Devlette 'yönetim' reformu

 

BAŞBAKANLIK Müsteşarı Prof. Ömer Dinçer, bir grup gazeteciye "Kamu yönetimi reformu tasarısı"nı anlatıyor.
Tasarı, Osmanlı'dan devralıp Cumhuriyet'te büsbütün 'tahkim' ettiğimiz "merkeziyetçi otoriter devlet" modelinden, mahalli idarelerin ve sivil inisiyatiflerin güçleneceği yeni bir modele geçişi öngörüyor.
Prof. Dinçer'e göre, "işin ruhu"nu kavramadan bunun bir "reorganizasyon" sanılması halinde reform kağıt üzerinde kalır: Kafa değişmeyince örgütlenme tarzını değiştirmek çok şey ifade etmez.
Peki, "işin ruhu" nedir?
Prof. Dinçer diyor ki:
- 1920 - 40 arasında yerel yönetimler daha yetkiliydi ama zamanla her kriz döneminde merkezin yetkileri artırıldı. Halbuki krizden çıkış, merkezin yetkilerini azaltmayı gerektirir...
Bugün artık "merkeziyetçi idare" geleneğinden uzaklaşıyoruz, işin ruhu da işte bu değişimi kavramak...
***
TÜRKİYE 1930 krizinin ardından "devletçilik" ve "parti devleti" sistemlerini kabul etmişti. 'Milli Korunma Kanunu'nun 1956'da yeniden uygulanması, 1980'e kadar KİT'lerin büyümesi de 'devletçi' reflekslerimizdi.
24 OCAK 1980'den beri ise, her ekonomik krizden çıkmak için "devlet piyasaya karışmasın" diyen politikalar uyguluyoruz. Artık "devlet özgürlüklere karışmasın" sesleri daha gür çıkıyor.
Değişimin dinamiği bu yönde iken, her şeye karışan devlet modelinin eseri olan aşırı merkeziyetçi yönetim sistemini sürdürmek mümkün mü?!
Prof. Dinçer'in anlattıklarından benim anladığım "işin ruhu" bu...
Evet, devlet anlayışımız ve idari yapımız köklü bir değişim sürecinde...
1930'ların otoriter bürokratik yönetimini idealize edenlere göre 'devlet elden gidiyor!' Ama çağın dinamikleri açısından bakınca modernleşme tarihimizde yeni bir aşamayı yaşıyoruz.
***
ÜNİTER devlet esasını muhafaza etmek elbette hayatidir.
"Üniter devlet" bir 'idari' model değil, siyasi bir modeldir. Prof. Dinçer diyor ki:
- Üniter devletten federal devlete yönelmiş olmak için şu beş temel yetkinin mahalli otoritelere bölünmesi lazım: Yasama, yargı, denetim, vergi ve bağımsız karar yetkisi... Biz bunların hepsini merkezde tutuyoruz, sadece mahalli kamu hizmetlerini mahalli idarelere devrediyoruz. Üniter devletten vazgeçmek hayal bile edilemez.
Kaldı ki, özerk bölgeler sistemi olan İspanya da üniter devlettir.
Dinçer'in şu açıklaması da önemli ve sevindirici:
- Milli eğitimde üniterlik kesin korunacak. Kamuoyundaki fikir birliğine uygun olarak, sadece eğitimin maddi altyapısını mahalli idarelere devretmeyi, müfredatı ve öğretmen kadrolarını ise merkezde tutmayı düşünüyoruz.
Dinçer'in belirttiği gibi, mahalli parlamento ve yargı organları olmayacak, vergiyi devlet toplayacak, denetimleri geniş yetkili Sayıştay yapacak, önemli konularda "idari vesayet" (valinin onayı şartı) geçerli olacak.
Tasarıya teknik eleştiriler yapılabilir, yapılmalı da... Ama istikameti dosdoğru, gerçek bir reform tasarısıdır bu...
Devlet baba olmadığı gibi toplumu saran bir ahtapot da olamayacak.

Taha Akyol, Milliyet
11.12.2003