Hedef asker kalmaması

 

Garantörlük, kurucu devletleri de içerecek. Türkiye ve Yunanistan altışar bin asker konuşlandırabilecek. Nihai hedef ise adayı silah ve askerden tamamıyla arındırmak
Tarih göz önünde bulundurulduğunda güvenlik, Kıbrıs'ta bir çözümün temel taşlarından. Annan Planı kısa vadede Kıbrıs'taki taraflara ait silahlı güçlerin tasfiye edilmesini, adaya silah ithalinin yasaklanmasını, uzun vadede ise Türkiye'nin AB'ye girmesiyle birlikte tüm Türkiye ve Yunanistan askerlerinin de çekilip Kıbrıs'tan askerden arındırılmasını öngörüyor.
Plan bir yandan da adada Türk-Yunan dengesini korumaya özen gösteriyor: Garantör güçlerin (Britanya, Yunanistan ve Türkiye) yetkileri korunuyor, dahası garantörlük kurucu devletlere de teşmil ediliyor. Bu düzenlemeyle Türkiye yalnızca Kıbrıs'ın değil Türk kurucu devletin garantörlüğünü de üstleniyor. Rumlar bu düzenlemeye önce karşı çıktı, ancak Annan'ın bastırması üzerine Klerides geri adım attı. Şimdi plandaki düzenlemelere göz atalım.

· Kıbrıs'a her türlü silah satışı yasaklanacak.

· Kıbrıs silahsızlandırılacak.

· Paramiliter ya da rezerv güç bulundurulmayacak.

· Ruhsatlı av tüfekleri hariç her tür silah yasaklanacak.

· BKC her iki KD'nin onayı almadan topraklarını hiçbir uluslararası askeri hareket için kullandırtmayacak. Bu konuda, Türkiye AB'ye girene kadar Türkiye ve Yunanistan'ın da onayı gerekecek.

· Birleşmiş Milletler barış gücü, güvenlik düzenlemelerinin uygulanmasına nezaret etmek için adadaki görevini sürdürecek.
Garanti Anlaşması'na Ek Protokol

· Garanti Anlaşması, BKC'nin bağımsızlık, toprak bütünlüğü, güvenlik ve anayasal düzeninin yanı sıra KD'lerin toprak bütünlüğü, güvenlik ve anayasal düzenini de kapsayacak biçimde yeni duruma uyarlanarak uygulanacak.
1960 tarihli Kuruluş Anlaşması'na ek olarak imzalanan 1960 tarihli Garanti Anlaşması'nın 4'ncü maddesinde şöyle denir:
Yunanistan, Türkiye ve Britanya işbu anlaşmanın hükümlerinin herhangi birinin ihlali halinde söz konusu hükümlere uyulmasını sağlamak için gerekli girişim ve önlemlerde bulunmak amacıyla aralarında danışmalarda bulunma yükümlülüğünü üstlenir. Ortak ve beraberce harekete geçilememesi durumunda üç garantör devletten biri, ancak ve ancak işbu Anlaşma'nın oluşturduğu anayasal düzeni yeniden kurmak amacıyla harekete geçme hakkını saklı tutar. Bilindiği gibi Türkiye 1974'teki Kıbrıs müdahalesini bu maddeye dayandırmıştı.
İttifak Anlaşması'na Ek Protokol

· İttifak Anlaşması (1960 tarihli bu anlaşma Türkiye ve Yunanistan'a adada asker konuşladırma yetkisi verir) Kıbrıs'ın silahsızlandırılacağı göz önünde bulundurularak yeni duruma uyarlanarak uygulanacak.

· Türkiye ve Yunanistan adada 6'şar bin asker konuşlandırabilecek.

· Her iki tarafta da altışar askeri bölge, üçer de eğitim alanı olacak. Bu bölge ve alanların hiçbiri eski tampon bölgede, el değiştiren topraklarda, Lefkoşa-Magosa yolunun güneyinde ya da KD'lerin sınırının
1 km yakınında olmayacak. Askerler bu bölgelerden geçemeyecek.

