| |
Aslında, saçmalığı derhal kendini belli ettiği için "Hadi
canım sen de" deyip geçebilirdik, ama dün çok satan bir gazetede
çıkan haberin bu yönüyle önemi var. Haber şu: Meslek liseleri mezunlarına
üniversite girişte kısmî düzeltme getiren YÖK ile ilgili değişiklikleri
veto ederken, Cumhurbaşkanı Sezer, Anayasa Mahkemesi'nin türbanla
ilgili kararındaki 'anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek'
ilkelerinden lâikliğe atıfta bulunmuş; bu yüzden veto kalıcılık
kazanmış… Gazeteye göre, Sezer'den sonra gelecek cumhurbaşkanları
da İmam hatip mezunlarına üniversiteye girişte eşit hak sağlayacak
düzenlemeleri veto etmek zorunda kalacakmış…
Türkiye'de rejim değişti de haberimiz mi olmadı?
Veto edilen yasanın peşini bu noktada bırakıp bırakmamak hükümetin
insiyatifine kalmış bir durum. Ancak, 'değiştirilmesi teklif dahi
edilemeyecek' ilkeler anayasadan çıkartılmadığı taktirde, hiçbir
cumhurbaşkanının yasalarla ilgili tasarrufunun Meclis'in iradesi
üzerine geçmesi mümkün değildir; bu sebeple de, Cumhurbaşkanı Sezer'in
vetosu 'kalıcılık' taşıyamaz. Anayasa, cumhurbaşkanlarına, Meclis'ten
çıkan yasaları onama veya veto etmeyi sınırlı bir yetki olarak tanımıştır
çünkü. Bırakın herhangi bir yasayla ilgili kararının 'kalıcı' olmasını,
Meclis, şu anda kendisine geri gönderilmiş yasayı, son çıkardığı
anayasa değişikliğiyle alenen çelişen YÖK'e askerî üye maddesiyle
birlikte yeniden aynen kabul etse, cumhurbaşkanının bütün yapabileceği
aykırılık yönünden Anayasa Mahkemesi'ne başvurmakla sınırlıdır.
Bu kadar hukukî temelden yoksun bir haberin gazeteye girmesinin
bir sebebi olmalı elbette. Ama ne?
Bu tür kafa karışıklığının bir sebebi, üniversitelerde uygulanmakta
olan türban yasağıdır. YÖK yasasının geçinci 7. maddesi, yüksek
okullarda kılık ve kıyafeti serbest bıraktığı halde, üniversite
yönetimleri başı örtülü kız öğrencilerin okumasına izin vermiyor.
Bu ters uygulama Anayasa Mahkemesi'nin bir kararı yüzünden. Anayasa
Mahkemesi, kılık-kıyafeti serbest bırakan maddeyi anayasaya aykırı
bulmadı, daha önce verdiği başörtüsünü lâiklik ilkesine aykırı sayan
kararına atıfta bulunmakla yetindi. Üniversiteler, özellikle Kemal
Gürüz'ün YÖK başkanı oluşundan sonra, "Anayasa Mahkemesi lâiklik
ilkesine aykırı bulduğu için türban yasaktır" gerekçesine sarılarak
yasağı sürdürüyor.
Anayasa Mahkemesi de, o eski kararını o denli önemsedi ki, iki
parti (RP ve FP) ile ilgili kararlarında, türban ile ilgili kararını
hatırlatarak, lâikliğe aykırı bir giyim tarzını savunmayı kapatma
gerekçeleri arasında saydı. Türkiye, bu yüzden, yasama organı tarafından
çıkartılmış bir yasanın serbest bıraktığı kılık kıyafetin Anayasa
Mahkemesi kararına atıfta bulunularak üniversitelerce yasaklandığı
bir garip ülke görünümünde.
Oysa, anayasa, 153. maddesinde, "Kanun koyucu gibi hareketle
yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez"
demek suretiyle, Anayasa Mahkemesi'nin tam da bunu yapamayacağını
belirlemiş oluyor. Anayasa Mahkemesi, statü ve işlev olarak, yasama
organının üzerinde değildir; yalnızca Meclis'ten çıkan kararları
anayasaya aykırılık açısından inceler ve aykırı görürse iptal eder.
Aksi halde, anayasayı değiştirme yetkisi Meclis'te olmazdı; Anayasa
Mahkemesi, kararlarını, Meclis'in gerçekleştirdiği anayasa değişikliklerini
de göz önüne alarak verir. Zaten bu sebepledir ki, Anayasa Mahkemesi'nin
belli bir konudaki iki kararı birbiriyle çelişebilmektedir.
Cumhurbaşkanının ise Meclis'in yerine geçerek kendi eğilimine kalıcılık
kazandırması mümkün değildir. Cumhurbaşkanı da, anayasa ve yasalarla
belirlenmiş yetki alanı içerisinde davranmakla mükelleftir. Türkiye'nin,
anayasalı yönetime geçilen 1800'lü yılların ortalarından itibaren,
padişahların bile ağzından çıkanın yasa kabul edilmediği bir düzene
sahip olduğunu unutmayalım.
Bir gazete haberine yansıyan bu hukukî başıboşluğun, siyasî gözü
dönmüşlüğün sebebini bulmakta zorlanıyoruz. Yoksa, Ak Parti'nin
hepsine birden samimiyetle sahip çıkması yüzünden oyunları bozulduğu
için, anayasanın değişmez saydığı ilkelerden vazgeçilmesini düşünenler
mi var?
Buna güçleri yetmez.
Fehmi Koru, Yeni Şafak
31.05.04
|