YÖK ve katsayı kaldırılsın

 

Yükseköğretim konusundaki gerilim yatışmışken, soğukkanlılıkla öneriler oluşturma zamanı: İkisi de gereksiz ve yararsız olan YÖK'ün ve ÖSS'deki katsayı uygulamasının kaldırılması gerek
Hükümet veto edilen YÖK Kanunu'nda değişiklik yapan kanunu askıya aldı. Kemalist laikler ve dindar muhafazakârlar arasındaki süregiden mücadelenin güncel yansıması olarak yaşadığımız 'gerilim' yatışmış durumda. Şimdi önümüzdeki aylarda veya yılda tekrar gündeme gelmesi muhtemel bu tartışmalardan önce soğukkanlılıkla öneriler oluşturma zamanı.
Üniversite ya da yükseköğretimin sorunları, bilindiği gibi, çok boyutludur. Ancak, burada son tartışmada gerilim unsuru olan iki temel konu üzerinde duracağım. Gerilim unsuru olan iki konu şuydu: Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) yapısında ve biraz da yetkilerinde değişiklik ile yükseköğretime girişte uygulanan mevcut katsayı sisteminde değişiklik. Bu iki konunun önümüzdeki aylarda ya da yıllarda da bir gerilim unsuru olacağı neredeyse kesin. Peki bunun halli mümkün değil mi?

Basit bir çözüm!
Buna çok basit bir çözüm var aslında: Her iki gerilim unsurunu yok etmek. Yani YÖK de katsayı da kaldırılmalı. Çünkü her ikisi de gereksiz ve yararsız.
YÖK kaldırılmalıdır, çünkü: Evvelemirde, eğer üniversiteleri, sadece ders verilen ve öğrencileri belli amaçlar ya da fikirler paralelinde yetiştirmeye çalışan 'ilk ve ortaöğretim tedrisatı'ndan ayırarak bilimsel araştırma kurumları olarak görüyorsak, tek tek üniversitelerin ve öğretim üyelerinin özerkliği esas olmalıdır. Tarih ve tecrübe sürekli yaratıcılığın ancak özgür ortamlarda gerçekleştiğinin örnekleriyle doludur. Bugünkü YÖK yapılanması ise buna olanak tanımamaktadır.
İkinci olarak, YÖK'ün merkezi yapısı ne tek tek üniversitelerin ne de tek tek öğretim üyelerinin özerkliğine müsaittir.
Avrupa Birliği'nin 2003 yılı ilerleme raporunda da belirtildiği üzere: "...Türk eğitim ve üniversite sistemi yüksek düzeyde merkezi bir yapıya sahiptir. Eğitim programlarının Yüksek Öğretim Kanunu'nun temel ilkelerine uygunluğunu denetlemekten sorumlu olan, rektör ve öğretim üyeleri üzerinde geniş disiplin yetkilerine sahip, güçlü bir Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) varlığı nedeniyle yükseköğretim sistemi akademik,
idari ve mali özerklikten yoksundur."

Tek üst kuruluş yeterli
Üçüncüsü, YÖK kaldırılmalıdır çünkü YÖK'e ihtiyaç yoktur. Mevcut durumda biri YÖK diğeri de Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) olmak üzere iki tane yükseköğretim üst kuruluşu bulunmaktadır.
Üniversitelerin özerkliğini hedef aldığımıza göre, şekli de olsa iki tane üst kuruluşun bulunması üniversitelerin özerkliğini yaralar. Bir tane üst kuruluş yeterlidir. Tek üst kurul, bir eşgüdüm kurulu olan ÜAK olmalıdır. Bir üst kuruluş yeterli olduğuna göre kuruluşundan bu yana belli bürokratik kesimler dışında herkesin eleştirdiği YÖK'ün kaldırılması en uygun yol olacaktır. Zaten 1983 yılına kadar da YÖK yoktu. Dolayısıyla Anayasa değiştirilip YÖK lağvedilmelidir.

