|
Org. Çevik Bir, Akşener'in üst rütbeli subayların hareketlerini
emniyete izlettiğini öğrenince bu inanılmaz mesajı gönderdi: 'Söyleyin
o kadına, gelirsek bakanlığın önünde avanesiyle birlikte yağlı kazığa
oturturuz'
1. Çiller, hemen Demirel'e gider
Tanklar yürümüş bilginiz var mı?
4 Şubat 1997 günü tankların yola çıktığı haberinin Ankara'ya ve
hükümete ulaştığı saatlerde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Tansu Çiller, Çankaya
Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Demirel ile görüşüyordu. Çiller, tankların
yürüdüğü haberini Çankaya'da Cumhurbaşkanı Demirel ile yaptığı görüşmeden
çıkışında öğreniyor. Haberi duyar duymaz geri dönüyor ve Cumhurbaşkanı
ile yeniden görüşmek istiyor Çiller. Tam bir şaşkınlık ve panik
halinde. Tekrar Cumhurbaşkanı'nın huzuruna çıktığında "Sayın
Cumhurbaşkanım, şimdi arkadaşlarım haber verdi. Sincan'da tankçı
askerler bir şey yapıyormuş. Tankları yürütmüşler. Sizin bilginiz
var mı?" diye soruyor. Demirel'in elbette haberi vardı ve ilk
baştan o da heyecanlanmış, Genelkurmay Başkanı ile konuşmuştu bu
konuyu. Çiller'in yüreğine su serpiyor Cumhurbaşkanı: "Merak
etme, tatbikat maksatlı bir gösteri yürüyüşü yapıyorlar. Endişe
edilecek bir durum yok..."
2. Bahattin Yücel'den Çiller'e
Askerlerin Sincan mesajını iyi okuyun
Çiller biraz rahatlayıp çıkıyor, ama kafası da karışıyor. Bazı bakan
ve partililerle Dışişleri Konutu'nda görüşmeler yapıyor. Bu görüşme
sırasında en sert tepki Turizm Bakanı Bahattin Yücel'den geliyor:
"Sayın Genel Başkanını, bu tank gösterisi hükümete çok önemli
bir mesajdır. Bunu iyi okumak lazım. Bugünden itibaren Türkiye'de
farklı bir süreç başlamıştır. Bu olayla birlikte hükümetin otoritesi,
iktidarı sıfırlanmıştır asker tarafından. Tabii bunlara hükümet
zemin hazırladı. Bu Sincan Belediyesi'nin yaptığı işler, İstanbul
Belediyesi'nin başlattığı Taksim'e cami tartışmaları falan... Bunlar
olacak işler değil. İçişleri Bakanı'na emir verin bu belediyelere
müfettiş göndersin. En azından DYP kanadı olarak bizim laiklik karşıtı
söylem ve gelişmelere karşı sert tavır aldığımızı gösterin. Ayrıca
bu tankların yürümesi emrini kim verdiyse, Ankara Garnizon Komutanı
mı vermiş kim verdiyse onu bulun, Genelkurmay Başkanı ile de konuşup
emekliye sevk edin. Ancak öyle gösterebilirsiniz iktidar olduğunuzu..."
DYP Lideri tepkisiz dinliyor Yücel'i. Ardından Nevzat Ercan'a dönüp
sinirli sinirli söyleniyor: "Turhan Tayan'a söyleyeceğim Kardeşim
emekliye sevk edin bunları diyeceğim..."
3. Rıza Akçalı'dan Yeltsin önerisi
Çıkın tankın üstüne kahraman olursunuz
Tankların Sincan'dan geçişi, ertesi gün yapılan DYP Genel İdare
Kurulu toplantısının da ana gündemini oluşturuyor. Bazı üyeler durumun
giderek kontrolden çıkmakta olduğunu, bütün Türkiye'nin bir askeri
müdahalenin ayak seslerini duymakta olduğunu, kulislerin ana konusunu
darbe tartışmaların oluşturduğunu dile getiriyorlar. Erbakan'la
bu işin yürümeyeceği bir an önce hükümetten çekilinmesi gerektiği
söyleniyor. Ama Çiller bu tür önerilere kapalı olduğunu sert bir
ifadeyle ortaya koyuyor. Bu arada en ilginç öneri de DYP Genel Başkan
Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Rıza Akçalı'dan geliyor: "Sayın
Başbakanım taviz vermeyin. Sizin gözünüzü korkutmaya çalışıyorlar.
