'Kızıl Elma' alarmı

 

Polisi alarma geçiren istihbarat

Ülkücüler, İP, bazı sol ve Kemalist grupların katılımıyla gerçekleşecek mitingin "provoke" edileceği ileri sürüldü

Ülkücüler ve İşçi Partililerin bazı sol ve Kemalist grupların katılımıyla yarın Taksim'de planladığı organizasyon İstanbul polisini alarma geçirdi. Polise "Kızıl Elma koalisyonu" olarak nitelendirilen bu birlikteliğin provoke edilebileceği istihbaratı ulaştı. Susurluk skandalının tanıdık isimlerinden emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de bu birlikteliğin perde arkasında olduğu iddia edildi.
"Kızıl Elma" diye adlandırılan birlikteliği başlatan süreç son aylarda hız kazandı. Son olarak Ülkü Ocakları ve İşçi Partili Öncü Gençlik üyesi gençlerin 30 Ağustos'ta "Ya İstiklal, Ya Ölüm" başlığıyla Taksim'de ortak etkinlik düzenlemeye karar vermesiyle gündeme yerleşti.

Görülmemiş koalisyon
İP ve Ülkücülerin yanı sıra Atatürkçü Düşünce Derneği, CHP İstanbul Gençlik Kolları, 68'liler Vakfı, Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği de bu etkinlikte yer alacak. Türk askerinin Irak'a gönderilmemesi için yapılacak eylemde, "Mehmetçik Coni'ye kalkan olamaz" diye haykırılacak.
İstanbul polisini tedirgin eden istihbarat ise, provokasyon endişesi. Etkinliğin İstiklal Caddesi'nde olması ve hafta sonu yoğunluğu, bir süre önce Ankara'daki KESK gösterisinde yaşanan olayların yinelenmesi olasılığı endişeyi artırıyor.
Polis, gruplar arasına sızabilecek provokatörlerin en ufak bir kıvılcımda olayları tetikleyebileceğinden endişe duyuyor. Provokasyonun sonucunun da AB'ye tam üyelik sürecindeki Türkiye için olumlu olmayacağını düşünüyor.

Birlikteliğin ortak düşüncesi
Geçmişte birbirlerinin kanını döken, ortak bir platformda bir araya gelmeleri zor olan bu grupların, Türkiye sorunlarına bakışlarının benzeşmesinin bu birlikteliği doğurduğu dile getirildi.
"Ulusal sağ" ve "ulusal sol" artık birbirine daha fazla yaklaşıyor, birbirlerinin dergilerine görüşler veriyor, ortak mitingler düzenliyor, Türkiye'yle ilgili sorunlarda aynı bakış açılarını sergiliyorlar.
Sağ ve soldaki bu kalemler, özellikle ABD ve AB konusunda benzer tepkiler gösteriyor. ABD ve AB'nin Türkiye'yi bölmeye çalıştığı tezini işliyorlar. Çare olarak da, yeniden "Kuvayı Milliye" hareketine ihtiyaç olduğunun altını çiziyorlar.

'AB Türkiye'yi böler'
"Kızıl Elma Koalisyonu" olarak da nitelendirilen hareketin ilk tohumlarının atıldığı eylemin 23 Şubat 2003'te Abide - i Hürriyet Meydanı'nda, "Denktaş'a Destek" mitingi olduğu kabul ediliyor. Kızıl Elma Koalisyonu, özetle Annan'ın Kıbrıs planına karşı çıkıyor. AB'nin Türkiye'nin bölünmesine yol açacak süreci başlatacağına inanıyor. Son olarak da Irak'a asker gönderilmesine karşı çıkan cephede yer alıyor.
Kızıl Elma savunucularına göre; "Bugün dünün Sakaryasına çekilmiş durumdayız. Artık daha geri gideceğimiz bir yer yok. O bakımdan ister istemez dün değişik kesimlerde olup da bugün Türkiye'de 'önce milli devlet' diyen, 'önce Türkiye'nin çıkarları' diyen aydınlarımız bir araya gelmiştir."

