Yeni 'devrim' süreci

 

'DEVRİM' niteliğinde bir yasa tasarısı daha Meclis'e geliyor: Tanzimat'la başlayıp Cumhuriyet'te zirvesine ulaşan "merkeziyetçilik"ten artık çıkıyoruz; "merkez"in pek çok yetkisi, "taşra"ya, mahalli idarelere devredilecek!
Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'le konuştum. Sadece bakanlıklarla iller arasındaki "ara kademeler"in kaldırılmasıyla devletin 4500 personel tasarrufu olacağını söyledi:
- Bu personeli işten çıkarmayacağız; özlük hakları devam edecek, yerlerine yeni personel almayacağız. Bundan devletin sağlayacağı tasarruf yılda en az 800 trilyon lira olacak...
Bir de hesaplanması mümkün olmayan 'tasarruflar' var:
- Bugünkü aşırı merkeziyetçi ve hiyerarşik yapının yarattığı yolsuzluğu, israfı, verimsizliği, vatandaşın Ankara'ya gelip gitmesini düşünün. Bunun ekonomik bedelini katrilyonlarla ölçemeyiz... Bu, aynı zamanda demokrasiyi güçlendirecek bir reformdur.
Dikkat iki gerekçe: Ekonomi ve demokrasi...

* * *
İFRATTAN tefrite savrulmak, aşırı merkeziyetçilikten bir tür 'idari dağınıklığa' sürüklenmek elbette yanlış olur. Bunu önlemek için devletlerin "idarî vesayet" yetkisi vardır: Merkezî devlet, mahallî idareleri kamu adına denetler. "Üniter devlet"in özelliklerinden biridir.
Hükümet bu konuda ne düşünüyor? Bakan Şahin'in cevabı:
- İdarî vesayet kurumu devam edecek. Anayasa'nın 127. maddesini aynen koruyoruz. Değiştirmeye niyetimiz de yok, değiştirmek doğru da olmaz! Reform, Anayasa çerçevesinde olacak.
Şahin, yeni tasarıda valilerin "İl Genel Meclisi Başkanı" olmaya devam edeceğini hatırlattı. Ve ekledi:
- Hatta belediyelere bazı beledî hizmetler için vergi koyma yetkisi verip vermemeyi tartıştık, üniter devlet hassasiyetiyle bundan vazgeçtik.
Yeni tasarı için teknik eleştiriler yöneltilebilir... Ama Cumhuriyet gazetesinin "ulusal birliği tehlikeye düşürecek, federal sisteme geçirecek" şeklindeki yayınları gerçekçi değildir.

* * *
TÜRKİYE epeydir yeniden bir 'devrim' sürecini yaşıyor ve dinamizm bu defa 'toplum'dan geliyor.
Ekonomimiz 'zenaat' üretiminden sanayi ve hizmet üretimine geçmiştir. Türkiye "piyasa ekonomisi" sayesinde uluslararası rekabet dinamizmine sahip bir "girişimci orta sınıf toplumu"na dönüşüyor. Ona göre de demokrasi talepleri artıyor; son örneği, 'devrim' niteliğindeki 6. ve 7. uyum paketleridir.
Her şeyi denetleyen, bütün yetkileri tekelinde toplayan "merkeziyetçi bürokratik devlet" modeli de artık dar geliyor.
"Taşra"ya kuşkuyla bakmak ve yetki vermemek; tüm yetkileri merkezin tekelinde toplamak Jakobenizmin adeta genlerinde vardı. Buna rağmen Fransa bile köklü bir "adem-i merkezileşme" (merkeziyetçilikten uzaklaşma) sürecini yaşıyor.
Şahin'in anlattığı gerekçelerle: Kamu hizmetlerinde ekonomi sağlamak... Demokrasiyi, yani ahalinin katılım ve denetimini yerel bazda da güçlendirmek.
Prens Sabahattin'in "teşebbüs-i şahsî ve adem-i merkeziyet" fikri o zaman çok erkendi; artık zamanı geldi.

Taha Akyol, Milliyet
4.11.2003