|
ŞİMDİ hararetle tartışıyoruz ama 28 Mart seçimlerinin propaganda
dönemi heyecansız geçti.
Seçim haftası diyebileceğimiz geçen hafta dahi gündemde bir numara
seçimler değildi.
Gündemin bir numarası Kıbrıs müzakereleri idi.
Millet için Kıbrıs meselesi seçimden çok daha önemli idi.
* * *
Seçim, yerel seçim olmasına rağmen, yakın Türk tarihinde cumhuriyetin
kuruluşu ve demokrasiye geçişten sonra yaşanan en önemli dönemin
ortasına düştü.
Propaganda dönemi itibarıyla heyecansız geçen seçimi de zihinlerde
yer eden bir soruya aranan cevap belirledi.
Muasır medeniyet hedefine (AB) yıl sonunda kavuşabilecek miyiz?
* * *
Seçimin ağır yenilgisini CHP aldı. Kendisi Mesut Yılmaz misali
bir kibir ile partiyi sıfırlayana dek genel başkanlıkta dirense
dahi, 28 Mart itibarıyla Deniz Baykal’ın CHP liderliği sona erdi.
Ancak kaybeden sadece bir parti, bir kişi değildir.
Kaybeden belirli bir zihniyettir!
* * *
Bu zihniyet sadece CHP’de bulunmaz, hatta CHP başka merkezlerde
üretilen bu zihniyete teslim olmuştur, denebilir.
* * *
Bu zihniyet Türkiye’nin değişmesi durumunda ülkenin kötüye gideceğini,
Türkiye için en doğru tavrın var olanı korumak, hatta içe kapanmak
olduğunu düşünen bir zihniyettir.
İsim babası olarak tekrar ediyorum:
Bu zihniyet zır cahil olduğuna inandığı milletin kendi haline bırakıldığında
ya davulcuya, ya da zurnacıya kaçacağına inanan statükocu zihniyettir.
Bu zihniyet millete demokrasinin, özgürlüklerin fazla geldiğini
düşünen zihniyettir.
CHP çok basit bir nedenle ağır yenilgi almıştır.
* * *
Partinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hedef gösterdiği muasır
medeniyet projesine milletin en fazla sarıldığı bir dönemde, CHP
bu projeyi kendi elleriyle rakip partiye teslim etmiştir.
CHP, ilerleme projesini ‘gericilere’ kendi elleriyle teslim ederken
kendisinin esas gerici haline geldiğini fark dahi edememiştir.
* * *
Ancak, bu seçimde milletten kötek yiyen sadece CHP değildir. Ülkenin
önünü tıkayan herkes bu seçimden nasibini almıştır.
Başta Rauf Denktaş’ın temsil ettiği zihniyet olmak üzere, AB yandaşlarını
fişleyen veya askerlere zorla AB karşıtı dergi okutturan komutanlar,
sandalyelerine sımsıkı sarılmış rektörler, YÖK kafası, daha önce
şeytan ilan ettiği Erbakan’a şimdi methiye düzen başsavcı, eski
solcu-yeni faşist akademisyen, yazar ve dahi siyasiler, CHP’de Baykal’ın
akıl hocası eski diplomatlar vb.; bu seçimde milletten ağır darbe
yemişlerdir.
* * *
Zihniyet savaşlarında statüko ağır yenilgi aldı.
Sadece Deniz Baykal değil, topyekûn istifa etmek zorundalar.
Cüneyt Ülsever, Hürriyet
31.03.2004
|