|
Devletin hâlâ rakı üretip, tren yolu işlettiği, bankacılıkta en
büyük güç olduğu, ganimet dağıttığı bir ülkede sağlıklı bir burjuvazinin
gelişmesi mümkün değil.
Türkiye'nin son dönemde yaşadığı gelişmeler, ülkede hakim olan
sistemin bürokratik bir cumhuriyet olduğunu açıkça ortaya koydu.
Şimdi önümüzde bu sistemi "demokratik cumhuriyet"e dönüştürme
dönemi açılıyor.
Bunun için de ülkede hukukun tam üstünlüğünü sağlamak, mülkiyet
hakkını dokunulmaz kılmak, düşünce, din ve vicdan özgürlüğünü kurumlaştırmak,
din ve devlet işlerini tamamen birbirinden ayırmak gerekiyor.
Ayrıca devletin ekonomideki ağırlığını Batılı demokrasiler düzeyine
çekmek de mutlak bir zorunluluk.
Devletin hâlâ rakı üretip, tren yolu işlettiği, bankacılıkta en
büyük güç olduğu, ganimet dağıttığı bir ülkede sağlıklı bir burjuvazinin
gelişmesi mümkün değil.
Devlet üzerinden zenginleşmek
(Burada görev Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a düşüyor. Unakıtan'ın
özelleştirmeyi Hazine'ye daha fazla gelir kazandırma çabasından
çıkarıp bu işi layıkıyla yapacaklara devir mantığında görmesi gerekiyor.
Ancak bu yolla Türkiye'de devlet işletmeleri becerikli ve yetenekli
Türk girişimcilerine geçecek ve milyonlarca işsiz için yeni iş alanları
açılabilecektir.)
Konuya dönecek olursak, özetle şunu söyleyebiliriz Burjuvazisi
gelişmeyen bir ülkede sermayenin en büyük kaynağını devlet oluşturduğu
için burjuvazinin "demokratik öncülük" görevini üstlenmesi
mümkün olmuyor.
Bu tip ülkelerde işadamları sınıfı iktidarın yalakası, kriz dönemlerinde
de bürokrasinin çanakçısı haline dönüşüyor.
Zenginleşmek üzere tarihi misyonuna ihanet eden bu sınıf, Osmanlı'da
olduğu gibi her dönem yenileniyor. ANAP dönemi kendi zenginlerini,
Doğru Yol kendi zenginlerini yaratıyor. Ankara'daki devlet müteahhitleri
her dönem değişiyor.
Türkiye'de son dönemlerdeki siyasetçilerin toplumsal tabanının
zayıflığı, bu tabloya bir başka unsur daha ekledi. O da medya patronluğu.
Devlet üzerinden zenginleşme modelinden payını artırmak isteyen
bütün işadamları bir şekilde medyaya el attı. Bankacı Erol Aksoy,
tekstilci Cavit Çağlar, müteahhit Kamuran Çörtük ve Ceylan Grubu
bu yüzden bir gazete veya televizyon sahibi olmaya çalıştı.
Türkiye duvara böyle tosladı
Bu durum, mevcut medya patronlarını bozdu, onlar da bankacılık,
sigortacılık gibi işlere soyundu.
Eski sistemle Türkiye gelip duvara tosladı.
Bu sistemin kökünden değişmesi gerektiği açık.
Devletin hızla ekonomik faaliyetten elini çekmesi, demokratik hak
ve özgürlüklerin garantörlüğüyle, halkın temel ihtiyaçlarına hizmet
veren bir kurum haline dönüşmesi mutlak bir zorunluluk.
Maaşı ve koltuğundan başka kaybedecek bir şeyi olmayan bürokratların
Türkiye'yi Avrupa Birliği vizyonuna taşımasının mümkün olmadığı
artık açık.
Elindeki gücü korumaktan başka bir çaresi olmayan bürokrat için
milyonlarca işsiz genç de bir dert değil.
Oysa siyasi iktidarı belirleyen o milyonlarca insan.
Siyasi iktidar, gücünü bürokratlardan değil, seçmeninden alıyor.
Cumhuriyet'in temel değerlerine, anayasaya ve hukuka bağlı bir
siyasi iktidar için başarı yolu da bürokratların gücünü azaltmaktan
geçiyor.
80 yıl önce kurulan Cumhuriyet'in yakın dönem gündemi açıktır Devletten
bağımsız bir burjuvazinin oluşumu için her türlü engeli ortadan
kaldırmak ve demokratikleşme adımlarını hızlandırmak.
Böyle bir Türkiye 2000'li yılların gerçekten yıldızı olabilir.
Yoksa gelecek kuşaklara gittikçe büyüyen borç yığınlarından başka
bir şey bırakamayabiliriz
Ergun Babahan, Sabah
3.11.2003
|