|
Türkiye’nin AB Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Oğuz Demiralp,
Atatürk’ü, ‘Türkiye’deki derin devletin kurucusu’ diye niteleyen
Chris Patten için AB Komisyonu Dış İlişkiler Temsilciliği’ne bir
nota verdi.
AB Komisyonu’nun Dış İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Chris Patten’in,
Atatürk’ü, ‘Türkiye’deki derin devletin kurucusu’ olarak nitelemesi,
siyasette askerlere kilit rol verdiğini söylemesi ve etnik ile dini
azınlıkları bölücü olarak gördüğü yönünde görüş belirtmesi, Ankara’nın
‘notalı’ tepkisine neden oldu. Patten’in Oxford İslam Merkezi’nde
yaptığı konuşmanın metninin daha önce Brüksel’de ‘ambargolu’ olarak
dağıtılması nedeniyle, resmi girişim yapan Türkiye’nin AB Nezdindeki
Daimi Temsilcisi Büyükelçi Oğuz Demiralp, Atatürk’le ilgili ifadelerin
‘yanlışlarla dolu’ olduğunu belirtmiş ve Patten’in dikkatini çekmişti.
Ancak Patten yapılan uyarıyı dikkate almadı ve konuşmasını değiştirmedi.
ÇOK VAHİM
Demiralp dün AB Komisyonu Dış İlişkiler Temsilciliğine bir ‘nota’
göndererek yapılan ‘vahim’ hatalara dikkat çekti. Türkiye’de ‘derin
devlet’ kavramının 1990’larda, MGK’nın ise 1960’dan sonra ortaya
çıktığını belirten Demiralp, bu kavramların Atatürk’le hiçbir ilgisi
olmadığını söyledi.
Atatürk’ün Lozan’da ‘azınlıklara hak getiren insan’ olduğunu hatırlatan
Demiralp, o dönemlerde Avrupa’nın yarısının ‘totaliter’ rejim içinde
olduğunu, Atatürk’ün ise demokrasi yolunu seçtiğini vurguladı. Demiralp,
Patten’in konuşmasında Atatürk’ün 2. Dünya Savaşı’nda yaşadığı gibi
bir ifade bulunduğunu belirterek, konuşmada ‘vahim hatalar’ olduğuna
dikkat çekti ve Ankara’nın tepkisini duyurdu.
Türkiye’ye yönelik olumlu görüşleriyle bilinen ve bunu her seferinde
dile getiren Chris Patten, Oxford İslam Merkezi’nde yaptığı konuşmada
Türkiye’nin üyeliğine güçlü bir destek vermesine ve Atatürk’ün ‘batı
medeniyetini’ hedef gösterdiğini söylemesine rağmen sorulan bir
soruya şöyle cevap vermişti:
TALİHSİZ SÖZLER
‘Burada Atatürk’ün mirası olumsuz hale geliyor. Bir çok daha olumlu
icraatına rağmen Atatürk derin devletin de kurucusuydu. Etnik ve
dini azınlıkları bölücü olarak gördü. Siyasette askerlere kilit
rolü o verdi. Bunların hepsi II. Dünya Savaşı’ndan bu yana gerçekleştirmeye
çalıştığımız Avrupa fikrine aykırıydı, hala da aykırıdır. AET 1963’te
ilk ortaklık anlaşmalarından birini imzalarken de durum buydu ve
sık sık baskıcı askeri diktatörlüklerin zamanında da böyleydi.’
Brüksel, Hürriyet
26.05.04
|