Ortak eylem için el ele

İP Öncü Gençlik, Ülkü Ocakları ve Atatürkçü Düşünce Derneği'nin (ADD) temsilcileri 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın yıldönümünde düzenleyecekleri ortak eylem öncesinde bir araya geldi. İP Öncü Gençlik İstanbul Şube Başkanı Mehmet Perinçek, "Biz, Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği Türk gençliği olarak, onun vasiyeti ve ilkeleri doğrultusunda, ulusumuzun maruz kaldığı büyük tehdide karşı birleşiyoruz" dedi.
Bu üç gençlik örgütünün Türkiye gençliğinin tamamını temsil eder ağırlıkta olduğunu savunan Perinçek, 30 Ağustos'ta "Ya istiklal, ya ölüm" adını verdikleri bir etkinlik düzenleyeceklerini bildirdi. Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanı Levent Temiz de, Türk ordusunun fiilen 6 - 7 yıldır Kuzey Irak'ta olduğunu ifade ederek, ABD adına gitmesini istemediklerini söyledi. ADD İstanbul Merkez Şube Gençlik Komisyonu Başkanı Toros Korkmaz da barış, insan hakları ve demokrasiden yana tutumları dolayısıyla bu birliktelik içinde yer aldıklarını anlattı.

Kızıl Elma nedir?
Nerede olduğu ya da olacağı belirtilmeyerek, yeryüzündeki bütün Türklerin birleşip kuracakları ideal ülke veya bütün Türklerin bir araya toplanması ülküsü.
Hedeflenen amaç üzerinde parıldayan, som altından yapılmış kızıl renkli bir top olarak simgeleştirilen bir hayal ürünü olan "Kızıl Elma", Oğuz Türkleri arasında da dünya hakimiyetinin sembolü olarak kabul ediliyordu.
Kızıl Elma, cihan hakimiyeti ülküsüne bağlı olarak halk kitlelerine ve askerlere adı ve efsanesiyle yayıldı.
Kızıl Elma efsanesi, Oğuzlarda başladı, İran'da hüküm sürdü, Türk boylarına ve Osmanlılara geçen bir sembol haline geldi. Oğuz Han'ın elde etmek istediği Pekin, Türklerin ilk Kızıl Elma'sı oldu. Osmanlı'nın ilk Kızıl Elma'sı ise Anadolu'da beylikler dönemine son verip Türk birliğini sağlamaktı. Daha sonra Osmanlı'nın Kızıl Elma'sı İstanbul oldu. İstanbul fethedilince Kızıl Elma da Roma'ya St. Pierre'nin kubbesine taşındı.
Türkçülük fikrinin doğması 1908'de Türk Derneği'nin kurulmasıyla başladı. Bunu 1911'de kurulan Türk Yurdu izledi. Türkçülük akımı 1900'lü yıllardan itibaren siyasi ve askeri kesimlerin desteğiyle olgunluk kazandı. Kızıl Elma'nın Turan olarak şekillendiği dönem Cumhuriyet'in kurulma dönemiydi. 1960'dan sonra Kızıl Elma, Turan fikrini Alparslan Türkeş geliştirdi.

