Tarihin taslağını yazanlar, 80'inci yıldönümünü yorumladı...

 

Cumhuriyet Bayramı'ndan, aklınızda ne kaldı 80'inci yıldönümünde?

Tarihin taslağını gazeteciler yazarmış ya..

Ben de, dünkü gazetelerde yayınlanan bazı yorumlardan bölümler aktararak, dünden kalanları yansıtacağım bugün..

"Star"da Engin Ardıç, şöyle bakmış olaya

- Bugün her gazetede bol bol bayram yazısı olur. Televizyonlarda da sağ üst köşede nazlı nazlı dalgalanan al bayrak görürsünüz. Cumhuriyet'in 80'inci yılı tartışılır, kötü marşlar da (kimse henüz bilemediğinden) okullarda çocuklara zorla ezberletilir. "Nereden nereye geldik" tartışması da yapılır ve solcular sağcıları, sağcılar da solcuları suçlarlar.

"Milliyet"te Güngör Uras ise, 80'inci yıldönümünü şu şekilde yorumlamış

- Cumhuriyet'in 80'inci yılını kutlarken ülkede hiçbir dinamik güç "durum değerlendirmesi" yapamıyor. Cumhuriyet'in 80'inci yılında ülkeyi bu hale getiren "düzen"i değiştirmeyi kimse tartışmıyor. Kimsede bu güç yok. Gençlik, üniversiteler "afyon yutmuş" durumda. Çiftçi, esnaf örgütlenemiyor. Sarı sendikacılık, işçi hareketini öldürmüş. Entellektüeller ekmek parası peşinde. "Asker-politikacı-büyük işadamı" üçlüsü "düzen"i koruyor. Ve bu "düzen", Cumhuriyet'in 80'inci yılında, Türkiye'yi bu noktada kilitleyen düzen. Bundan memnun iseniz, Cumhuriyet'in 80'inci yılınızı kutlarım.

"Tercüman"da Cengiz Çandar, Bağdat'ta yazdığı yazıyı, şöyle bitirmiş

- Cumhuriyetimizin 80'inci yıldönümünde, Cumhurbaşkanı'nın yol açtığı ve "halkın tercihleri"ne "seçkinci meydan okuma"yı ifade eden "Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu Skandalı" ortamında, yaşını başını almış rektörlerin, profesörlerin, hatta Tercüman gazetesi yönetiminin bile Atatürk'ün mezarını bir "şikayet makamı"na çevirerek, deftere "senli-benli" mesajlar yazdığı bu "pozitivizm dini ile kokteyl yapılmış Pagan ritüeli"nin yaşanabildiği Ramazan ayında, "yeni devlet kurma sancıları" ile ilgilenmek daha anlamlı geliyor.

"Yeni Şafak"ta yazan Mehmet Şeker, daha hoşgörülü yaklaşmış olaya

- 1923 senesinin 29 Ekiminde doğanlar bugün 80 yaşında. Aramızda Cumhuriyet'in ilanını hatırlayanların sayısı ise çok az. Bizler çoğunlukla seksen yaşın altındayız. Seksen yıl bir insan için uzun sayılabilir. Bir ülke içinse az. Cumhuriyetimiz henüz delikanlı. Ufak tefek hatalarına rastlayınca hoş görmek ve delikanlılığına bağlamak gerekir. Mesela kardeşi "Demokrasi" ile arada bir iyi geçinememesini...

Gelelim "Radikal"in Hakkı Devrim'ine..

Cumhuriyet'in 10'uncu yıldönümünü de, 4 yaşındayken, babası ile Ankara'ya gidip kutlayan, Atatürk'ü gören Devrim, yaşadığı yıldönümlerinin ertesinde, şöyle yazmış

- Ben, yıllardır bizi çalkalayan bu dönüşümün gerekli ve kaçınılmaz olduğu inancına sımsıkı sarılarak, size, yine de benim neslimden çok daha fazlasını beklemeyin demek ihtiyacını duyuyorum. Ey sekiz Onuncu Yıl görmüş adam, sözünü bağla diyorsanız "Demokrasiye doğru yolunuz açık olsun" derim.

Peki ya Çetin Altan'ın gözlemleri hangi doğrultuda? "Milliyet"ten alalım

- Şu işe bakın.. Cumhuriyet Bayramı ile Ramazan ayının başlaması neredeyse üst üste düştü. TV kanallarıyla gazetelerde, eski Cumhuriyet bayramlarının anısına, devlet sanatçıları tarafından sahnelenmiş, uzun beyaz tuvaletli damlarla, fraklı kavalyelerin vals gösterileri; ve Başbakan Tayyip Bey'in yoksullar için düzenlenmiş çadırlardaki iftar sofralarında, orucunu açışı Ramazan'ın ilk gününde... Ne birincisi, 19'uncu yüzyılın ilk yarısındaki, henüz küçük boyutlu bir endüstrinin oluşturduğu -aristokrasi özentisi- bir burjuva sınıfını temsil ediyor; ne ikincisi, kentlerdeki fabrikalarla atölye tezgahlarına doluşmuş, köylü kökenli bir proletarya sınıfını..

Evet... Tarihin taslağını yazanların algılamalarından bazıları böyle.

Peki benim yorumum ne?

Hepsine katılıyorum bu yazılanların.

Mehmet Barlas, Sabah
30.10.2003