· Şeffaflık ve karşılıklı güven için birlikler hareketliliklerini 48 saat önce birbirlerine ve BM'ye bildirecek (Hareketlilikten kasıt: dört veya daha fazla kara aracı, üç ya da daha fazla hava aracı, bir ya da daha fazla deniz aracı, 100 ya da daha fazla askerin her ne nedenle olursa olsun harekete geçmesi).

· Taraflar yapacakları askeri tatbikatları 72 saat önceden birbirlerine ve BM'ye bildirecek.

· 2010 yılında taraflar, asker sayısını ve ekipmanlarını gözden geçirecek. (Azaltmak amacıyla)

· Türkiye Avrupa Birliği'ne girince tüm Türkiye ve Yunanistan askerleri adadan çekilecek.

· Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk silahlı güçler lağvedilecek, silahları BKC topraklarından çıkarılacak. Bu işlem aşamalı olarak sekiz ay içinde tamamlanacak. Türkiye ve Yunanistan'ın adadaki fazlalık asker ve silahları da yine sekiz ay içinde BKC topraklarını terk edecek.

Senatoda eşit temsil var

· Türklerle Rumlar arasındaki ilişki bir azınlık-çoğunluk değil, siyasi eşitlik ilişkisidir. (Siyasal eşitlik planda defalarca vurgulanıyor).

· Kurucu devletler (KD) eşittir.

· Federal yönetimde yasama organı parlamento, Senato (S) ve Temsilciler Meclisi'nden (TM) oluşacak. Her iki organ da 48 üyeli
olacak. Senatoda KD'ler eşit sayıda senatörle temsil edilecek. Temsilciler Meclisi'nin ise en az dörtte biri Türk üyelerden oluşacak.

· Yasalar her iki kamaranın da onayını gerektirecek. Senato'da her KD senatörlerinin en az dörtte birinin oyu gerekecek. Özel konularda bu oran 5'te 2'ye çıkarılıp nitelikli çoğunluk aranacak.
Buna göre bir tasarının yasalaşabilmesi için en az altı Türk senatörün 'Evet' demesi gerekecek.

· Federal yönetimde yürütme görevini Başkanlık Kurulu (BK) yürütecek. Kurul üyeleri, tek liste üzerinden Senato'da özel çoğunluk (beşte iki), TM'de ise basit çoğunlukla seçilecek altı kişiden oluşacak. En az iki üye Türk olacak.

· Karar, konsensüsle alınmaya çalışılacak, yoksa basit çoğunluk geçerli olacak, ama her KD'den en az bir üyenin onayı gerekecek.
Böylelikle BK, iki Türk'ten biri 'Evet' demedikçe karar alamayacak.

· Kurul üyeleri eşit yetkide olacak. AB Bakanı ve Dışişleri Bakanı aynı KD'den olamayacak.

· AB'den sorumlu BK üyesi başkan olarak Avrupa Konseyi toplantılarında BKC'yi temsil ederken Dışişleri'nden sorumlu BK üyesi kendisine eşlik edecek.

· Uluslararası bir toplantıda KD'lerden birinin hayati çıkarlarını ilgilendiren bir konu ele alınacaksa ve BK temsilcisi diğer KD'nin mensubuysa yanına söz konusu KD'nin bir temsilcisi verilecek.

· Başkan ve başkan yardımcılığı 10 ay üzerinden dönüşümlü yürütülecek. Aynı KD üyeleri, üst üste üç dönem başkanlık yapamayacak.
Dolayısıyla iki dönemde bir BK'ya Türk üye başkanlık edecek.

· BK'nın başkan ve başkan yardımcısı aynı KD'den olmayacak.

· Senato ile TM'nin başkanları aynı KD'den olamayacak.

· New York ve Cenevre (BM), AB, Yunanistan, Türkiye, Britanya, Fransa, ABD, Rusya ve Çin elçilikleri KD'lere eşit biçimde dağıtılacak. Yardımcıları diğer KD'den olacak.

