|
GENELKURMAY Başkanlığı'nın geçen hafta düzenlediği basın toplantısında,
ABD'nin ‘‘Büyük Ortadoğu Projesi’’nin karanlık noktaları bulunduğu
söylendi.
11 Eylül ile birlikte gelişen bu tez, henüz tam olarak olgunlaşmış
değil. İlk ipuçlarını, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Davos
Uluslararası Ekonomik Forumu'ndaki konuşmasında vermişti. Ortadoğu'da
rejim değişikliği gerekiyordu.
Terörizmle mücadelede, onu besleyen ortamın kurutulması gerektiği
tezinden hareketle geliştirilen bu yaklaşıma göre, Ortadoğu demokratikleşmeliydi.
Radikal İslama karşı bu yöntemle etkili önlem alınabilirdi.
Ama rejim değişikliği, dışarıdan gelen bir dayatma biçiminde olmamalı,
iç dinamiklerin harekete geçirilmesiyle sağlanmalıydı.
‘‘Bu nedenle, demokratikleşmenin yolunu açacak bütün hareketleri
destekleyeceğiz’’ diyordu Cheney.
Washington, bir süreden beri Büyük Ortadoğu projesi konusunu Avrupalı
müttefikleriyle de görüşüyor. ABD'nin eski Büyükelçisi Marc Grossman'ın
Ankara'ya gelişi de bu egzersizin bir parçası.
Avrupa da öneriyi tartışıyor. Kanada ve Danimarka'nın bu konuda
ortak bir proje oluşturdukları biliniyor.
Kavramın içi doldurulduktan sonra, Haziran başında ABD'de, Sea
Island'da yapılacak olan zengin ülkeler G-8'ler Zirvesi'nde, ABD
Başkanı Bush Büyük Ortadoğu Projesi'nin master planını açıklayacak.
Ardından İstanbul'da yapılacak olan NATO Zirvesi ve ABD-AB zirveleri
ile bu master plan daha da somutlaşacak.
Uluslararası platformlarda süren tartışmalara bakıldığında ABD,
Doğu Avrupa ve Sovyetler Birliği'nde uyguladığı yönteme benzer bir
yöntemle Ortadoğu'da demokratikleşmeyi destekleyecek.
Bu, İkinci Dünya Savaşı sonrası en etkili anlaşma olarak kabul
edilen 1975 Helsinki anlaşması ile hayata geçirilen yöntem. Yani
İnsan Hakları ve özgürlükleri, ekonomi ve siyasi ilişkilerin gelişmesinin
koşulu, işbirliğinin kriterleri haline getirmek.
Ortadoğu Helsinki'si de deniyor bu yönteme.
* * *
AYRINTILAR ve AB-ABD işbirliği alanları belli olduktan sonra ABD
Başkanı Bush, Ortadoğu ve Güney Asya ülkelerini demokratik reformları
yapmaya ve insan haklarına uymaya çağıracak.
Özellikle de kadın erkek eşitliği için adım atılması, kadınların
siyasette ve toplumun her kesiminde görülür bir biçimde temsil edilmesi
yeni sürecin motoru olacak.
Büyük Ortadoğu'da demokratikleşmenin turnusolu kadın.
Neden mi? Buna yanıt vermeden önce Afganistan ve Irak'a bir bakın.
Afganistan'da anayasa hazırlanırken kadın hakları konusunda büyük
bir gürültü kopmuştu. Kadınlarla hiçbir alanda iktidar paylaşmak
istemeyenler, İslami kurallara, şeri yasalara sarılmış, kadınları
yönetime almak istememişlerdi.
Irak'ta da aynı tartışma sürüyor. Geçici Anayasa hazırlanırken,
medeni yasanın laik ilkelere göre düzenlenmesi, çalışmaları geciktiren
üç önemli sorundan bir haline geliyor.
Değişim vaadi, kadının statüsüne geldi mi buhar oluyor.
* * *
BUSH'un çağrısıyla birlikte, demokratikleşme sürecini güçlendirecek
işbirliği önerileri yapılacak. Öneriler şöyle:
Derinleştirilmiş siyasi işbirliği;
Daha fazla yardım (Marshall Planı örnek alınıyor);
Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliğin kolaylaştırılması;
Güvenlik işbirliği. Orta Asya ve Kafkas ülkeleri ile NATO arasındaki
‘‘Barış İçin Ortaklık’’ anlaşmalarına benzer işbirlikleri sayesinde
bölge ülkelerinin ordularında reform yapılması, askerin siyasetten
elini çekmesinin sağlanması.
Ve Ortadoğu'nun demokratikleşme mücadelesinde Türkiye ‘‘Ön cephe
ülkesi’’ oluyor. Öyle diyor Amerikalı yetkililer. Büyük Ortadoğu
projesinin ana hatları böyle beliriyor şimdilik. Aralarını siz doldurun.
Ferai Tınç, Hürriyet
01.03.2004
|