| |
Ege, efeleriyle ünlüdür. Bülent Eczacıbaşı ve Halis Komili'den
Muharrem Kayhan'a Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜSİAD,
Ege'li başkanlara alışıktır, ama şimdiki Başkan Tuncay Özilhan türü
efelenmelere alışık olduğu pek söylenemez.
TÜSİAD'ın Kayserili efesi, Çeşme'deki Yüksek İstişare Konseyi toplantısında
"Irak'a asker gönderilmesin" diyerek yine ortalığı karıştırdı.
Başbakan Tayyip Erdoğan, Dubai'ye hareketinden önce "Hükümetin
vermesi gereken kararı, herhalde bir sivil toplum örgütü verecek
değil" diyerek tepki verdi. Danışmanı Cüneyt Zapsu TÜSİAD'ın
2 Yönetim Kurulu üyesini arayarak Özilhan'ın sözlerini düzeltmesi
talebinde bulundu. TÜSİAD'ın ağır toplarından bazıları, hükümetin
tepkisini görünce "Konuşma metni bize gönderilmemişti"
diyerek Özilhan'ı yalnız bıraktılar. (Bakınız 21 Eylül, Hürriyet)
Özilhan'ın üslubu
Oysa her sivil toplum kuruluşunda olduğu gibi TÜSİAD'da da başkana
verilmiş açık çek vardır, başkan da bu açık çeki kullanır. Kaldı
ki verilecek mesajın ana hatları, mutlaka Yönetim Kurulu'nda istişare
edilmiştir. Erkut Yucaoğlu dönemi hariç diğer tüm TÜSİAD başkanları
gibi Özilhan'ın da fikir oluşturulacak her konuda gerek TÜSİAD'daki
profesyonel kadroya, gerekse yönetim kurulu üyelerine bol bol danıştığı
bilinir.
Özilhan'ın diğerlerinden farkı, birlikte oluşturdukları kararları
uygulamada daha tereddütsüz yürümesi. İkna olduğu bir konuda gerekirse
efelenmesi. Bu bir üslup meselesi. Özilhan ağzında laf dolandırmıyor.
Ne söyleyecekse pat diye söyleyiveriyor. Ve söyledikleri de tereddüte
mahal vermeyecek şekilde net olarak anlaşılıyor.
İlk TÜSİAD Başkanı
"Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü seçerek AB yolunu tıkadık" dediğinde
TÜSİAD içinde kıyamet koptu. Kuruluşundan beri derneğe üye olan
İnan Kıraç istifa etti. AKP hükümeti için "Ne yazık ki hiçbir
konuda ciddi hazırlıkları yok, Türkiye 50 yıl geriye gidebilir"
dedi, TÜSİAD yine çalkalandı. "Enflasyon ve Büyüme Dinamikleri"
başlıklı TÜSİAD Raporu'nun açıklandığı toplantıda hükümete yönelttiği
sert eleştiriler nedeniyle, gazetecilerin önünde Başbakan (Abdullah
Gül) tarafından cep telefonuyla aranan ilk TÜSİAD Başkanı ünvanını
kazandı!
AB amigoluğu
Özilhan dönemi, TÜSİAD'ın tarihinde Türkiye'nin AB trenine atlayabilmesi
için lobi ve pres faaliyetlerinin en yoğun olduğu, hatta AB üyeliğinin
TÜSİAD'ın tek misyonu haline geldiği dönem olarak anılacak. Özilhan'ın
AB meselesine nasıl baş koyduğunu, baş koyduğu bir meselede nasıl
gözü kara sonuna kadar gittiğini, İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar'ın
dönem başkanıyken 8 - 10 TÜSİAD üyesi ile birlikte gittiğimiz Madrid'de
hayret ve sempatiyle izlemiştim.
Özilhan değişik Avrupa başkentlerine benzeri pek çok ziyaretle,
lobi ve pres faaliyetlerini hep canlı tuttu. Etkili konuşmacıları
beraberinde götürdü. Avrupa Birliği üyeliği yolunda Türkiye'deki
reform faaliyetlerinde Ankara'yı çok sıkı markaja aldı. Sürekli
olarak bu işin amigoluğunu yaptı. AB'ye dönük yasa tasarılarının
Parlamento'dan çıkması için sıkı takipçi oldu.
TOBB'la yakınlaşma
TÜSİAD ile Odalar Birliği arasındaki ebedi rekabet, Özilhan döneminde
kırıldı. Özel sektörün en büyük 2 şemsiye kuruluşu, AB üyeliği için
güç birliğine giderek hem yurt içinde hem yurt dışında etkili ilan
kampanyaları düzenlediler.
TÜSİAD Başkanları 2 ya da 4 yıl görevde kalırlar. 2 yılını dolduran
Özilhan geçen yıl sonunda Başkanlığı bırakıyordu. TÜSİAD'ın ağır
topları "AB ile ilişkiler açısından çok kritik bir yıl. Dereyi
geçerken at değiştirmeyelim. 2 yıl daha kal" diye Özilhan'a
baskı yaptılar. Pazarlık 1 yılla neticelendi.
Özilhan yılbaşında TÜSİAD'dan ayrılıyor. Bayrağı devralması beklenen
Ömer Sabancı'nın yoğurt yiyişi de kuşkusuz farklı olacak. Umarız
mesajların iletilmesindeki netlik bozulmaz. Zira dört koldan üstümüze
gelen bilgi bombardımanı ve haber kirliliği arasında, mesajlar önemli
olsa da yeterince vurucu değillerse güme gidebiliyorlar.
Meral Tamer, Milliyet
23.09.2003
|