geri dön
Tayyip'leri durdurmak için ne mi lazım?  

     Yıl 1994, mart ayı sonları. Siyaset sahnesinde Refah şoku! Panik havası yaşanıyor.
     Çünkü, Erbakan Hoca'nın partisi 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde büyük bir zafer kazanmış. Belediyeler Refah'a geçmiş. İstanbul'da Tayyip Erdoğan, Ankara'da Melih Gökçek büyükşehir belediye başkanlığı koltuklarına oturmuşlar.
     Bir yanda ANAP'la DYP, öbür yanda SHP, DSP, CHP hep birlikte ufalmış, etkisiz kalmışlar. Siyasetin merkezindeki bölünmüşlük ve liderlerin uzlaşma kültüründen yoksunluğu, seçim sisteminin de yardımıyla İslamcı takımı yerel yönetimlerde iktidara taşımış.
     Panik havası bu yüzden.
     O tarihte şunları yazmışım:
     "27 Mart 1994 yerel seçimlerinde iki turlu sistem benimsenmiş olsaydı, bugün Refah kabusu yaşanmamış olacaktı. İki turlu sistem gelecekte de benimsenmezse, benzer bir Refah patlamasına bu kez genel seçimlerde tanık olabiliriz.
     Örneğin, Fransa'da neo - faşist Le Pen hareketi yüzde 15 civarında oy alıyor. Ancak, iki turlu seçim sistemi sayesinde parlamentoya çok az sayıda milletvekili sokabiliyor.
     Refah rüzgarının hızını kesmek ya da şiddetlendirmek elimizde. Eğer parti liderleri, Çiller'le Yılmaz ve sosyal demokrat liderler, 27 Mart 1994'te hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam etmeye kalkışırlarsa... Eski tas eski hamam zihniyeti değişmezse...
     O zaman tutun aklınızda:
     Refah Partisi ilk genel seçimde iktidara en yakın parti haline gelir.
     Eğer belediye başkanlığı seçimlerinde iki turlu sistem kabul edilmiş olsaydı, bugünkü Refah şoku yaşanmayacaktı. Üstelik başkanlar yüzde 20 - 25'lik azınlığın oyuyla değil, en az yüzde 51'in desteğiyle koltuklarına oturacaklardı. Bugünkü gibi çoğunluğu azınlık yönetmeyecekti.
     Aynı durumu genel seçimlerde yaşamak istemiyorsak, milletvekili seçimleri için de iki turlu - dar bölgeli seçim sistemi kabul edilmelidir.
     Bir daha Refah şoku yaşamak istemeyenler, bir yanda ANAP ile DYP'nin, öte yanda sosyal demokratların birlikteliği için bastırmalıdırlar. Çünkü parti liderlerinin, küçük olsun benim olsun anlayışı giderek rejimin başına patlayabilir.
     Sağduyunun gereği yapılmazsa, yazın buraya, Refah ilk genel seçimde bir numaralı iktidar adayıdır.
     Başka neler yapılmalı?
     Partiler adam olmalı!
     Olamıyorlarsa, adam gibi partiler kurulmalı. Kitlelere adam gibi bir şeyler sunabilen partiler... Mevcut partiler doğru dürüst bir şey sunamadıkları için Refah yükseldi.
     ANAP kitlelere güven verebilseydi, Refah bu kadar tırmanabilir miydi? SHP güven telkin edebilmiş olsaydı, bir zamanlar sosyal demokratların oy depoları olan gecekondularda Refah böyle bir patlama yapabilir miydi?
     Bu bölünmüşlükle Türkiye bir yere gidemez. Siyasal tıkanıklığı aşamaz.
     Yineliyorum:
     Eğer önümüzdeki genel seçimlere kadar siyasal koşullar değişmezse, yani siyaset sahnesinde bugünkü bölünmüşlük sürerse, seçim sistemi değiştirilmezse, Refah'ın birinci sıraya oturması sürpriz olamayacaktır." (29 ve 30 Mart 1994 tarihli Sabah'taki köşe yazılarım)
     Nitekim hiç sürpriz olmadı.
     Ne seçim sistemi değişti.
     Ne de liderler uzlaştı.
     Refah böylece 1995 milletvekili seçimlerinde birinci parti oldu. Çiller'le Yılmaz birbirlerini yemeye devam ettikleri için de Erbakan Hoca başbakanlık koltuğuna oturdu.
     Ve istikrarın içine edildi.
     Asker ve 28 Şubat!
     Peki, ders aldık mı?
     Almış olsak, bu kez bugün de Tayyip Erdoğan ve AKP seçim araştırmalarında birinci çıkar mıydı? 1990'lardaki gibi hala seçim sistemlerini konuşur olur muyduk?
     Galiba bu defa seçim sisteminde değişiklik de durumu kurtarmaya artık yetmeyecek.
     Bu sınır da aşıldı gibi...
     Bu kez siyasette merkezi yeniden inşa etmek, yani Tayyip'leri durdurmak için yeni yüzlerden, yeni oluşumlardan başka çare yok gibi gözüküyor.


Hasan Cemal
Milliyet; 26.04.2002