|
Gazetem.net'in geçen haftaki anketinin başlığı
"medyayı kim yönlendiriyor ?" idi. Birinci şıkta, "habercilik
ilkeleri ve okurlar" cevabı vardı. Kimsenin iltifatına mazhar
olamadı. İkinci şık ise , "hükümet ile derin devleti"
bir arada telaffuz ediyordu. Yüzde 25'lik bir onay aldı. Üçüncü
şık, medyayı "medyanın kendi çıkarları ve nüfuz ticaretinin"
yönlendirdiğini söylemekteydi. Ezici çoğunluk da bu kanaatteydi.
İmkan olsa, ben bu anket sorusunun ikinci ve üçüncü şıklarını bir
arada tıklamak isterdim. Medya, hükümet ve derin devletin sinyallerini
topluma mesaj olarak taşıyor, ona karşılık da devlet imkanlarından
yarar sağlıyor. Ürününü okur ve izleyicinin kendisine sunmak ve
başarısı oranında para kazanmak yerine, devlete yazılıp oradan çıkar
elde ediyor.
Ancak, son haftalarda yaşadığımız bir gelişme,
Türkiye'de "hükümet" ile "derin devlet"in de
zaman zaman çatışabileceğini ortaya çıkardı. Demek ki, anketin ikinci
şıkkını da ikiye ayırmak gerekirmiş. Sözü, "Barış Girişimcileri"ne
savaş açanların kimliğine getirmek istiyorum.
Biliyorsunuz, bir kaç zaman önce, kendilerini
"Barış Girişimcisi" olarak tanımlayan aydın grubu, İsrail
Mezalimi altında inleyen Filistinliler ile dayanışmak için "ışık
yakıp söndürme" eylemi başlattı. Bildirilerinde her türlü teröre
karşı olduklarını da özenle belirttiler. Hem bireysel teröre, hem
de devlet terörüne. Bildiri metinlerini de ,üzerine "zarp işareti
konmuş tank" süslemekteydi. Ayrıntı gibi görünen bu nokta,
galiba ilk başta olağanüstü bir destek alan kampanyanın bir anda
suskunluk içinde boğulma girişiminin gizli nedeni oldu. Filistin
ile dayanışma girişimini, hükümetin canla başla desteklediği, TRT'nin
kampanyaya tam yedi dakika ayırmasından anlaşılıyordu. Zaten daha
sonra düzeltmek için göbeği de çatlasa, başbakan Bülent Ecevit olan
biteni "soykırım" olarak nitelemişti. Üstelik belli ki,
halkın çok büyük kesimi de, tüm dünya halkları gibi mezalim altındaki
Filistin halkı ile ruhen dayanışma içindeydi. Ama, tank modernizasyon
ihalesi anlaşmasını imzalayan ve çok uzun süredir İsrail ile flört
eden kanat ise, böyle yığınsal bir halk eyleminden rahatsız oldu.
"Işık Söndürme" eylemi öncesinde de, tank modernizasyonu
medyayı ikiye bölmüştü. Militarizmin sözcülüğüne talip olanlar,
modernizasyon projesine sahip çıkmak ile kalmamış, Arap aleminin
bize karşı düşmanlıklarını sayıp dökmeye girişmişlerdi. Bu konuda
kimin ne yazdığını merak edenler http://www.ikincicumhuriyet.org
sitesindeki "Filistin ve Tank Tartışması" dosyasına bakabilir.
"Barış Girişimcilerine" savaş açanların, aynı zamanda
Tank Modernizasyonunu sonuna kadar destekleyenler olduğu açıkça
görülecektir.
Geçtiğimiz Pazartesi günü, hükümetin isteğine
rağmen, Filistin ile dayanışmanın dallanıp budaklanmasını istemeyen
"derin devletin" medyadaki trafik polisleri, "Barış
Girişimcilerini" ağır makinalı ile taradı. Daha arkadaki bir
gücün varlığı o kadar belirgindi ki, büyük bir destekle başlayan
bir kampanyadan, bir anda hiç kimse söz etmez oldu. Bizim gibi askeri
vesayet altında, tek parti rejimini yaşayan ülkelerde her şey maalesef
çok kontrollü. Özellikle de medya... 28 Şubat'taki tavır da bunu
bir kez daha ispat etmedi mi zaten? Medyanın tepesindekileri de,
bizzat o yapı kontrol ediyor. Kabahat işleyenlerin ise anında defteri
dürülüyor. Dürülmeden orada kalabilenler, ruhunu şeytana satmış
olan sistemin kabiliyetli kahyaları.
Hükümetin de işine geldiği için,TRT'nin bile
canı gönülden desteklediği doğal bir toplumsal talebin, ucu İsrail'e
ve "tank modernizasyon projesine" varır diye, anında hedef
bellenip, ağır ateş altına alınmasını başka nasıl izah edebiliriz
ki? İşareti verenin hükümetten daha güçlü olduğu, medya desteğinin
anında sona ermesinden de belli.
"Barış Girişimcileri" üzülmesin! Ölümden
para kazananların olduğu bu dünyada "barış istemek", cezalandırılması
gereken bir eylem olarak algılanmaya devam ediyor. Bir yabancı gözlemci,
"Türkiye'ye devletten güçlü bir hükümet gerekiyor," demişti.
Barış yanlıları, bu tespitin doğruluğunun kurbanı oldular. Belki
de, sırf bu nedenle gazetem.net'in anketinin ikinci şıkkını ikiye
ayırmak gerekiyormuş.
Zaten gelişmiş gerçek bir sivil toplum olsa,
halkın denetiminde bir hükümet, hükümetin denetiminde de bir devlet
olur. Öyle bir yapılanmada da Susurluk olmaz, olsa da , suçlular,
sanıklarla gazinolarda eğlenemez, hukukun kendilerini biçtiği cezayı
çekiyor olurdu. Susurluk'ta aydınlık istemeyen, Filistin ile de
dayanışma istemiyor. Zaten Korkut Eken’i halk kahramanı ilan edenler
ile Barış Girişimcilerine mitralyöz doğrultanlar aynı kişiler.
Tetikçiler Orkestrasının Şef’liğini yapanlara
aldırmak yerine, onların arkalarındaki gerçek güç odaklarını tahlil
etmek daha anlamlı. Filistin için ışık yakıp söndürme eyleminin
garip akıbeti, medya ile derin devlet ilişkisini aydınlatırsa, zaten
işlevini fazlasıyla yapmış sayılmalı.
Mehmet Altan
gazetem.net; 24.04.2002
|