hayvan sürüsünün otlatıyor olması 'ihanet' (!) sayıyor.

* * *

YETER ve yetti !

'Büyük Kemal'i hurafeleştiren 'Atatürkçü'ler ve 'Kemalist'ler çizmeyi aştı.

Mustafa Kemal Atatürk, seni, tekele aldıkları isminin arkasına gizlenerek seni putlaştıranlardan, tabulaştıranlardan, çirkinleştirenlerden mutlaka özgürleştireceğiz. O 'Atatürkçü'ler (!) ve o 'Kemalist'ler (!) Ardahan'ın Yukarı Gündeş köyündeki Karadağ'a gölge yapmasın, başka ihsan istemez !

Hadi Uluengin, Hürriyet
3.07.2003