| |
YEKTA Güngör Özden saygın bir hukukçu, tanınmış bir 'Atatürkçü'dür.
Anayasa Mahkemesi üyesi iken yazdığı 18 Şubat 1985 tarihli bir "karşı
oy yazısı" vardır. Türkiye'de Atatürk'ün nasıl anlaşılması
ve nasıl anlaşılmaması gerektiği konusunda bu "karşı oy yazısı"
bir simge değerindedir.
Sayın Özden, bir "Atatürkçü ekonomik düzen"den bahsediyor,
buna uymayan bir yasa maddesinin iptalini savunuyor.
Sayın Özden'e göre, bu 'Atatürkçü' ekonomi, "karma ekonomiden
çok 'bireyci - toplumcu' ekonomi düzeni"dir!
Ve Anayasa'mıza göre "Atatürk ilke ve inkılapları" bağlayıcı
olduğuna göre "Atatürkçü ekonomik düzen"e aykırı yasalar
Anayasa'ya da aykırıdır! Özden bu sebeple 2983 no'lu yasanın belli
maddelerinin iptali yönünde "karşı oy" yazmıştır.
* * *
ACABA bilimsel olarak tarif edilebilir, hukuken niteliği belirli
bir "Atatürkçü ekonomik düzen" var mıdır?
Atatürk'ün kendisi "en büyük iktisatçımız Celal Bayar'dır"
dediğine göre bugünkü bir sorunu Bayar'ı okuyarak mı çözeceğiz?!
Atatürk döneminde uygulanan iktisat politikalarını iktisat tarihçileri
elbette inceliyor. Prof. Yahya Sezai Tezel ve Prof. Şevket Pamuk
gibi...
Ama her konjonktürde uygulanacak, 'iktisat teorisi' niteliğine sahip
"Atatürkçü ekonomi düzeni"nden bahseden akademisyen ve
uygulamacı bir iktisatçı var mı?
Ekonomiye bu tür ideolojik bakışlar, "ekonomi bilimi"ni
göz ardı ettiği gibi Atatürk'ü her konuda bir "doktrin koyucu"
gibi görmektedir.
"İslami ekonomi" konulu yayınlar da böyledir.
Elbette renkleri farklı ama 'metot'lar aynı: Ekonomik konulara 'iktisat'ın
sürekli gelişen, çeşitlenen bir bilim haline gelmiş olan teori ve
pratikleri açısından bakmak yerine, belirli ahlaki veya siyasi 'değer'lerden
hareketle soyut, spekülatif, ideolojik bir 'model' kurgulamak...
* * *
SAĞA sola Atatürk'ün "hayatta en hakiki mürşit ilimdir"
vecizesini yazmak yetmiyor. Medrese de asırlar boyu bilimi öven
ayet ve hadisleri tekrarlamış, binlerce cilt "şerh ve haşiye"ler
yazmıştı!
Önemli olan bilimden ne anladığımızdır. Çağımızda bilim "pozitivizm"le
aynı değildir. Bilim öncelikle "metot"tur ve "sınanması
mümkün bilgiler" bilimsel niteliklidir. Onun dışındakiler 'değerler'
dünyasıdır: Metafizik, ahlaki, felsefi, dini, estetik değerler...
Erbakan'ın "Adil Düzen"i de bilim dışı ideolojik bir kurguydu;
kendi 'değerler' dünyasına göre spekülatif bir 'düzen' hayali...
Aynı kurgulamayı 'Atatürkçülük' diye yapınca yönü değişir, ama niteliği
değişmez.
Doğan Avcıoğlu "Atatürkçülük" adına Abdulnasır modelini
önermemiş miydi?!
Biz de gençliğimizde Kurt Karaca'nın ideolojik bir kurgulaması olan
"Milliyetçi Toplumcu Düzen"le büyülenmiştik!
Bugün Türkiye dünden farklıdır; gelişen, orta sınıflaşan, çoğulculaşan
Türkiye'yi anlamak için de sosyal bilim zihniyeti lazımdır. "Resmi
dogma" bugün bilim zihniyetinin gelişmesini ve "millet"
gerçeğini tanımamızı engelliyor, hukuku tahrif ediyor, Atatürk'ün
"muasır medeniyet" hedefine de ters düşüyor!
Ama millet "muasır medeniyet"e yürüyor...
Taha Akyol, Milliyet
11.11.2003
|