|
TESEV Direktörü Dr. Şerif Sayın, "Yeni devlet sırrı yasa tasarısını
inceledim, pek iyi değil" diyor. "Tasarı hemen herkese
bu devlet sırrıdır deme gücü veriyor" Sayın'a göre şeffaflaştırmamız
gereken sektörlerin başında savunma geliyor. "Askerin siyasetçiye
güvenmesi, siyasetçinin çekince duymaması gerek" "Savunma
konusunda hiçbir şey bilmiyoruz. Nedir bu memleketin dış tehdidi?
Nasıl bir önlem alacağız? Bunun için kaç para harcayacağız? Bilmiyoruz..
Bugünkü konuğum Türkiye Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (TESEV)
direktörü Dr. Şerif Sayın. Kamu yönetimi uzmanı olan Sayın, Türkiye,
İran, Ürdün, Endonezya, Tayland, Letonya, Makedonya ve Moğolistan'da
Dünya Bankası'nda çalışmış. Bütçe reformu ve mali saydamlaşma hakkında
birçok çalışması var. Geçen hafta Ankara'da TESEV'in ev sahipliğini
yaptığı bir davet verildi. Davet "Güvenlik Sektörünün Parlamenter
Denetimi" başlığını taşıyordu. Aynı toplantıda bir de kitap
tanıtıldı, "Türkiye'de savunma harcamaları ve ekonomik etkileri."
Sayın ile güvenlik kelimesinin değişimini, savunma sektörü hakkında
ne bilip ne bilmediğimizi ve "Devlet Sırrı" kavramını
konuştuk.
DIŞ GÜVENLİĞİN ÖNEMİ
* Güvenlik ne demek? Eskiden neydi, şimdi ne oldu?
Olaya iki aşamada bakabilmek mümkün. Bir, insanın güvenliği, iki
devletin güvenliği. Devletin güvenliği ne demek? Dış sınırlarının
korunması, saldırıya maruz kalmamak, caydırıcı gözükmek. Devletin
güvenliğinin bir ikinci aşaması daha var o da devletin temel ilkelerinin
güvenliği. Yeni güvenlik kavramına baktığımız zaman, dış güvenlik
yani devletin dış düşmanlardan korunuyor olması daha önemsizleşiyor.
* Neden?
Çünkü artık ülkeler bunları uluslararası garantilerle sağlıyorlar.
Türkiye'nin komşularından herhangi birinin Türkiye'ye saldırabileceğini
düşünemiyorsunuz artık. Türkiye öte yandan dünyayı koruyan ülkelerden
biri. Afganistan'da gücü var, Balkan'a gidiyor zaman zaman. AB Savunma
Projesi'ne dahil etmek istiyor, ABD ile ilişkiler ortada. Yani artık
dış güvenlik eskisi kadar önemli değil.
* Soğuk savaş döneminden sonra her ülke savunma harcamalarını büyük
oranda azalttı. Bush ve Amerika'dan bahsetmiyorum tabii. Bizde durum
nedir?
Bilmiyorum bir değişiklik var mı yok mu. Toplam savunma harcamalarımızı
bilmiyoruz. Bilmekten öte değerlendirme yapmamız gerekir. Nedir
memleketteki dış tehdit? Bu tehdide karşı kendimizi nasıl koruyacağız?
Bunun oturulup tartışılması gerekir.
* Diğer ülkelerde durum nasıldır?
Her ülkeyi kendi içinde değerlendirmek gerekir, Türkiye hiçbirine
benzemez. Örneğin ben Gürcistan'ın bize saldıracak hali olduğunu
düşünmüyorum ya da Kürdistan bize karşı bir tehlikedir diye de düşünmüyorum.
SAYDAMLIK SAĞLANMALI
* Ama birileri öyle olduğunu düşünüyor.
Doğru birileri düşünüyor çünkü benden çok şey biliyorlar. Devletin
güvenlik olayında en büyük derdi vatandaşla arasında bilgi asimetrisi
olmasıdır.
* Ne demek bu?
