|
İsrail, kendi varlık koşullarının anti-tezi haline gelmiş bir
devlet.
Yaşayabilmek, sürülmemek, ayrımcılığa, ırkçılığa maruz kalmamak,
dini-milli faşizmlerin elinde kavrulmamak, toprağa, vatana, haklara,
özgürlüklere, öz saygıya sahip olmak üzere "devlet olarak örgütlenen
bir halk"...
Tam tersine dönüşüp...
Yaşatmayan, süren, ayrımcılık yapan, ırkçılık sınırlarında dolanan,
dini-milli faşizme sarılan, toprağa, vatana, haklara, özgürlüklere
sahip olmak isteyenleri mahrum bırakan, öz saygıyı ezen, "bir
halkın bağımsız devlet olarak örgütlenmesini boğan"...
Saldırgan, askeri bir güç oldu.
"Ortadoğu'daki tek demokrasi", demokratik değerleri ve
temel insan haklarını reddeden bir "teokrasi" gibi.
Tarihin kötü tecellisi, Ortadoğu'ya, dünyaya nizam verme arzusundaki
ABD yönetimi içinde de, bir "militer-teokratik İsrail devleti"
örgütlü..
Tarihin kötü tecellisi, bizim devletimiz de, "o ABD"nin,
sermaye-lobi-destek gibi vaatlerin, istihbarat-tank gibi militer
bağların etkisinde, o eksende yuvarlanıp durur genellikle.
****
Yukarıdakileri tekrarlamak istemiyorum.
Onlardan ötürü "İsrail... Yahudiler" diye genellediğimizin
içinde, birçok riski göze alarak, hepimizden daha muhalif, hepimizden
daha insancıl, hepimizden daha cesur, hepimizden daha adalet düşkünü
olabilen "İsrailli ya da Yahudi" seslere selam göndermek
de gerekir diye düşündüm.
Kimileri onlara, bir kitaba da adını veren biçimde, "Öteki
İsrail Muhalif ve retçi sesler" diyor.
Kimi, İsrail dışında doğan ve İsrail'in resmi politikalarını eleştirenler.
Kimi, İsrail'deki muhalefet ve retleri sonucu hayat alanları daraldığı
için gitmek zorunda kalanlar. Kimi de orada mücadele ediyor.
****
Bazıları, ülkenin en yüksek tirajlı gazetesi "Yediot Aharot"ta
yer buluyor. En saygın gazetelerden "Ha'aretz", "Entelektüel
Retçi" sesler için kanal olabiliyor.
Bu sesler, "Silahlı Kuvvetler Retçileri" gibi gruplarda,
general, albay, yüzbaşı gibi rütbelerle, işgaldeki bölgelerde görev
yapmayı, Filistinli sivilleri de hedef alan bombardımana katılmayı
reddediyor.
"Guş Şalom" gibi muhalif-eleştirel-eylemci-barışçı gruplarda;
* 1967 savaşı öncesindeki Yeşil Hat'tın iki bağımsız devletin sınırı
kabul edilmesi;
* İşgal altındaki topraklardan tüm İsrailli yerleşimcilerin çekilmesi;
* Kudüs'ün açık şehir yapılması ve Doğu Kudüs'ün Filistin, Batı
Kudüs'ün İsrail başkenti olması;
* Filistinli göçmenlerin trajedisinin çözülmesi, İsrail'in bundaki
rolünü kabul etmesi ve dönüş haklarını tanıması; gibi maddelerden
oluşan barış ve çözüm planları hazırlıyor.
Bu sesler, İsrail'in güvenlik bahanesiyle uzatmayı kararlaştırdığı
"Utanç duvarı"nı, Filistinlileri topraklarından koparacağı
gerekçesiyle protesto ediyor.
Bu sesler, devletlerini; kitle imha silahlarına sahip bir tehlike
olarak teşhir edebiliyor.
Onca gürültü ve boğuntu arasında bile, Amira Hass gibi gazetecilerin
kalemleriyle Filistin trajedisini yansıtmaya çalışıyor.
Bu seslerin arasına, eski adalet bakanı Ben-Yair, gizli servis
Şin Bet'in eski şefi Ami Ayalan, general Yişai Menuhin, Yigal Şohat
gibi isimler de katılıyor.
Eski meclis başkanı Avruham Burg gibi, "Adaletten yoksun bir
devlet yaşayamaz. Filistinliler restoranlarımızda afiyetimizi bozmak
için kanlarını akıtıyorlar, çünkü evlerindeki çocukları aç ve aşağılanmış.
Canlı bombalar, adaletsizlik ve ahlaki çöküntümüzün altyapılarından
geliyor. Yaşayan herkese eşit haklar verilmeden demokrasi olunamaz"
diyebiliyor.
Umut bazen tam umutsuzluğun kaynağında doğmaz mı?
Umur Talu, Sabah
27.10.2003
|