Artık askeri darbeler devri kapandı. Tanklar yürüyorsa eğer, siz
de aynı Yeltsin'in Moskova'da yaptığını yapın. Çıkın tankın üstüne.
Kahraman olursunuz, Türk milleti sizi bağrına basar..."
4. Son uyarı Turhan Tayan'dan
Lafta kahramanlık yapanı çok gördük
O ana kadar konuşmaları sessizce dinleyen Milli Savunma Bakanı Turhan
Tayan dayanamıyor: "Efendim bu olaylar öyle dışardan göründüğü
gibi değil. Türkiye'nin gerçeklerini bilmek lazım. Türkiye bugüne
kadar 27 Mayıs'ı yaşadı, 12 Mart'ı yaşadı, 12 Eylül'ü yaşadı. O
günlerde de Sayın Akçalı gibi rijit (sert) laflar söyleyenler, lafta
kahramanlıklar yapanlar vardı. Ama sonra ne oldu, bu tür lafları
edenler de dahil kimse kafasını camdan dışarı bile çıkaramadı. Böyle
duygusal olmaya hiç gerek yok. Biz gerçeklere bakalım..." Evet,
deneyimli politikacı Turhan Tayan Milli Savunma Bakanı olarak askerlerin
de çok sevip takdir ettiği bir isimdi. Bazı sohbet toplantılarına
katılıyor ve rahatsızlıkları biliyordu. Hatta birtakım hazırlıklar
yapıldığının da farkındaydı, ama tam olarak neler olup biteceğini
de kestiremiyordu. Fakat durumun gün geçtikçe kötüye gitmekte olduğunun
da farkındaydı...
5. Demirel'in Karadayı'dan ricası
Bu böyle sürmez İtidalinizi koruyun
Tankların yürüdüğü haberi Ankara'da olağanüstü bir fırtına estiriyor.
Haberi duyan Cumhurbaşkanı Demirel, olup biteni birinci ağızdan
öğrenebilmek için hemen Genelkurmay Başkanı Karadayı'yı arıyor.
"Sincan'da olup bitene sessiz kalamazdık Sayın Cumhurbaşkanım"
diyor Karadayı Cumhurbaşkanı'na ve devam ediyor: "Çok rahatsız
ve kaygılıyız. Gün geçtikçe azıtıyorlar. Her gün yeni bir gelişme
oluyor. Bu böyle devam edemez..." Demirel, "Böyle devam
etmeyecek" diyor ve ekliyor: "Normal mecrası içinde gerekeni
hep beraber yapacağız. Sizden ricam itidalinizi korumanızdır. Bu
ayki Milli Güvenlik Kurulu'nda her şeyi konuşuruz. Her türlü tedbiri
de çıkarırız..."
Tankların Sincan'a yürüyüşünü çok geç öğrenebilen Tansu Çiller,
bu tür hareketleri ve olası bir darbe girişimini önceden öğrenebilmek
için plan yapmaya başlıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü istihbarat Dairesi'ni
kullanarak TSK'daki hareketliliğin izlenmesi talimatını veriyor
Meral Akşener'e, Çok geçmeden de Batı Çalışma Grabu'nun bir belgesi
Çiller'in önüne geliyor. Çiller müdahalenin yaklaşmakta olduğunu
o gün anlıyor. Ancak bu olumsuz durumu lehine çevirmeyi planlıyor.
