Devrim geliyor

 

Radikal'de, Meclis Avrupa Birliği ile ilgili yedinci uyum paketini de kabul ettiğinde, 'Sivil demokratik devrim' başlığını kullanmıştık. Şimdi sırada ikinci büyük devrim var, pek yakında Meclis gündemine gelecek ve muhtemelen hızla da yasalaşacak. Sıradaki bu devrimin adı, 'Kamu Yönetimi Reformu.'
Türkiye Cumhuriyeti, büyük ölçüde Osmanlı'dan devraldığı merkezi yönetim sistemini gözden geçirmek, daha verimli hale getirmek ve yerel demokrasiyi geliştirmek için epey bir süreden beri bir arayış içindeydi. Çeşitli partilerin bu konuda çeşitli hazırlıkları oldu. Hazine'den Devlet Planlama Teşkilatı'na kadar pek çok kuruluş bu konuda raporlar ve eylem planları hazırladı.
Son olarak Kamu Mali Yönetim Reformu ile Kamu Yönetimi Reformu, Uluslararası Para Fonu IMF ile yürütülen görüşmelerde de konu oldu ve bu reformların yapılacağına dair sözler verildi. Ve şimdi, muhtemelen önümüzdeki hafta Kamu Mali Yönetimi Reformu, Meclis Genel Kurulu'nda konuşulacak, ardından da sıra yönetim reformuna gelecek.
Yönetim reformuyla Türkiye devleti neredeyse yeniden kuracak ve yapılandıracak. Bu hafta başında Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılan tasarının son halini henüz görmedim ama temel prensipler hakkında bir fikre sahibim. Burada önemli olan, AB'nin de temel ilkelerinden
olan 'vatandaşa en yakın noktadan yönetme' ilkesinin kısmen de olsa hayata geçmesi.
Okullar, hastaneler hep yerel yönetimlere devredilecek, bundan böyle onlar tarafından yönetilecek. Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıkları ise koordinatör-denetleyici konumuna gelecek.
Burada önemli olan, yerel yönetimlere yetki ve mali kaynak devri. O yüzden, geçmişte de yazmıştım, bizim sistemimizde 'vali'nin yerini sorgulamamız gerekiyor. Çünkü yerel düzeyde bir yanda vatandaşın seçtiği belediye başkanı olacak bir yanda da Ankara'dan atanmış olan 'vali.' Ve yeni yasa, reform olmasına rağmen yetkinin önemli bölümünü belediye başkanına değil valiye, onun denetimindeki il özel idaresine veriyor. Yani halkın seçtiği insanlara yönelik korku ve güvensizlik, hâlâ daha bu güvensizlikten en çok çeken iktidarlardan biri olan AKP'ye de yansımış durumda.
Valilerin konumuyla ilgili eleştirimi yarın bu köşede sürdüreceğim; çünkü korkudan ve güvensizlikten kaynaklanan bu duruma rağmen yasanın hâlâ çok önemli bir reform, hatta devrim niteliğinde olduğunu düşünmeye devam ediyorum.
'Yerinden yönetim' ilkesi bu yasayla büyük ölçüde hayata geçecek. Artık pek çok konu için dönüp Ankara'ya bakmak gerekmeyecek; o işler hep yerinde çözülecek.
O yüzden medyanın rolünün de zaman içinde değişmek zorunda kalacağını, yerel haberlere daha fazla önem verilmeye başlanacağını düşünüyorum. Belki bundan böyle İstanbul gibi şehirlerde özel 'İl Özel İdaresi' muhabirleri çalıştırmaya başlayacağız.
Belediyelerin sağlık, spor ve eğitim müdürlükleri büyük önem kazanacak. Hastanelerin belediyelere devriyle devlet hastanesi çilesini hafifletmenin yolları belki ortaya çıkacak. Aynı şekilde okulların belediyeye devredilmesiyle birlikte yepyeni bir hayata geçeceğiz.
Keşke bu devrimin boyutlarını daha fazla tartışsak, yasa çıkarken daha fazla katılım sağlanabilse...


İsmet Berkan, Radikal
31.10.2003