Şu demek. Bürokrasi yaptığı işi siyasetçiden iyi bilir. Siyasetçinin
bildiğini vatandaş bilmez. Bu bilgileri vatandaşa taşımak için sivil
toplum örgütleri ve medya vardır. Yani işin içinde olan o işi daha
iyi bilir. Her kurum da kendi hesabını verir. Saydamlık böyle bir
şeydir zaten. Bürokrasiden siyasete, meclisten halka bu saydamlık
yürümelidir.
* Böylesine bir saydamlık savunma alanında uygulanabilir mi?
Güvenliğin diğer alanlardan farkı nedir ki? Savunma konusunda hiçbir
şey bilmiyoruz. Nedir bu memleketteki tehdit? Bunun için ne kadar
harcama yapacağız? Bunların konuşulması lazım. Demokrasi bu demektir.
Türkiye'de birileri çıkıp "Ben senin adına bir şeyler yapıyorum,
ben her şeyi biliyorum" diyor. Askeri bürokrasi siyasete güvenmiyor.
"Bu siviller ne anlar bundan? Bunların üstüne vazife mi? Ben
burada ne yapıyorum, müteşekkir olsunlar. Ne demek hesap sormak?
Ben Cumhuriyet'i kurmuşum" gibi bir zihniyet var. Siyasetçi
de askere çekinceyle bakıyor. İyi hoş da demokrasi geliştikçe bu
ilişki biçiminin kalkması lazım.
* Ama güvenlik deyince işin içine sır giriyor. Devlet sırrı denilen
bir kavram var.
Evet doğru. Ankara'daki konferansta bir milletvekili dedi ki, "Devletin
gece kadar karanlık işleri vardır." Vardır tabii ama aydınlık
işleri de vardır. Alanın tümünü karanlıkta bırakmamak gerekir. Örneğin
savunma bütçesinde 10 milyar dolar daha az harcasak caydırıcılığımızı
kaybeder miyiz? Sorunun cevabını bilmiyorum. Sürekli Awacs alıyorlar.
Ne için? Niye milyarlarca dolar harcıyorlar? Sadece savunma için
mi?
* Başka ne için olabilir?
Bilmiyorum, bilmiyoruz.
* Devlet sırrı kavramı demokrasilerde nasıl işler peki?
Bakın size 5 sayfa vereceğim. O 5 sayfada yazılanlar devlet sırrıdır.
Geri kalan hiçbir şey sır değildir. Tüm devletlerdeki ortak kullanım
budur.
* Peki bizde nasıl?
Bizim devlet sırrı yasamız daha yok. Bir yasa taslağı hazırlanmış.
Yakından inceledim, bana hiç iyi gelmedi. Öyle bir taslak ki hemen
herkese "Kusura bakma bu sır ve sırları sana veremem"
cümlesini söyleyebilmek için güç veriyor.Özellikle kamu idaresine
veriyor. Yani şeffaflaşmamız gerekirken tam tersi oluyor. Vatandaşın
bilgi edinme hakkını elinden alıyor.
* Bu 5 sayfa o tasarıda yok mu?
Yok. Sırrı tanımlıyor, süreci tanımlıyor ama neyin çok gizli olduğunu
açık seçik anlatmıyor. Bütün dünyadaki listeleme bizde yok. Ayrıca
idareye neyin sır olduğunu belirlemek konusunda biraz fazla ihtiyari
yetki dağıttığını düşünüyorum.
* TESEV Türkiye'de Savunma Harcamaları ve Ekonomik Etkileri diye
bir kitap çıkardı. Önsözünde İlter Türkmen'in yazısı var. Türkmen
Türkmen diyor ki Türkiye, Rusya'yı bir kenara koyarsak NATO'da ABD'den
sonra en fazla asker sayısına sahip olan ülke.
Şimdi sormuyoruz kendi kendimize bu kadar çok adamımız var ama teknolojimiz
var mı onları değerlendirecek? Alınan silah ve insan miktarı birbirine
optimal dengede mi, bilmiyoruz. Hangi kaynaklara ihtiyacımız var,
hangi teknolojiyi kullanmamız gerekir bunlardan da bihaberiz. Demin
de söylediğim gibi neden Awacs alıyorlar? Bunca parayı eğitimde,
sağlıkta, kültürün korunmasında kullanamaz mıyız?
* Bunu sormak herhalde meclise düşüyor.
Elbette. Bir milletvekilin en doğal hakkıdır bu. Vatandaşı böyle
temsil edecektir.