Veli Küçük kimdir?
Susurluk soruşturmasında adı ciddi iddia ve belgelerle gündeme gelen tek asker. MHP'ye yakınlığıyla tanınıyor. Şeriat ve İslami partileri sevmediği biliniyor. Ayrıca döneminde soruşturmaya uğradığı ve sürgüne gönderildiği için 7. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a sempati duymuyor.
Resmi varlığı kabul edilmeyen JİTEM'in kurucusu olduğu ileri sürülen Küçük, Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanlığı yaptı. Adı ilk kez Hanefi Avcı'nın Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı olduğu dönemde Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadede ortaya atıldı. Küçük'ün kazada ölen Abdullah Çatlı'yla defalarca telefon görüşmesi yaptığı belirlendi. Avcı'nın suçlamaları üzerine İstanbul DGM, Genelkurmay Başkanlığı'na suç duyurusunda bulundu. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanvekili Kutlu Savaş'ın Susurluk raporunda "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın kullandığı belirtilen cep telefonu numarasının Küçük üzerine kayıtlı olduğu da ortaya çıktı.
Küçük, Susurluk olayında adının geçtiği dönemde Giresun Jandarma Bölge Komutanı'ydı. Daha sonra Çanakkale 116. Jandarma Er Eğitim Alayı'nda görev aldı. Ağustos 2000'de Yüksek Askeri Şura kararıyla emekli edildi. Emekli olduktan sonra bir marketler zincirinin yönetim kurulu başkanı oldu, ancak adı değişik iddialara da karıştı. Küçük, Ağustos 2001'de İran - Azerbaycan ilişkilerinin gerildiği bir dönemde Bakü'de ortaya çıktı. Azeri basınına "Türk ordusu yardıma hazır" açıklaması yaptı.

İşte 'Kızıl Elma'yı gündeme getiren dergi

'Birlikteliğe saldıranlardan şüphe duyun'

Solcu - Ülkücü birlikteliğine destek veren "Türksolu" isimli dergi "Kızıl Elma Konuşuyor" diye konuyu gündemine taşıdı. Gökçe Fırat "Solcu-milliyetçi birlikteliğine saldıranların Türklüğünden şüphe duyun" başlığıyla bir yazı kaleme aldı. Fırat, "Solcu ve milliyetçi yığınlar ortak düşünmeye, ortak hareket etmeye başladı...
Dün emperyalistlerin oyunu ile sağda solda vuruşanlar, bugün emperyalizme ve onun işbirlikçisi AKP'ye karşı vuruşmak için bir araya gelmektedir. Atatürk yeniden bayrak olmuştur. Lozan yeniden bayrak olmuştur. Bunlar iyiye işarettir... O nedenle işbirlikçileri Atatürk fobisi, Lozan korkusu sarmıştır. Keyifleri kaçmaktadır" dedi.

Ortak düşünce
"Türkiye'de ben Türküm, vatanım tehlike altında" diyen solcu ve milliyetçi fikirlere sahip yığınların, ortak düşünmeye başlayıp, ortak yayınlarda bir araya geldiğini kaydeden Fırat, şöyle devam etti:
"Görülen o ki Atatürkçülük ortak paydasında birleşen aydınların ortak zeminde buluşması, birlikte hareket etmeye doğru emin adımlarla ilerliyor. İşte şimdi bu ilerleyişin önüne baştan set çekmek için emperyalistler bir takım provokasyonlara girişiyorlar.
Burada sola kurulan tuzak açıktır: Sol milliyetçi olmamalıdır. Sol, enternasyonal olmalıdır...
Solculara uygulanan baskının bir benzeri milliyetçi ve/veya ülkücü kesimlere de uygulanıyor. Onlara da benzer bir biçimde, 'sakın o komünistlerle bir araya gelmeyin' diyorlar. Che'nin ve Deniz Gezmiş'in resimlerinin yayımlandığı bir dergide bir milliyetçi nasıl yazarmış!

Psikolojik bombardıman
Dikkat edilirse solculara da milliyetçilere de aynı tür psikolojik savaş uygulanıyor. Bu psikolojik bombardımanın hedefi, eski ayrılıklar, eski kavgaları unutmuş olanları, yeniden birbirine düşürmektir.
Bizim önerimiz eski dargınlıkların, eski kavgaların bir kenara bırakılması ve her iki kesimin de ciddi bir özeleştiri vermesidir...
Ülkücüler ve solcular birleşiyor diyenler aslında iki tür ittifak kuvvetidir. Biri, Kürtçü-Şeriatçı-Liberal koalisyondur. Diğeri ise hala 80 öncesi kavgaları sürdürmek isteyen solcu ve ülkücü koalisyondur."

İstanbul, Milliyet
29.08.2003