|
Genelkurmay Başkanlığının Irak'a asker gönderme konusu ile ilgili
olarak yaptığı bir değerlendirmenin içinde İHL konusuna dair görüşler
açıklaması, eğitim alanında sağlıklı bir gelişme sağlamak yerine,
demokratik açıdan gerçekten sıkıntılı ve ülke adına talihsiz bir
durumun ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
Bir kere bir kurmay heyetin, halen kamuoyunda yoğun tartışmaya
sebep olan İHL konusunda asker tarafından hükümet çizgisine muhalif
çerçevede yapılacak bir açıklamanın bizzat kendi gündemini gölgeleyeceğini
hesap etmemesi düşünülemez. O zaman "Genelkurmay, aslında İHL
konusunda açıklama yapmak istedi ama, buna bahane olarak Irak konusunu
kullandı" gibi bir sonuç çıkmıyor mu? Ve böyle bir sonuç, bizzat
Irak gündemini yaralamıyor mu?
Burada Genelkurmay adına konuşan İkinci Başkan Org. İlker Başbuğ'un,
hükümetin katsayı ile ilgili tasarısına ilişkin görüşlerini tartışacak
değilim. Özeti şu: Genelkurmay hükümetin katsayı düzenlemesine karşı
çıkıyor. Bu düzenlemeyi Anayasaya aykırı buluyor. Gerekçeleri ise,
daha önce bu konuda CHP, TÜSİAD ve kimi üniversite çevreleri tarafından
ortaya konanlardan farklı değil. Yani o gerekçeler daha önce de
sayılıp döküldü. Bunlar da zaten tartışılıp duruyor ve görüşlerimizi
belirtiyoruz. Bu alanda Genelkurmay adına yapılan açıklamada bir
yenilik yok.
Burada farklı olan sadece Genelkurmay'ın "Ben şurada duruyorum"
demesi...
Yani "Ben gücümü şuradan yana koyuyorum" diyor Genelkurmay.
Yani gücünü kullanıyor.
İşte demokratik açıdan sıkıntılı olan bu.
Genelkurmay İkinci Başkanı Irak'la ilgili konular sorulduığunda
ısrarla "Meclis kararı"nın altını çiziyor, "hükümetten
alınan direktif" ten söz ediyor. Ama eğitimle ilgili bir düzenleme
söz konusu olduğunda hükümet çizgisine muhalif şekilde Genelkurmay'ın
ağırlığını devreye sokuyor.
Bu hep yapılıyor ama normal mi?
Demokratik bir ülkede normal değil.
Bu hükümet çizgisine tavır alış.
Hem de, Irak meselesinin konuşulduğu bir ortamda tasarlanmış bir
soru ile gündeme gelen, bir tür andıçlama intibaı verecek çerçevede...
Bu her zaman "askerin yeri" konusunda Türkiye'yi sıkıntıya
sokan bir tavır.
Ne yapmalı şimdi hükümet?
"Asker tavır koydu, hükümet geri adım attı" görüntüsüne
mi girmeli? Yani hükümet bundan sonra, bu katsayı üzerinde revizyon
yapma ihtiyacı hissetse bile bunu yapabilir mi? Yaptığı zaman "Askerin
tavrını görünce çarkettiler" yorumuna hedef olacağını bilmez
mi? Parlamentoda 368 sayılık çoğunluğa sahip bir partiyi, dolayısıyla
Meclis'i köşeye sıkıştırma niteliği algılamaz mı kamuoyu bu tavırdan?
Kaldı ki bu, sadece iktidarı değil, muhalefeti ve kamuoyu oluşumuna
katılan sivil toplum örgütlerini de sıkıntıya sokuyor.
Şimdi bundan sonra bu tasarıya muhalefet edenlerin durumu ne olacak?
CHP lideri Baykal "Post – modern darbe" diye nitelenen
28 Şubat sürecinde TSK'yı bir sivil toplum örgütü olarak değerlendirmenin
sıkıntılarını yaşadı hep. Bundan böyle İHL konusunda karşıt tavır
alan herkes, askeri bir tavrın gölgesinde söz söylemiş olacak. Bunu
belki birileri, kendi konumlarını güçlendirmek için yapacak, asker
tavrı da belki böyle bir anlam taşıyor, ama demokrasi konusunda
duyarlı kimi çevreler de, asker inisiyatifinde muhalefet etmenin
gölgesinden rahatsız olacak. "Türkiye olunca normal" mi
görmemiz gerekiyor bu tarz oluşumları?
Demokratik bir ülkede beklenen, böyle gerilimli bir konuda sorulacak
soru karşısında askerin "Gündemimiz Irak. Bu konular hükümet,
parlamento ve ilgili kuruluşlar nezdinde değerlendiriliyor. Biz
de uygun ortamlarda düşüncemizi söyleriz" şeklinde cevap vermesiydi.
Ancak böyle olmuyor.
Bu tarz çıkışlar askerin sistem içindeki ağırlığının tartışıldığı
bir süreçte bir mesaj daha veriyor dünyaya:
"Anayasal ve yasal planda nasıl düzenlemeler olursa olsun,
askerin sistem üzerindeki fiilen denetleyici rolü değiştirilemez.
Biz burada duruyoruz. " Böyle bir mesaj ya da algılayış Türkiye'nin
dünyadaki imajı adına ne anlam taşır?
CHP, TÜSİAD, Asker, Alemdaroğlu, Gürüz vs...
Nasıl bir denklem bu?
Demokratik bir denklem mi?
Irak'a asker gönderileceği bir zamanda içerde askerin imajını tartışma
konusu haline getirecek tavırlardan herkes kaçınmaya itina etmeli.
Ahmet Taşgetiren, Yeni Şafak
14.10.2003
|