AKP, CHP ve toplum

 

HASAN Bülent Kahraman siyaset bilimci bir akademisyen. Fikren sosyal demokrat...
Türkiye'de "merkez"in ideolojisi olan Kemalizm'i konu edinen yazısında AKP'yi "kenar"ın hareketi olarak niteliyor:
"AKP, Türkiye'de geniş kitlelerin içinde saklı tuttuğu ve merkeze yöneltilmiş sessiz ama içten bir muhalefet hareketinin yansımasıdır..."
DP, AP ve Özal'ın ANAP'ı gibi...
Sayın Kahraman, Kemalizm'i ise, "toplumu baştan sona örgütlemeyi öngören, ağır bir toplum mühendisliğine dayanan 'büyük anlatı'", yani hayatı tümüyle kuşatma iddiasında bulunan 'büyük teori' olarak tarif ediyor.
DP'den AP, ANAP ve AKP'ye uzanan çizgi ahaliyi, CHP çizgisi ise, toplumu devlet eliyle toptan değiştirmeyi amaçlayan 'büyük anlatı'yı esas alıyor. Biri halka, öteki devlete yakın.
***
KASIM ayındaki terör saldırılarını CHP "Eve Dönüş Yasası"na bağladı, "Hizbullah terörü" diye tutturdu!
CHP'nin bu yaklaşımı gerçekçi değildi, önyargılıydı; dinci ve küresel terör konusunda bir analiz ve vizyon da içermiyordu. Ali Topuz'un Başbakan Erdoğan'la İBDA - C arasında bağlantı kurmaya kalkması ise akıllara durgunluk verecek bir önyargı numunesiydi.
CHP'li Kemal Anadol ise, AKP'nin içkiyi haram saydığı için Tekel'i özelleştirmek istediğini söyledi!
Böyle son derece karmaşık konularda "sosyal demokrat"ların söyleyecekleri bunlar mı olmalıydı?!
Tayyip Erdoğan ise, AB ülkelerinin büyükelçilerine şöyle seslendi:
"Medeniyetler çatışması, Soğuk Savaş döneminde devletlerin ve sistemlerin tartışmasına benzemez. Kimlikler, kültürler, kişiler çatışır. Bunu önlemek için Türkiye modeline destek verin, tam üyelik müzakerelerimiz başlasın..."
CHP'nin Türk kamuoyuna, Sosyalist Enternasyonal üyesi parti ve hükümetlere vereceği böyle bir mesajı yok muydu?!
CHP olayları zihnindeki "dincilik - laikçilik" ikilemine "indirgeyerek" kendi ufkunu daraltıyor.
***
ÖBÜR yanda, toplum hem maddi ihtiyaçlarıyla, hem din ve değerler anlayışıyla sürekli değişiyor, çeşitleniyor, çoğulculaşıyor. Bu değişim ve çeşitlenmeyi artık 'büyük anlatı'lara indirgemek mümkün mü?
Sayın Hasan Bülent Kahraman'ın bu soruya cevabı doğrudur: Artık, devlet eliyle toplumu bir kalıba dökmek isteyen 'büyük anlatılar' daha mikro düzeyde farklılaşan, çeşitlenen yeni toplumsal yapıda etkin olamıyor. (Radikal, 8 Aralık 2003)
Bu toplumsal çoğulculaşma liberal özgürlüklere talebi artırıyor. Bu değişime ideolojik şüpheyle bakan CHP 'korumacılık'ta kalıyor, açılım yapamıyor.
Aynı toplumsal sebeplerle, "devlet eliyle toplumu İslamileştirme" şeklindeki 'büyük anlatı' da imkansızdır. AKP bunu niyetlense bile kendi içinde parçalanır.
Paranoyayı bırakıp toplumsal dinamikleri iyi okumak lazımdır.
Toplumsal dinamikler topluma dayalı partileri, bugün AKP'yi reformist bir parti yaptığı gibi, 'siyasal İslam'ı da başarıyla modern muhafazakarlığa dönüştürmüştür.
Dönüşemeyen, devlete yapışık ideolojik refleksleri yüzünden CHP'dir.
Halbuki Türkiye'nin gerçek bir sosyal demokrat alternatife şiddetle ihtiyacı var.

Taha Akyol, Milliyet
9.12.2003