Eksiler, artılardan fazla
Dördüncüsü, YÖK'e herhangi bir ihtiyaç yoktur, çünkü mevcut durumdaki YÖK işlevleri tek tek üniversitelerin uhdesine bırakılabilir; bu işlevlerden bütün üniversitelerle ilgili olanlar da Üniversitelerarası Kurul'a devredilebilir. Mevcut durumda YÖK'ün yaptığı ve tek tek üniversitelerce ya da Üniversitelerarası Kurulca üstlenilemeyecek bir tane fonksiyon bile yoktur.
Bu noktada, YÖK tarafından yapılan bazı katkılardan bahsedenlere verilecek en basit cevap, artılarla eksileri toplandığı zaman, eksilerin daha fazla olduğudur.

ÜAK yeniden yapılandırılmalı
Son olarak, bu çerçevede Üniversitelerarası Kurul da yeniden yapılandırılmalıdır. Üniversitelerarası Kurul tamamen üniversitelerden seçimle gelen daimi kadrodaki öğretim üyelerinden (profesör ve doçent) oluşmalıdır. Seçimle gelen üyelerin sayısı doğal üye olan rektörlerden fazla olmalıdır.
Üniversitelerarası Kurul'a, üniversite dışı hiç bir kurum (cumhurbaşkanı, hükümet ve diğerleri) üye seçmemelidir.
Üniversitlerarsı Kurul tamamen bütün üniversitelere yaygınlaştırılabilecek asgari sayıdaki 'olmazsa olmaz' akademik işler konusunda yetkili olmalıdır; diploma denkliği, ulusal düzeyde geçerli unvanların edinilmesi kriterleri gibi. Akademik standartlar bakımından sadece asgari kriterleri belirlemelidir. Söz konusu kriterler de prosedürel ağırlıklı olmalıdır.
Katsayı konusuna gelince, katsayı kaldırılmalıdır, çünkü: İlkin, ne şekilde düzenlenirse düzenlensin, katsayı belli gruplara avantaj ya da dezavantaj veya ayrımcılık tartışmalarını beraberinde getirecektir. Nitekim mevcut katsayı uygulamasının yol açtığı tartışma 2003 Avrupa Birliği ilerleme raporuna bile geçmiş durumda: "Üniversiteye giriş sınavlarında genel liselerden mezun olanlar lehine ayrımcılık yapılmaktadır."
İkincisi, yükseköğretime geçiş nasıl düzenlenmeli sorusu şüphesiz ortaöğretimin yapısı ile yakından ilintili. Uzun vadede Ortaöğretimin mesleki eğitim ağırlıklı olarak yapılandırılıp Üniversiteye talebin düşürülmesi hedef olmalıdır. Lakin yine de Üniversite eğitimi herkese açık olmalıdır.
Oxford Üniversitesi'nin mottosu ile ifade etmek gerekirse, 'Başvurular bütün dünyadaki her türlü okuldan ve geçmişten gelen öğrencilere açıktır'. Hiç kimsenin başvurusu engelllenmemeli ve herkese eşit performans kriterleri uygulanmalıdır.

Standart sınavlar
Nihayet, üçüncüsü bu performans kriterlerinin Türkiye'deki mevcut talep yoğunluğu dikkate alınınca genel ve standart sınavlarla sağlanabileceği açıktır. Ne var ki burada da genel ve standart sınav sonuçlarına göre tek tek üniversiteler öğrenci alma konusunda yetkili olmalıdır. Genel ve standart sınavların çeşitlendirilmesi (SAT I, SAT II, A-Level, AS-Level...) ve bunların da ÖSYM gibi merkezi bir kurumdansa özerk farklı kuruluşlar tarafından yapılması sağlanmalıdır.
Orta vadede hedef, ÖSYM'nin de kapatılması veya yerleştirme işlevinden ve tekel durumundan arındırılarak, sınav yapan kuruluşlardan biri haline dönüştürülmesidir. Üniversiteler de çeşitli kuruluşların yaptığı değişik sınavlara ilişkin kendi gerekliliklerini önceden ortaya koyup, çağdaş medeniyetin temel ilkeleri olan eşitlik ve şeffaflık prensipleri çerçevesinde kendi öğrencisini seçmelidir. Kapsamlı bir üniversite reformu için tabii ki üst kuruluşlar ve yükseköğretime geçiş konusu dışında üniversitelerin de yeniden yapılandırılması gerekir. Ama bu, başka bir yazının konusu.
Doç. Dr. A. Nuri Yurdusev: ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi

A. Nuri Yurdusev, Radikal
18.06.04