| |
Cumhurbaşkanı Sezer tarafından 'türban' nedeniyle Çankaya resepsiyonuna
'eşsiz' çağrılan AKP milletvekilleri Meclis'teki 29 Ekim kutlamalarına
katılmayarak Köşk'ün tutumunu boykot ettiler.
Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri ise Sezer'in davetine 'eşsiz'
gelmeyi kerhen de olsa kabullenmişlerdi.
Cumhuriyet'in ve Atatürk devrimlerinin kadın erkek eşitliği konusunda
80 yıl boyunca sağladığı ilerlemenin 21'inci yüzyılda 'türban' sorunu
nedeniyle 'gölgelenmesi' büyük haksızlık.
Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın en zorlu yıllarında bile Mustafa Kemal,
1922 Konya konuşmasıyla Türk kadınına toplumun her alanında eşitlik
vaat ediyordu.
Falih Rıfkı Atay'ın 'Çankaya'sında, Şevket Süreyya Aydemir'in 'Tek
Adam'ında Atatürk'ün kadınları öne çıkarmak için verdiği mücadeleden
hoş anılar var:
"Davette, hepsi hepsi üç kadın vardır: Yakup Kadri'nin, Falih
Rıfkı'nın ve Ruşen Eşref'in hanımları... Gazi onların kompartımanına
gelince, Leman Yakup Kadri hemen atılır:
- Paşam, bu inkılabın kurbanları biz miyiz? Hani yaver beylerin,
mebus beylerin, vekil beylerin hanımları?
Evet, yaver beylerin, mebus beylerin, vekil beylerin hanımları yoktur.
Hatta, bir gece Fuat Bulca'nın evine misafir gelen Atatürk:
- Nerede hanımefedendi?.. diye sorunca, anlatıldığına göre, Bulca
oldukça sert davranmıştır. (Bulca'nın silahına davrandığı söylenir!)
Balo salonunda bazı hoş sahneler de geçer. Ortalıkta kadın görünsün
diye, o zamanki Ankara'nın Fresko barından getirilen birkaç artisti
görünce, bu sefer de 'İnkılabın üç kurbanı biz miyiz?' diye çıkışan
bayanlar salonu terk etmek isterler. Misafir artistler hemen oradan
uzaklaştırılır.
Sıra dansa gelir. Gazi, önce Şefika Falih Rıfkı'yı dansa kaldırır.
Onu Yakup Kadri Bey, Saliha Ruşen Eşref'le takip ederler. Fakat
yerler öyle kökü ve acemice cilalanmış sabunlanmıştır ki, Gazi ile
damı daha ilk tura girerken üst üste yığılırlar. Onların üstüne
de Yakup'la onun kolundaki Saliha Hanım devrilirler.
Gazi işi latifeye almaktan başka ne yapabilirdi ki... Memnun görünür.
Ankara gazeteleri ertesi gün Gazi Hazretleri'nin katıldığı 'muhteşem
balo'yu yazar. Ben bu balonun hikayesini Leman Kadri Karaosmanoğlu'ndan
her dinleyişimde, daha fazla duygulanırım. İçimden şunları haykırmak
geçer:
- Atatürk! Ne çetin, ne işlenmemiş yoldan geldin? Ama ne kadar cesur
ne kadar kararlıymışsın. Eğer sen olmasaydın, bir gün bu yolu elbette
ki gene bulur, aşardık... Ama kim bilir nice zamanlardan ve nice
kurbanlardan sonra..."
Şevket Süreyya Aydemir, geleceği görmüş.
80 yıl sonra Cumhuriyet Türkiyesi'nde hala 'türban' tartışması yapıyoruz.
Kadınlara sağlanan kazanımları geriye götürmeye çalışıyoruz. Laik
Cumhuriyet'i aşındırıyoruz.
Derya Sazak, Milliyet
30.10.2003
|