| |
Büyük Ortadoğu Projesi konusunda Amerika henüz elini tam açmış
değil. Dosyasını bir yandan oluştururken, öte yandan dost ve müttefiklerinden
tepki ve görüş topluyor. Avrupa'da Fransa'yla Almanya'nın ortak
bir çalışma içinde oldukları belirtiliyor. Arap dünyası tedirgin.
Suudi Arabistan'la Mısır birlikte yaptıkları bir açıklamayla 'proje'ye
daha şimdiden karşı çıktılar bile...
Türkiye ne yapıyor?
Ne yapmalı?
Ankara'da Büyük Ortadoğu Projesi'ne ilişkin tek bir görüş, çerçevesi
belirlenmiş tek bir oyun planı henüz yok.
Büyük Ortadoğu Projesi'yle ilgili bazı Dışişleri kaynakları ve Dışişleri
Bakanı Gül'ün yakın çevresiyle sohbetlerden çıkan izlenimlerim şöyle
toplanabilir:
(1) Deniyor ki: "Amerika'nın bu bölgedeki uzantısı, taşeronu
ya da sözcüsü olmayalım. Bölgede istikrar ve barışa yol açabilecek
dönüşümlerin Türkiye'nin çıkarına olduğu teslim ediliyor."
Bunun için Ankara'da Amerika'yla işbirliği de reddedilmiyor. Ama
çerçevesi konusunda soru işaretleri var.
(2) Dışişleri Bakanı Gül'ün yakın çevresinden biri şöyle dedi:
"İslam coğrafyasında, Ortadoğu'da dönüşümün, reformun gerektiğini
herkes görüyor. Ama bu değişim dıştan zorlanmamalı. Sabır lazım.
İç dinamikler önemli. 'Domino teorisi'nden medet ummak yanlış. Yani
birine vurunca, diğerleri de peşinden düşecek... Bu çok zor."
(3) Gül'e yakın bir kaynak sohbetimizde "Değişimin, reformun
gereğini Arapların kendileri de görüyor" dedi. Doğru ama bu
konuda pek kıllarını da kıpırdatmıyorlar. Çünkü değişimle reformun
kendilerini de sahneden silebileceğinin farkındalar. Bu durumda,
iç dinamikleri esas almak, ama aynı zamanda dıştan "itekleme"nin
- mekanizması, yolu yordamı iyi ayarlanmak koşuluyla - gündeme gelebileceği
anlaşılıyor.
(4) Amerika'nın Irak deneyimiyle birlikte Ortadoğu'da artık tek
başına oynayamayacağı düşünülüyor. İslam dünyasında, Arap sokağında
Amerika imajının çok kötü olduğunun altı çiziliyor. Bölgeye para
akıtacaksa, askeri açıdan NATO'yu devreye sokacaksa, imajını sorun
olmaktan çıkacaksa, bütün bunlar için ABD'nin Avrupa Birliği'ne
ihtiyacı olduğu, bu desteği sağlamak için de Fransa'yla Almanya'yı
ikna etmesi gerektiği belirtiliyor.
(5) Ankara'da genel kanı, Büyük Ortadoğu Projesi konusunda AB'nin
ABD'ye sırtını dönemeyeceği yolunda. Çünkü bu coğrafyadan kaynaklanan
tehditler yalnız Amerika'ya değil Avrupa'ya da yönelik. Enerji kaynaklarının,
'petrol'ün güvence altında bulunması Avrupa için de yaşamsal. Bu
yüzden, AB'nin Washington'a "Ben bu işe karışmam" demesi,
ya da Washington'un AB'den böylesine olumsuz bir tepkiyi davet edebilecek
katı bir tutum içinde olması beklenmiyor. AB'nin ABD'yi Büyük Ortadoğu'da
dengeleyecek, denetleyecek bir işbirliği modelinin oluşturulması
ihtimali akla geliyor.
(6) Bölgeyle ilgili olarak Türkiye'nin bazı görüşlerinin ABD'den
çok AB ile örtüştüğü dikkati çekiyor. Bunlardan biri Filistin sorunu.
Dışişleri'nden bir kaynak şöyle dedi:
"Ortadoğu barış sürecini, Filistin - İsrail konusunu Washington
bugün için arka plana atıyor. Oysa bu sorun bir sonuca bağlanmadan
bu coğrafyada bir şey yapmak imkansız. İnandırıcı olamıyorsunuz
en başta... Bu açıdan Ankara'yla Berlin ve Paris aynı şeyi söylüyor."
(7) Ortadoğu denince Ankara'da öteden beri en çok duyulan tarif
yine gündemde: Türkiye tarihiyle, coğrafyasıyla, kültürüyle bu bölgenin
bir parçası sayılır; ama aynı zamanda laik demokratik cumhuriyeti
ve geleceğe bakan yüzüyle Batı'nın, Avrupa'nın bir parçasıdır; Büyük
Avrupa Projesi'ne yaklaşırken bu noktayı göz önünde tutmak lazım.
(8) Bu çerçevede Ankara, örneğin Irak'a Komşu Ülkeler İnisiyatifi
geliştirmiş durumda. Bunların içinde İran'la Suriye de var. Bu iki
ülkedeki rejimler Washington'da tehdit olarak görülüyor. Dışişleri
Bakanı Gül'e yakın bir kaynak şöyle dedi:
"1975'te Helsinki Süreci başlarken, bunun içinde Amerika'nın
tehdit olarak gördüğü komünist ülkeler de yer almıştı. Büyük Ortadoğu
Projesi hazırlar ve örneğin İran'ı düşman olarak dışlarsan doğru
mu yapmış olursun? Dışlarsan, nasıl içine girersin, nasıl etkiyebilirsin
o ülkede reformu?.."
Bu çerçevede, soğuk savaş döneminde Batı Almanya'nın izlediği Ostpolitik
örneği veriliyor. Almanya bölünmüş ve Doğusu'nda komünist rejim
varken, Batı Almanya'nın Doğu Avrupa ve Sovyetler'e açılması, ama
ABD ile yakın ve özel ittifak ilişkilerini sürdürmesi... Gül'e yakın
bir kaynak, "Türkiye'nin Büyük Ortadoğu konusunda kendi kağıdını
geliştirmesi, örneğin bir Türk - Arap Forumu vs. oluşturması lazım"
dedi.
Özetle:
Ankara'da Büyük Ortadoğu Projesi'nin fikir olarak genel kabul gördüğü
söylenebilir. Ama bu proje nasıl ve nereye gidebilir konusu henüz
açıklığa kavuşmuş değil.
Devamı yarına...
Hasan Cemal, Milliyet
05.03.2004
|