|
Ekonomik uyumu sağlamak anayasal öncelik. Ancak anlaşmanın özellikle
Türk tarafı açısından yaratabileceği ekonomik sakıncaları gidermek
AB'ye bırakılıyor
Annan Planı'nın belki de en zayıf tarafı, ekonomiye ilişkin öngörüleri.
Mal mülk düzenlemelerinin yaratacağı masraflar ve Türk ve Rum tarafları
arasındaki ekonomik dengesizlik ciddi sorunlar. Annan, raporunda,
planının öngördüğü anlaşmanın pahalıya mal olacağının farkında olduğunu
belirtiyor. BM şefi, BM ekonomik eşitsizliği gidermeyi bir anayasal
öncelik haline getirmek ve mal mülk düzenlemelerinin kendi kendini
finanse edeceğini öne sürmekle birlikte uluslararası topluluğun
katkısının gerekeceğini da yadsımıyor. Annan bu çerçevede çözüm
olması durumunda Avrupa Birliği'nin Türk tarafına vermeyi taahhüt
ettiği 200 milyon avruluk özel fona dikkat çekiyor. Doğrusunu söylemek
gerekirse aslında Annan Planı, işin ekonomik tarafınıAvrupa Birliği'ne
havale ediyor. Şimdi plandaki ekonomik düzenlemelere bir göz atalım:
Borcu alan öder
· İlk yıllarda federal ekonomik politika en kısa zamanda KD ekonomile-
rinin birbiriyle uyumlulaştırılmasına ve aralarındaki ekonomik eşitsizliklerin
giderilmesine özel önem atfedecek
(Anayasa Madde 51)
· Merkez Bankası bağımsız olacak. Bankayı üç kişilik bir kurul
yönetecek. Her iki kurucu devletten en az bir üye olacak. Üçüncü
üye yabancı olabilir. Kararlar oy çokluğuyla alınacak.
· Para birimi Kıbrıs Sterlini olacak. Ancak diğer para birimlerindeki
tasarruflar korunacak.
Burada amaç Türk tarafındaki TL ya da diğer para cinsinden tasarrufların
zarar görmesini önlemek.
· 1964 sonrasından kalma borçlar, bu borçtan yararlanmış kurucu
devlet tarafından üstlenilecek. Borçtan tüm Kıbrıs yarar gördüyse,
borç federal devlet tarafından üstlenilecek. 1964 yılı öncesi borçlar
için de aynı durum geçerli olacak.
Böylelikle Türk tarafı, Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kullandığı
borçlardan sorumlu olmayacak.
· Federal hükümet her oluşturucu devlete kendi sınırları içinde
toplanan katma değer vergisinin üçte birini transfer edecek. Federal
hükümet, Avrupa Birliği'ne aktarılmayan dolaylı vergi gelirlerini
üçte birden az olmayacak şekilde nüfuslarına orantılı olarak oluşturucu
devletlere aktaracak.
Böylelikle Türk tarafına kaynak transferi amaçlanıyor.
· Serbest dolaşımın Kıbrıs Türk ekonomisinde ciddi sorunlar yarattığı
veya yaratabileceği durumlarda, üç yıllığına uygun koruyucu önlemler
alınabileceğini kabul eder.
· Doğal su kaynakları KD'ler arasında eşit biçimde paylaşılacak.
Doğal kaynaklardan yararlanma yetkisi önce KD'lere verilmişti. Ancak
Türk tarafı, toprak düzenlemesine göre, özellikle Güzelyurt ve Magosa'daki
su havzaları Rum kurucu devletinde kalacağı için buna itiraz etti.
Bu nedenle Annan Planı'nda bu konu federal devletin yetki alanına
verildi. Dolayısıyla su kaynakları, nitelikli çoğunluk gerektiren
(senatodaki Türklerin en az beşte ikisinin oyu aranacak) bir yasayla
düzenlenip KD'ler
arasında eşit paylaşım sağlanacak.
Yüksek Mahkeme sigorta gibi
Yüksek Mahkeme hem devletin tıkanmaması hem de tarafların egemenlik
ve siyasal eşitliğin güvencesi olacak
· Anayasanın korunmasından ve tam olarak uygulanmasından Yüksek
Mahkeme (YM) sorumlu olacak.
· YM her kurucu devletten (KD) eşit sayıda yargıç ile üç yabancı
yargıçtan oluşacak. KD'ler kendi yargıçlarını atayacak. Yabancı
yargıçlar Türk, Yunan ya da Britanyalı olmayacak.
· YM, KD'ler arasındaki, ya da KD'ler ile federal devlet (FD) arasındaki
uyuşmazlıkları, federal kurumlar arasındaki anlaşmazlıkları çözmekle
yükümlü olacak.
· YM Başkanı, üç yıllığına üyelerce seçilecek.
· YM kararlarını konsensüsle almaya çaba gösterecek. Konsensus
sağlanamazsa oy çokluğuyla alınacak.
· Yabancı yargıçlar ancak Kıbrıslı yargıçlar konsensüs ya da çoğunluk
oyu yoluyla ortak bir karar alamazsa devreye girecek.
YM yeni düzende anahtar bir rol üstlenecek. 1963'teki anlaşmazlıklar
sonucunda Anayasa Mahkemesi karar alamaz hale gelmişti. Yeni düzende
dokuz yargıç olacağı için YM'den mutlaka bir karar çıkması güvenceye
alınıyor. KD'ler arasında ve KD'lerle FD arasında hukuki bir hiyerarşi
olmayacak. Bu açıdan YM devletin işleyişi açısından yaşamsal önemde
olacak. YM aynı zamanda, taraflar arasındaki siyasi eşitliğin de
simgesi olacak.
Erdal Güven, Radikal
13.02.2004
|