· Yüksek Mahkeme, üç yabancı ve KD'lerin eşit sayıda yargıçlarından oluşacak. KD'ler arasındaki ve KD'lerle federe devlet arasındaki anlaşmazlıkları Yüksek Mahkeme çözecek. Mahkeme kararlarını konsensüsle almaya çalışacak, mümkün olmazsa çoğunluğun dediği olacak.

Tek ama ortak

· Tek uluslararası kimlik ve tek egemenlik olacak.

· Kıbrıs'ta yeni düzen kurulacak.

· Kurulan düzen tek taraflı olarak değiştirilemeyecek. Kıbrıs'ın bir başka ülkeyle kısmen ya da tamamen birleşmesi ve her tür ayrılıkçılık ve taksim yasaklanacak.

· Federal devlet anayasada belirtilen yetkileri egemence kullanacak. Buna karşılık kurucu devletler de (KD'ler) federal devlete devretmedikleri yetkileri anayasal sınırlar içerisinde egemence kullanacak, kendi anayasaları altında özgürce örgütlenecek.

· KD'ler kendi yetki alanlarına giren konularda dış ilişkiler ve AB işlerinde politika oluşturma ve uygulama sürecine katılacak.

· KD'ler anayasaya uygun olmak koşuluyla dış dünyayla ticari ve kültürel ilişkiler kurabilecek.

· Federal hükümet ve KD'ler birbirlerinin yetki ve işlevlerine eksiksiz saygı gösterecek ve karışmayacak. Federal yasalarla KD yasaları arasında bir hiyerarşi bulunmayacak.

· BKC anayasası ancak her KD'nin seçmenlerinin ayrı ayrı çoğunluk
oyuyla değiştirilebilecek.

· Anayasa değişikliği KD hükümetlerine ve toplumun ilgili kesimlerine danışıldıktan sonra yapılacak.

· Anayasa'nın temel maddeleri değiştirilemeyecek.

· Anaya değişikliklerinin her iki kamarada da onaylandıktan sonra her iki KD halkının onayını alması gerekecek.
Hiç kuşku yok ki bu düzenleme, 1963'ten çıkarılan derse dayanıyor. O tarihte Rumlar anayasayı tek taraflı olarak değiştirmek istemiş, çıkan kriz, ortak devletin çökmesine giden süreci başlatmıştı.

· Diğer KD'de yaşayan Türk ve Rumlar kültürel, dini ve eğitsel haklara sahip olacak ve KD meclisinde temsil edilecek.

· Kıbrıs'ta önceden herhangi bir otorite tarafından alınmış yasama, yürütme ya da yargı kaynaklı herhangi bir karar, bu anlaşmaya ya da uluslararası hukuka aykırı değilse geçerli sayılacak, sonuçları kabul edilecek. (göçmenlik, vatandaşlık ve mal mülk hariç).

· KD'lerin kendilerine ait bayrak ve marşları olacak.

· Türkçe ve Rumca resmi dil olacak.

· Dini bayramlar ve günler kutlanabilecek.

· Belirli 21 köyün sakinleri kendi kültürel, dini ve eğitsel işlerini kendileri yürütebilecek ve KD meclislerinden temsil edilecek ve köylerine ilişkin konularda kendilerine danışılacak.

· Federal hükümete bırakılanlar dışında tüm yetki ve işlevler (güvenlik, asayiş ve adalet dahil) KD'lere kalacak.

· KD'ler turizm, çevre koruma ve enerji tasarrufu, balıkçılık ve tarım, endüstri ve ticaret, ulaşım, spor, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik,
aile-şirket-ceza hukuku başta olmak üzere kendilerine bırakılan alanlardaki yasa ve uygulamaları uyumlulaştırmaya çaba harcayacak.

· Bunların dışında kalan konular federal devletin yetkisinde olacak.

Erdal Güven, Radikal
10.02.2004