|
KAMU Yönetim Reformu'nu irdelemeye devam ediyorum. Bu tasarı etrafında
yapılan tartışmaların örtülü gündemi şu:
1923'te temelleri atılan cumhuriyet yönetiminin varisi, merkezdeki
‘‘derin devlet’’,
1. T.C., ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bir bütündür; ‘‘Ne mutlu
Türküm Diyene’’ ile,
2. Din ve devlet işleri birbirinden ayrıdır; şeriat, anayasa olamaz,
laiklik esastır çünkü, ‘‘Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir’’ paradigmalarını
savunmaktadır.
Karşılarında ise, bu paradigmaların demokrasinin gelişmesine engel
teşkil ettiğine inananlar var. Bunlara göre, bu paradigmaları savunma
yüzünden insan hak ve özgürlükleri kısıtlanmakta, siyasi örgütlenme
sınırlanmaktadır. Bu paradigmaların doğal muhalifleri olan ‘‘Kürt
milliyetçileri’’ ve ‘‘İslamistler’’e dahil olmayan başka kümeler
de var. Bu kümelerdekilerin bir kısmı klasik solcu, bir kısmı mutlak
özgürlükçü, bir kısmı kayıtsız şartsız Avrupa Birliği taraftarıdır.
AK parti, bu paradigmalara karşı olanların ikinci adresidir.
* * *
Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı Taslağı (başlık aynen böyle)
acaba T.C.'nin temel paradigmalarını değiştirmek için hazırlanan
bir tuzak mıdır? Ben taslağın amacının bu olup olmadığını bilmiyorum.
Ancak, gerek bir önceki yazımda gerek şimdi, tartışmaların gizli
gündemini açık seçik ortaya koydum. Herkes kendi değerlemesini yapmakta
serbesttir.
* * *
Bu yazıda dört teknik hususu vurgulayacağım.
1. Adem-i merkezi (yerinden) yönetim, merkezden yönetimin bir türevidir.
Bu yönetim modelinde, fayda hasılası maksimize edilmeye çalışılan
'bütün' ile merkezi yönetim modelinin ‘‘bütün’’ü aynıdır. Mesela
kamu yönetiminde bu, ülkenin tamamıdır Yerinden yönetimde vizyon
(ülkü), misyon (görev) hatta stratejiler (tercihler) merkezde belirlenir.
Yetkili yöneticiler, olaylara en yakın noktada uygulama kararları
alarak, bütünün amaçlarını gerçekleştirmeye çalışır.
2. Yerinden yönetim modelinin, kaynak israfına yol açmaması ve
bütün içinde çelişkili uygulamalara sebebiyet vermemesi için, merkezden
planlanması ve denetlenmesi şarttır. Yerinden yönetim, merkezden
denetlenmezse, yapılması planlanan işlerde, mesela, halka sunulan
kamu hizmetinde kalite, hız, adalet, eşitlik, verim ve etkinlik
sağlanamaz. Yatırımlardan alınması gerekli randıman da alınamaz.
3. Yerel yönetimde ise, fayda hasılası azamiye çıkarılmak istenen
‘‘bütün’’ farklıdır. Burada bütün, büyük bütünün bir parçasıdır.
Yerel yönetimdeki yöneticilerin, merkezden belirlenen ilkeleri benimsemesi
de şart değildir. Yerel yönetim ile merkezi yönetim arasındaki bağlar
her bakımdan esnek hatta gevşektir.
4. Federatif (bağımsız bölgeler halinde) yapılanma, yerel yönetimin
büyütülmüş bir türevidir. Yerinden yönetimin aksine, federatif yönetimler,
ilke olarak merkezden denetlenmez. Eğer hem yerinden yönetim biçimine
göre örgütleniliyor deniyor, hem de merkezi denetim daraltılıyorsa,
o zaman sonuç ‘‘federalist’’ bir yapılanma olur.
Son Söz: Yönetim yerindense, denetim merkezdendir.
Ege Cansen, Hürriyet
24.01.2004
|