SİVİL TOPLUMUN SESİ CILIZ
* En son çıkan yasayla, Sayıştay savunma harcamalarını denetleyecek
ama...
Sayıştay'ın denetleyeceği bölüm mallarla ilgili olanı. Yani üniforma,
sabun, deterjan alınıyor, askeri bina falan yapılıyor. Onlar işte.
Askeri harcamaların önemli bir bölümü de bütçe dışında olan bölümü.
Savunma Sanayii Destekleme Fonu var, kendi özel fonları var. Esas
bilgi akışının sağlanamadığı yerler oralar. Meclis bilmiyor, askerin
de tüm tabloyu bildiğini düşünmüyorum.
* Kim biliyor peki, kim kontrol ediyor?
Türkiye'nin birçok cebi vardır. Tüm ceplerinde ne kadar kaynak var
onu bile bilip bilmediklerinden emin değilim. Belki Başbakan ya
da Savunma Bakanı söz sahibi ama her zaman tepesinde siyasi erk
var. Dünyada da devlet sırrı işler için kullanılacak kaynaklar bütçeden
tahsis edilir, onlara hesap soran mekanizmalar da kapalı çalışır.
Bazen hesap da sorulmaz göz ardı edilir. Ama işte devlet sırır kanunuyla
bunları iyi tanımlarsınız.
* Röportajın başından beri bilmediklerimizden bahsettik. Peki öğrenmek
istiyoruz da engelleniyor muyuz? Yoksa istemiyor muyuz?
Aslında öğrenmek istemiyoruz herhalde, böyle bir atalet de var.
Sivil Toplum hareketleri de cılız. Örneğin, İslam Politikaları Merkezi'nin
Eğitim Reformu girişimi var, yetersiz. TESEV, TÜSİAD'da bir sorgulama
var ama yeteri kadar yoğun mu? Değil. Yani hep devleti eleştiriyoruz
da sivil toplum işini çok mu iyi yapıyor?
İNSAN FAKTÖRÜ ÖNEMLİ
* Ya meclis?
Geçen yıl aralık ayında Maliye Yönetimi Kontrol Kanunu diye bir
yasa geçirdiler. O kanunu niye TSK'ya uygulamıyorlar? Stratejik
planlar, orta vadeli bütçeler, faaliyet raporları, maliyede saydamlık,
hesap verme zorunluluğu, iç denetim... Her şey orada. Niye uygulamıyorlar?
* Niye, istemiyorlar mı?
Öyle bir şey diyemem. Eğitim bakanlığı uyguluyor da savunma uygulamıyor
da diyemem. O soruyu onlara soracaksınız.
* Türkiye'deki savunma harcamalarının ekonomiye olan etkisi nedir?
Aslında bu soru için gelmiştim, en sona kaldı.
Kısaca şöyle anlatayım. Türkiye'nin bir mali disiplin sorunu var.
harcamalarımızı kısmak zorundayız. Kamu sektörünün önemli bir parçasını
da güvenlik sektörü oluşturuyor. Şimdi herkes daralırken, önceliklerimizi
değiştirmemiz gerektiğine inanıyorum.
* İhmal ettiğimiz önceliklerimiz nedir peki?
Beşeri yani insana dair olanlar.İhmal edilen kamu hizmeti, edilmeyen
devlet giderleri. Şimdi savunma burada kullandıkları kaynakları
azaltır, gerçekten risk olan alanları az kaynakla yönetebilirse
ülke olarak sosyal hizmetlere çok daha fazla kaynak ayırabiliriz.
Olay budur. Sovyet Bloğu'nun yıkılmasından sonra ortaya çıkan, bir
savunma bütçesi daraltıldı, iki bütçe açıkları daraltıldığı için
sosyal hizmetlere kaynak sağlandı.
* Bu nasıl gerçekleşebilir?
Daha az kaynakla cevap verebilir teknolojiler, harekat biçimleri
geliştirilir. Kaynakların biraz devleti korumaktan insanı korumaya
yöneltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu Türkiye'de nasıl yaparız?
Bunun masaya yatırılıp tartışılması gerekir.
Balçiçek Pamir - Şerif Sayın ile söyleşi, Sabah
24.05.04
|