|
MGK'nın gizli yönetmeliği yayınlandıktan, bu yönetmelikle MGK'nın,
'Derin Devlet' denilen mekanizmanın ta kendisi olduğu anlaşıldıktan
sonra ne oldu?
Bir iki eleştiri yazısının, birkaç dürüst ve cesur açıklamanın
dışında bu meseleyle ilgilenen olmadı.
Başta iktidar partisi olmak üzere, siyasi partiler ve 'derin' sivil
toplum örgütleri suspus oldular.
Hatta, böyle bir gerçekliliğin ortaya çıkmasından haylice rahatsız
oldukları bile söylenebilir.
Bu herkesin bildiği, ama telaffuz edemediği meseleyi haberleştiren
Radikal Gazetesi mecburen yayınına devam etti.
Diğer gazeteler ve medya organları ise konuyu görmezden geldiler.
Arkasından, mutlaka bu gizli yönetmeliğin gizli marifetleri dolayısıyla
eleştirilen hatta suçlanan bir kuruluş olarak MGK'dan bir açıklama
beklenirken Hürriyet'in yöneticisi ve köşe yazarından savunma geldi.
Ona göre, "Bu konuda yapılan eleştirilerde dikkatli olmak
gerekiyor.
Bir devletin, özellikle de etrafı düşmanlarla çevrili, içerde de
potansiyel terör tehdidi barındıran bir ülke olarak Türkiye devletinin,
gizli operasyon kabiliyetine iki defa ihtiyacı var.
Devletin kendi varlığını korumaya yönelik örtülü operasyonlara
izin veren yönetmelikler olmalıdır.
Önemli olan, bu gizli yönetmelikleri uygulayan gizli kahramanların
işlerini düzgün bir şekilde yapmalarıdır.
Bu gizli kahramanların bazıları işlerini düzgün bir şekilde yapmazsa
onları eleştirebiliriz.
O kadar... Üstelik yakında bu gizli kahramanlara yeni görevler
düşecekmiş gibi görünüyor.
Dünyanın en gelişmiş demokrasilerinde bile örtülü operasyonlar
varken buna karşı çıkmak doğru olmaz..."
Yazı aşağı yukarı bunları söylüyor.
Devletin örtülü operasyon kabiliyetinin sıfıra indirilmesini beklemeye
hakkımızın olmadığını ifade ediyor. Buna karşılık, bu operasyonların
kontrol altında olmasını istemek hakkımız bulunduğunu da teslim
ediyor. Bunun nasıl sağlanacağını tabii ki açıklamıyor.
Bütün meselenin bu operasyonları uygulayan kahramanların işlerini
düzgün bir şekilde yapması olduğunu özellikle belirtiyor.. Bu kahramanların(!)
yoldan çıkmaması gerektiğini söylemeyi de ihmal etmiyor.
Yani yoldan çıksalar da bu insanların bir kahraman olduklarını
söylemeden de geçemiyor.
İlk başta bu gizli yönetmelikler ve örtülü operasyonlarla suçlanan
kurum olarak MGK'nın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı'nın kaleme
aldığı ılımlı bir eleştiriyi okuduğunuzu düşünüyorsunuz.
Tam bu yazının neden ve hangi şartlarda yazıldığını, kimlere ne
gibi mesajlar veriyor olabileceğini düşünürken, ertesi gün MGK Genel
Sekreterliği'nin bildirisi ile karşılaşınca meseleyi daha iyi anladık.
Hürriyet'teki yazı, MGK'nın zehir zemberek, bu meseleyle ilgilenen
gazetecileri suçlayan, yazmayı düşenenleri ise tehdit eden bildirisinin
adeta bir özeti.
Yazarı, sanki bu bildiriyle ilgili tartışmalara katıldıktan sonra,
kendine düşen yumuşak versiyonu kaleme almış gibi bir durum ortaya
çıkıyor.
Hürriyet'in genel yayın yönetmeninin Türkiye'nin önemli meseleleriyle
ilgili yazılarına baktığınızda bu tür bir rolü oynadığını her zaman
görebilirsiniz.
Nitekim yazısında bazı gelişmelere ilişkin gizli ipuçları da vardır.
Yazıda, PKK faaliyetlerinin artacağından ve terör olaylarının tırmanışa
geçeceğinden de söz etmektedir.
Buna karşılık 'unutulmaya başlanan' Özel Tim'in yeniden bölgeye
gönderilip faaliyetlerine başlayacağı 'müjdesini' vermektedir.
Ve şöyle demektedir:
"Bütün bunlar, özel mücadelenin (yani örtülü operasyonların)
her an yeniden başlayabileceğini gösteren işaretler. Böyle bir terör
olayına karşı, kimsenin 'Kardeşim sen sadece açık bir mücadele ver'
deme hakkı yoktur."
Böylece önümüzdeki günlerde Türkiye'nin nelerle karşılaşacağını,
hangi olaylara gebe olduğunu da öğrenmiş bulunuyoruz...
Bu olaylar ortaya çıkmalıdır ki, bu örtülü operasyonların ve gizli
yönetmeliklerin ve gizli kahramanların önemi anlaşılsın...
Ne diyor? Daha doğrusu ne diyorlar Hürriyet'in genel yönetmeni
ve MGK'nın Genel Sekreterliği?
"Terör olaylarına karşı kimsenin, 'Kardeşim sen de açık bie
mücadele ver' demeye hakkı yoktur."
Ya da MGK bildirisinde yer aldığı şekliyle:
" Devletlerin bekasına yönelik yıkıcı ve bölücü faaliyetlere
karşı gerekli tedbirlerin alınmasının ve bu kapsamda psikolojik
harekat faaliyetlerinin yürütülmesine gerek olmadığının ortaya atılmasını
ve bu faaliyetlerin neden açık olarak yürütülmediğinin sorgulanmasını
anlamakta güçlük çekilmektedir.
Son 20 yılını yıkıcı ve bölücü terör tehdidi altında geçiren ve
geçirmekte olan ülkemizde bu şekilde düşüncelerin yıkıcı ve bölücü
faaliyetlerle mücadeleye katkı sağlamayacağı aşikardır."
Ne dersiniz? Bu yazı ve bildiri eğer aynı kalemden çıkmamışsa,
anlayışların bu kadar da denk olması tesadüf sayılabilir mi?
Gördüğünüz gibi, 'Derin Devlet'i sadece bürokratik yapıların karanlık
labirentlerinde aramak yetmez.
Medyası 'militarist ve derin ' olan bir ülkeyiz.
O nedenle bu medya değişmeden MGK'da yapılacak reformlar, olsa
olsa zevahiri kurtarır.
Türkiye'yi asla...
Koray Düzgören, Yeni Şafak
11.09.2003
|