|
CİDDİYE almak istemediğimden bugüne dek yazmadım ama, artık şart
oldu.
Madem önce Florida'daki G-8, sonra da şehrimizin 28 Haziran'da
ağırlayacağı NATO zirvelerine gündem oluşturacak, şu 'Büyük Ortadoğu'
projesini işleyeceğim.
İlkin, Washington mahfillerinin 'Ortadoğu' diye vaftiz ettiği yafta
yadırgatıyor.
Kabul, öngörülen proje Trakya'dan Irak - Suriye hattına uzanan
ve Frenklerin 'Levant' dediği coğrafyanın dışına taştığı için 'Yakındoğu'
deyimi yanlış kaçardı.
Ancak, ta Kuzey Afrika'nın Fas ve Moritanya 'Mağrib'inden Asya'nın
Paki ve Afgani Hindukuş sınırlarına taştığı için de, yukarıdaki
tanımlama eksik kalıyor.
Ama siz 'canım, kadı kızında kusur bulma. Bak 'büyük' terimi kullanılmış'
derseniz 'hadi, peki öyle oluversin' diye üstelemem. Fakat dervişin
fikri değişmez.
Çünkü, adı açıkça telaffuz edilmese bile 'Büyük Ortadoğu'yla kastedilen
şey İslami - Arabi alemin geniş yekpareliğidir ve bana göre de,
buradaki 'büyük' kelimesi daha ziyade, o alemin sırtını sıvazlayan
bir 'pohpohlama' içermektedir.
* * *
NEYSE, üzerinde durulması gereken ikinci ana noktayı projenin ABD
yönetimi tarafından 'piyasaya sürülmesi' oluşturuyor ki, burada
derhal şunu sormak gerekir:
'Bayram değil,seyran değil, eniştem beni niye öptü' misali, 'W'
rumuzlu George Bush niçin aniden böyle bir 'açılım'a tenezzül buyurmak
ihtiyacını duydu ?
Tabii ki, hazret dış politika gemisini bodoslamadan karaya oturttuğu
için!
Evet evet, özü oluşturan Filistin konusunda tek inisyatif almadan
ve Şaron'lu İsrail'in fütursuzluğuna dur demeden, sırf Taliban ve
Saddam'a 'değnek vurmakla' 11 Eylül'ün 'kökünü kazıyabileceğini'
sanan Teksaslı kovboy tümden çuvalladı.
Bugün Birleşik Amerika yalnız Arap - İslam dünyası nezdinde değil,
en başta Avrupa, hemen tüm yerkürede kendi yakın tarihinin en tecrit
dönemini yaşıyor.
Zaten 'Büyük Ortadoğu' projesinin damdan düşüvermesinin ardında,
Beyaz Saray kiracısının AB'nin de taraf olacağı bir 'uvertür'ü kullanarak
seçime, 'bakın, hiç de öyle müttefiksiz falan değiliz' propagandasıyla
gitmek hesabı yatıyor.
* * *
FAKAT kuşkusuz, velev ki imzasında 'W' rumuzu bulunsun, her hangi
bir girişim sırf ABD'den geldi diye onu derhal ve tamamen reddetmek
abesle iştigal eder.
Zaten, böyle bir dogmatizme düşmeden baktığımız takdirde, yaygın
sahada demokrasi yerleştirmekten, hayat seviyesini yükseltmek için
kasasına kredi akıtılacak kalkınma bankası kurmaya, Amerikan projesi
gerçekten 'büyük' hedefler taşıyor.
Ancak, böyle hedeflere 'ya seyyid, sen büyüksün' pohpohuyla ulaşılmaz.
Önce o 'seyyid'i yani Arapları ikna etmek gerekir ki, işte ilk
tepkiler ortada...
* * *
ORTADA ve Arabi alem hem kendi yöneticilerinin koltuk kaygısından;
ama hem de bilhassa, ABD'nin, hele hele nefret kazanmış Bush'un
empoze ve öncülük edeceği bir tasarıyı o kitlelere benimsetmenin
imkansızlığından dolayı, 'mafiş'i çekti.
Kaldı ki, gradosu Teksaslıdan fersah fersah yüksek Demokrat aday
John F. Kerry seçilse dahi, yukarıda dediğim gibi, İslam - Arap
alemindeki travmatik yarayı irinle besleyen Filistin sorunu çözülmedikçe
hiçbir proje 'büyüklüğe' erişemez.
Üstelik, hem Kerry'nin, hem de kısmi Schröder onayına rağmen empoze
siyasetler istemeyen AB'nin tasarıyı destekleyeceği asla şimdiden
söylenemez. Türkiye'ye gelince, aman o tarafların yakını ve uzağı;
'büyüğü' ve küçüğü kusur kalsın, biz hayırlısıyla öte yakaya bir
palamar atalım, gerisini sonra düşünürüz.
Hadi Uluengin, Hürriyet
03.03.2004
|