| |
Türkiye gergin ortamdan bir türlü kurtulamıyor.. Kabul etmemiz
gerekir ki bu havayı biraz da biz yaratıyoruz..
Pire, bir anda deve olup çıkıyor.. 19 Mayıs törenlerinde yaşananlara
bakalım.. Bazı internet siteleri ile bazı televizyonlara göre Ankara'da
ipler kopma noktasında..
Türbanlılar görevli askerler tarafından çıkarılmış!..
Tamam çıkarıldılar da işin aslı ne?
Kimse işin aslına bakmıyor, sansasyon ön plana çıkıyor.. Fısıltı
gazetesi devreye giriyor, hemen her ortamda 'Duydunuz mu? Türbanlılar
protokole alınmamış' konuşmaları yükseliyor..
Toplum 'eyvah' diye yine geriliyor..
Olayın aslı şu: Törenleri izlemeye gelen üç kişi.. Biri başörtülü,
biri türbanlı, diğeri erkek; yerlerini şaşırıp general ve general
aileleri için ayrılan yere gidip oturuyorlar.. Görevli de kendilerini
uyararak orada oturmamalarını söylüyor.. Çünkü o yer başkasına ait..
Başı açık iki kadın otursa yine aynı uyarı yapılacak.. Yerinden
kaldırılanların başı kapalı ya, hemen yayın başladı..
Türbanlılar protokolden çıkarıldı..
Türbanlılar alınmadı..
Geçelim ikinci olaya.. Gençlerin Atatürk'e yanıtını imam-hatipli
bir öğrenci okudu diye komutanlar tepki göstermiş.. Alkışlamayarak
protesto etmişler..
Gerginliğe bakın.. Cumhurbaşkanı alkışladı, Genelkurmay Başkanı
alkışladı.. Kara Kuvvetleri Komutanı alkışladı.. Üç komutan alkışlamadı..
Yani ortada organize bir tavır yok.. Alkışlanacak diye bir kural
da yok..
Ama sunuş farklı, bir hayli abartılı..
Başlıyor telefonlar çalmaya: 'Gördün mü, duydun mu? Ordu tavır koymuş..
Komutanlar çok kızgınmış, protesto etmişler.'
Peki Genelkurmay Başkanı ile Kara Kuvvetleri Komutanı'nın alkışına
ne diyorsunuz?
Bu kısmı herkes pas geçiyor.. Gerginlik havası pompalanıyor..
Ortam geriliyor.. Törenden sonra kameralar, mikrofonlar imam-hatipli
çocuğun üzerinde.. Çocuk sanki suçlu..
İmam-hatipte okumak ne zamandan beri suç oldu?
İsteyen imam-hatipte okur; ilahiyat fakültesine de gider, imam da
olur.. O gençleri ayrı bir sınıfın üyesiymiş gibi göstermeye, diğer
liselerde okuyanlardan farklılarmış gibi sunmaya ne hakkımız var?
İmam-hatipli gencin "Gençliğin Ata'ya Cevabı"nı okumaya
hakkı yok mu?
Onlar Atatürk'ü ret mi ediyorlar?
Hayır.. Tam tersi.. Kürsüye çıkan genç, bunu yadırgayanlara ders
verir gibi, şunları söyledi: 'Hepimiz Atatürk gençliğiyiz. Ben de
Atatürkçüyüm. Yarışmada birinci seçildim. Çok mutlu oldum.'
Öküz altında buzağı aramak isteyenler durmuyor: İmam-hatipli seçilmesi
kasıtlıdır..
Şöyle sakin düşünün.. İmamhatibe gidenler hatiplik eğitimi almıyorlar
mı?
Alıyorlar.. Hatiplik eğitimi alan bir gencin, bu eğitimi almayan
yaşıtlarından daha iyi okuması normal değil mi?
İzmir'de de benzer bir durum yaşandı.. "Ata'nın Gençliğe Hitabesi"ni
askeri lise öğrencisi, "Gençliğin Ata'ya Cevabı"nı imam
hatip lisesi öğrencisi okudu..
Ne güzel.. Paranoyalardan kurtulmamız lazım.. Hemen, her ortamda
toplumu gerecek anlamlar çıkarmaktan kaçınmamız lazım..
Ortamı daha fazla germek, buna zemin hazırlamak hiçbirimize yarar
sağlamaz..
Mehmet Tezkan, Sabah
20.05.04
|