"Erbakan'dan başbakanlığı alabilirsem hem müdahaleyi önlerim
hem de siyaseten çok güçlenirim, Mesut Yılmaz'ı silerim" diye
düşünüyor ve belgeyi aldığı gibi Erbakan'ın odasına giriyor: "Bu
darbe hazırlığıdır. Tek çıkış yolu, başbakanlığı bana devretmenizdir,
Ben bu işi önlerim..." Erbakan belgeyi görünce kıpkırmızı oluyor.
Çiller'in önerisine net bir yanıt vermiyor ve ondan aldığı bu belgeyi
doğruca Çankaya Köşkü'ne Cumhurbaşkanı Demirel'e götürüyor. Demirel,
"Bu o manaya gelmez, ben tahkik edip sizi bilgilendiririm"
diyerek Erbakan'ı sakinleştiriyor. Sonra da Genelkurmay Başkanı
ile yaptığı haftalık görüşmede belgeyi Karadayı'ya veriyor.
Biraz korkutalım
Karadayı bu gelişmeyi Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya ve
2. Başkan Çevik Bir ile paylaşıyor, Erkaya'dan ilginç bir öneri
geliyor: "Galiba maksadımıza ulaşıyoruz. Bizim ihtilal yapmak
kararımız yok ama hükümet çevrelerinde bu korku ve kanaatin uyanmış
olması işimizi kolaylaştıracaktır, Bunların çekip gitmelerini sağlayacak
tek yol, bunları korkutmaya devam etmektir... Genelkurmay ve kuvvet
komutanlıkları karargahlarında daha çok ışık yakalım ve konuşmalarımızın
dozunu arttıralım..." Gülüşüyorlar... Çevik Bir de böylelikle
hükümetin bazı zehir hafiye polis şefleri kanalıyla kendi çalışmalarını
izlemeye çalıştığını öğreniyor. Önemsiz de olsa Donanma Komutanlığı'ndan
bir belgenin sızmış olması Çevik Bir ve ekibinin canını sıkıyor.
Belgeyi sızdırdığı iddia edilen Onbaşı Kadir Sarmusak yakalanarak
hakkında soruşturma açılıyor.
Zehir zemberek uyarı
Bu arada o günlerde yine bazı sivil polislerin genel kurmaydaki
giriş çıkışları, üst rütbeli subayların hareketlerim izlemekte olduğu
fark ediliyor. İç Güvenlikle ilgili olarak yapılan dar kapsamlı
bir koordinasyon toplantısında Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral
Çevik Bir, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Teoman Ünüsan'a şunları
söylüyor: "O kadına (İçişleri Bakanı Meral Akşener) söyle,
ayağını denk alsın. Emniyet istihbaratına sahip olsun, hareketlerine
konuşmalarına dikkat etsin. Emniyet istihbaratının neler çevirdiğini
biliyoruz. Söyle o kadına, gelirsek onu ve avanesini İçişleri Bakanlığı'nın
önünde yağlı kazığa oturturuz..."
Akşener Köşk'te...
Teoman Ünüsan, Çevik Bir'in mesajını doğrudan Akşener'e dep ama
Devlet Bakanı Bekir Aksoy'a anlatıyor. Aksoy da Tansu Çiller'e ve
Meral Akşener'e... Meral Akşener, Çevik Bir'in sözlerini duyar duymaz
hemen Cumhurbaşkanı Demirci'den randevu istiyor ve Köşk'e çıkıyor.
Gelen mesajı cumhurbaşkanına anlatıyor ve "Efendim ben hemen
yarın bir basın toplantısı düzenleyeceğim ve bu olayı kamuoyuna
aktaracağım" diyor. "Onu yapma" diyor Demirel: "Ben
olayı tahkik ederim, Genelkurmay Başkanı ile görüşürüm. Böyle bir
şey olmaz sen merak etme, ben gerekeni yaparım..." Bu olay
DYP'li bakan ve milletvekillerindeki paniği biraz daha arttırıyor
ve DYP artık çözülme yoluna giriyor...
Bilal Çetin, Vatan
09.09.2003
|