Kamu yönetimi reformu

 

Kamu yönetiminde yapılması gerekli geniş kapsamlı ve de derin reformun önemli bir parçası olan kamu yönetimi temel kanun tasarısı üzerinde tartışmalar giderek yoğunlaşıyor. Eğer bu tartışmalar reformun önünü kesmez, tam aksine tasarının çok eleştirilen konuları üzerinde açıklık ve konsensüs sağlanmasına yardımcı olacak ise bu yoğunlaşmadan memnun bile oluruz. Ancak, tartışmalar kamu yönetiminde mevcut statükoyu devam ettirme çabalarının bir gereği olarak yoğunlaşıyor ise, kamu yönetiminde reformun bir başka bahara kalma tehlikesinin çok büyük olduğunu düşünürüz.
Biz kamu yönetiminde geniş kapsamlı ve 'demokrasinin yeşerdiği arka bahçeler' olarak nitelendirdiğimiz yerel yönetimlere dayalı bir reformun yıllardan beri savunucusuyuz. Seçimlerden sonra yazdığımız bir yazıda reaksiyon oyları ile iktidara gelmiş bir hükümetin o reaksiyona neden olan mevcut kamu yönetimi anlayışını ve statükosunu değiştirici bir reformu gerçekleştirmesini beklediğimizi de ifade etmiş idik. Hatta, bugün geldiğimiz noktadaki darboğazın ne olacağını o gün belirtmiş ve hükümetin reform çabalarının önündeki en büyük engelin bürokrasi olacağını söylemiş idik. Bu lafı o gün de, bugün de bürokrasiyi küçük gördüğümüz veya dışladığımız için söylemiyoruz. Dünyanın neresinde olursanız olunuz, reform işinin süreçlerinde ve işin tabiatında bu vardır: Bürokrasi mevcut statükonun devamından yanadır; dolayısı ile, refleksif olarak reforma karşı tutum benimser. Böyle bir durumda, onu, reforma zorlayacak olan, siyasetçiden çok kamuoyu baskısı olacaktır.
Bu tespit bizi, kamu yönetimi reformu gibi çok gerekli, radikal unsurlar taşıyan, dolayısı ile de fevkalede zor ve nazik bir konuda, hükümetin, bir yanlışına götürüyor. Bu yanlış, reform yolunda hükümetin çabalarını boşa çıkarabilir ve mevcut kamu yönetimi anlayışı ve statükosundan biraz toplumu hayal kırıklığına uğratabilir. Bu sütunda defalarca yazdık. Kamu yönetimi reformu birkaç 'olmazsa olmaz' ayağın üzerine oturtulmak zorundadır. Bunlardan çok önemli biri 'düzenleyici reform'dur. Yani, önce, kamuyu yönetmekte araç olarak kullanacağınız yasaları doğru dürüst çıkaracaksınız. Yasaların doğru dürüstlüğünün en önemli unsuru elbetteki içeriklerinin doğru dürüstlüğüdür ama bunu yapabilmek için de doğru dürüst süreçlere sahip olmanız gerekir.
Kamu yönetimi literatüründe 'Regulatory Governance' olarak bilinen bu sürecin en önemli ilkesi yasaların geniş kapsamlı bir danışma sistemi içinde oluşturulmasıdır.
Hükümetin hatası da buradan kaynaklanmaktadır. Taslak kanun, kamu yönetiminde bir reformu gerçekleştirmeyi kafasına koymuş olan bir siyasi iktidar tarafından bile Türkiye'nin yanlış ama artık kökleşmiş alışkanlığı ile dar bir bürokratik kadro çerçevesinde hazırlanmıştır. Bu içekapanıklığın ürettiği taslak eleştirilere uğramaya başlayınca, bize göre fevkalade yetersiz bir danışmaya açılmıştır. Bildiğimiz kadarı ile, ortada bir bakanlıklar arası koordinasyon ünitesi vardır; bir de sivil toplum örgütlerini de içeren danışma ünitesi vardır. Bunlar, yasa Meclis platformuna gelmeden önce ne derecede danışılmışlardır, bir sorudur. Diğer taraftan, bakanlıklararası bir koordinasyon ünitesini de gerçek bir danışma birimi olarak görmediğimizi söyleyelim: (1) O ünite, eşyanın tabiatı icabı, reformcu değil tutucudur, (2) Danışmanın amacı, daha çok, düzenlemeden, yani yasadan etkilenecek olanların fikrine müracaat etmektir. Bu yasadan etkilenecek olanlar, kamuyu yönetecekler değil, yönetilenlerdir.
Hükümet, böyle hayati bir konuda reform yapmanın bu önemli ilkesine dikkat etmediği sürece kamuoyunun yeterli desteğini alamayacak, reforma direnen bürokrasi üzerinde kamuoyu baskısı oluşturamayacaktır. Bu, belki de, reform gayretlerini engelleyecek, tasarı rafa kaldırılacaktır. Yasa çıksa bile, kamuoyuna iyi anlatılmamış, kamuoyunca özümsenmemiş bir reformun uygulanmasında çok ciddi sorunlar yaşanacaktır. O nedenle, hükümet, iktidar gücüne inanıyor ise bu önemli konuda 'yangından mal kaçırırcasına' değil, kamu yönetiminden etkilenecek geniş kesimlerin düzenlemeye veri sağlayacağı süreç ve zamanlama ile iş yapmalıdır. Aksi, reform tarafları için hüsran demektir.

Korkmaz İlkokur, Radikal
17.02.2004