|
Hatırlayanlar çıkacaktır, on gün kadar önce "Kulaktan dolma
bir bilgiden hareketle karalanmış bir yazı" başlıklı bir yazı
yayımlamıştım...
Mümkün olduğunca temkinli, şüpheciliği elden bırakmayan bir yazıydı.
YÖK'e dairdi. YÖK'ün Erdoğan Teziç'ten önceki dönemine ilişkin
bir uygulamasından söz etmiştim.
Doç. Ahmet Özer Kürtçe'ye ve ülkedeki Kürt hareketine olan ilgisinden
dolayı "düzelip yola girmesi" için önce Mersin Üniversitesi'nden
Isparta'da bulunan Süleyman Demirel Üniversitesi'ne nakledilmiş,
ardından da "Hadi size güle güle!" denerek üniversiteden
uğurlanmıştı.
Ama Özer haklı olarak davasının peşini bırakmamış ve Teziç başkanlığındaki
YÖK Genel Kurulu'nun kararıyla mesleğine tekrar kavuşmuştu. YÖK
Genel Kurulu'nun bu yönde yeni bir karar almasına sebep, Özer'in
dosyasını inceleyen Danıştay'ın YÖK'e "Siz ne yapıyorsunuz?
Bir öğretim üyesinin üniversite ile ilişkisinin kesilmesine YÖK
Yürütme Kurulu karar veremez, böyle bir kararın geçerli olabilmesi
için Genel Kurul kararı şarttır" mealindeki bir kararıydı.
Siz şu işe bakın; basbayağı bir "yetki gaspı" ile karşı
karşıyaymışız da haberimiz yokmuş... Meğer Kemal Gürüz döneminde
işler böyle yürütülürmüş...
Kimseyi doğrudan suçlamak istemem ama sormadan da yapamayacağım
doğrusu: Doç. Ahmet Özer'in ve diğerlerinin YÖK Yürütme Kurulu kararı
ile üniversite ile ilişkileri kesilirken, üyeleri arasında değerli
hukukçular da bulunan YÖK Genel Kurulu'nun aklına bu acayip uygulamayı
sorgulamak hiç gelmemiş mi?
Belli ki gelmemiş.... Ama bırakın YÖK Genel Kurul üyelerini, YÖK
Yasası'nı herhangi bir yasa metnini okuyup yorumlayabilecek herhangi
insanın eline bile verseniz, söz konusu yetkinin tabii ki Genel
Kurul'un elinde bulunduğunu size söylemez mi?
Yukarıda sözünü ettiğim yazımda hikayeyi anlatmıştım: Bana "kulaktan
ulaşan" bu bilgiyi teyit etmek için önce YÖK'ün sitesine girmiş,
bir şey bulamayınca da YÖK Genel Sekreterliği'ne telefon ederek
"kulağıma ulaşan" bu Genel Kurul kararına nasıl ulaşabileceğimi
sormuştum. Aldığım cevabı da aktarmıştım: Mümkün değil, çünkü Genel
Kurul kararları açıklanmaz.
Sonra düşündüm de, bu karar yayınlama yasağı da uygunsuzdu aslında.
Genel Kurul'da birileri hakkında meslekten ihraca varan kararlar
alınacak, ama bu kararlar açıklanmayacak? Tuhaf bir yönetmelik doğrusu...
Yoksa alınan karar, hakkında karar alınan kişiye de mi iletilmiyor
ve kararın üzerine total bir sessizlik çöküyor?!
Bana sorarsınız, "saydamlık"tan çokça söz edilen şu dönemde
(varsa?) bu uygulama da kaldırılmalı ve Genel Kurul'dan çıkan bütün
kararlar arzu edenlerin emrinde olmalıdır.
Benim "kulaktan dolma" diyerek verdiğim bilgiler geçen
gün Hürriyet'ten Yalçın Doğan'ın da köşesindeydi. Demek ki, benim
yazıma ve Doğan'ın yazısına bugüne kadar bir "düzeltme"
uyarısı gelmediğine göre, ortada dolaşan bilgiler gerçeği yansıtmaktadır.
Bu durumda: Pek tabii ki YÖK Yürütme Kurulu'nun önceki dönemlerde
aldığı "meslekten ihraç" kararlarının tümü artık düşmüştür.
Yani, bugüne kadar söz konusu kurulun üniversite ile ilişkisini
kestiği bütün öğretim elemanlarının dosyalarının YÖK Genel Kurulu'nca
yeniden görüşülerek yeniden karara bağlanması zamanı gelmiştir.
İyi bir gelişme doğrusu... Bakalım, belki Doç. Özer gibi tamamen
keyfi birtakım gerekçelerle meslekten uzaklaştırılan öğretim elemanları
iki karar arasında çektikleri sıkıntı ve uğradıkları mağduriyetin
onarılmasını eski Yürütme Kurulu'ndan bir biçimde isteyemeyi de
unutmayacaklar...
Ama doğrusu aşkolsun! Şu kadar üniversitenin, şu kadar hukukçunun,
şu kadar medya mensubunun, şu kadar YÖK Genel Kurulu üyesinin bulunduğu
bir memlekette, öğretim elemanları üniversiteden yetkisiz bir kurul
tarafından uzaklaştırılıyormuş da haberimiz yokmuş...
Kürşat Bumin, Yeni Şafak
31.05.04
|