| |
Internet üzerinden bizlere hergün ulaşan iletilerin haddi hesabı
yok.
Bu sabah ulaşan bir ileti de Ankara Ticaret Odası'nın düzenlediği
bir ankete ilişkin.
Anketin konusu Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının Türkiye'nin AB
üyeliği konusunda düşündükleri.
Söz konusu çerçeve de yani yurttaşlarımızın AB konusunda görüş oluşturacakları
çerçeve de ATO tarafından bir biçimde belirlenmiş.
Aslında iletide bana ulaşan metin ve üslubu kanımca son derece anlamsız
ve komik.
Ancak; Ankara Ticaret Odası gibi bir sivil toplum kuruluşunu ve
Sayın Başkanı Sinan Aygün'ü ciddiye aldığımdan bu iletinin içeriği
ile ilgili bir-iki şey yazmak istiyorum.
Önce şunu belirtmek gerekiyor: Türkiye'de kimsenin ve hiçbir örgütün
AB yanlısı olmak gibi bir zorunluğu mevcut değil.
Bildiğimiz kadarı ile hem Sayın Sinan Aygün hem de ATO yönetimi
AB sürecine hiç ama hiç sıcak bakmıyorlar.
Buraya kadar sorun yok.
Sorun AB sürecine karşı çıkar iken kullanılan anlamsız hatta komik
gerekçeler.
ATO'nun AB anketinde kullandığı çerçeve bu anlamsız hatta komik
gerekçelerden oluşuyor.
İşte size bu anlamsız ve komik gerekçeler manzumesi.
"Güneydoğu'ya siyasi çözüm getirilmesi,
Kıbrıs'ın Annan Planı çerçevesinde "Yunan Adası" haline
getirilmesi,
Ege'de Türkiye ile Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı sorununun
Yunanistan lehine çözülüp Ege'nin "Yunan Gölü" haline
getirilmesi,
Sözde Ermeni soykırımının tanınması,
İstanbul Fener Rum Patrikhanesi'ne Vatikan türü bağımsız devlet
statüsü tanınması ve ona bağlı çalışan Heybeliada Ruhban Okulu'nun
açılması,
Doğu Karadeniz'de Pontus Rum hayalinin hortlatılması,
Türk Ordusu'nun ülke güvenliğini sağlamak için alacağı önlemlerin
sınırlandırılması taleplerinde bulunuyor."
Yukarıdaki gerekçelerin hiçbir hukuki temelinin olmadığı, hiçbirinin
AB'nin resmi metinlerinde yer almadığı ortada.
Muhalefet yapılacak ise asgari bir ciddiyet gerekiyor.
Eser Karakaş, Finansal Forum
27.01.2004
|