Eğitim sistemini tartışamamak

 

Bir sürü klişe var ezbere bildiğimiz: Eğitim çok önemlidir, diyoruz mesela. Bazen o klişeler o kadar güçlü oluyor ki, klişenin ardındaki gerçeği tartışmayı unutuyoruz. En azından, 'Eğitim neden çok önemlidir?' diye sormuyoruz.
Ama öte yandan sevindirici bir şey var:
200 yıllık 'aydınlanma' çabası, 80 yıllık Cumhuriyet başka hiçbir şeyi sağlayamamışsa bile eğitimin ÇOK önemli olduğunu herkesin kafasına sokmuş belli ki. Yoksa üniversite kapısındaki bu yığılmanın başka ne sebebi olabilir...
Belki çok ama çok uzun yıllardır biz ülkemizde eğitimin kendisini tartışmıyoruz. Eğitimin 'milli' olmaktan çıkıp siyasi iktidarı elinde tutanların siyaset yapma mekanizmalarından biri haline geldiğini görüyoruz ama bu duruma üzülemiyoruz bile.
Türkiye 8 yıllık temel eğitime de böyle, sadece siyasi tartışmalar yaparak, eğitimin kendisini neredeyse hiç konuşmamayı başararak geçmişti. Şimdi hükümet üniversiteye giriş sisteminde kritik sayılabilecek bir değişikliği gerçekleştirdi, yine eğitimi değil başka şeyleri tartıştık.
Oysa Türkiye'nin eğitim sistemini konuşması, bu konuşmaları belli bir sistem içinde yapması gerekiyor. Hem de vakit geçirmeksizin.
Ama bakın görün ki, biz eğitimi ve bilimi siyaseti sevdiğimiz kadar sevmiyoruz maalesef.
Radikal, bundan neredeyse iki yıl önce sayfalarını YÖK'le ilgili tartışmalara açtı. Hükümet YÖK'ü değiştirmek istiyordu, amacımız bilimsel tartışmalara bir zemin yaratabilmekti. Ama gelin görün ki tartışmalarda ağırlığı siyaset aldı. İktidarın kafasının ardındaki olası düşünceleri konuşmaktan üniversite özerkliğini ele almaya zaman kalmadı.
Halbuki kendi adıma konuşayım, üniversitenin neredeyse tek bir sesle ortaya çıkıp mali ve idari özerklik talep edeceğini sanmıştım. Bunu dile getiren o kadar az kişi oldu ki, hayal kırıklığına uğradım.
Şimdi belki bu son siyasi tartışma vesile olur da, ilk ve ortaöğrenim sistemini, tek tek ders kitaplarını, bu kitaplardaki 'bilimsel' bilginin içeriğini vs. tartışırız diye umuyorum. Bir kez daha bu umudum boşa çıkacak ve siyaset yine eğitime galebe çalacak herhalde ama ne yapayım.
Boşuna değil Türk eğitim sisteminin dünyanın en kötü matematik eğitimini veriyor olması. Fen bilimleri eğitiminde de durumumuz çok farklı değil. 'Milli' tarih, 'milli' coğrafyada Allah'tan dünya terazisine çıkmıyoruz, çıksak orada da durumun ne fecaat olduğunu göreceğiz.
İktidardaki parti, insanların çocuklarına din eğitimi verilmesini istemesinden hareketle imam-hatipleri yeniden canlandırma projesini harekete geçirdi. Bir talebe cevap veriyorlar, doğrudur. Peki ama iyi eğitime, dünya çapında ve standardında eğitime talep olmadığını mı düşünüyor acaba hükümet? Eğer öyle düşünüyorsa fena halde yanılıyor.
İnsanlar, çocuklarının geleceğini iyi eğitimde görmeye devam ediyorlar, bu çok belli.
Peki o zaman eğitim sistemimizi, eğitimin içeriğini hiç mi konuşmayacağız? Hâlâ binalardan, eğitime yüzde 100 destekten falan söz ediyoruz da, öğretmenlerimize yatırım yapmaktan, ders kitaplarımızı gözden geçirmekten söz etmiyoruz.
Yazık bize. Yazık çocuklarımıza.

İsmet Berkan, Radikal
18.05.04