Amerika, Avrupa!

 

Dünyanın siyasal ve ekonomik sağlığı, Amerika'yla Avrupa arasındaki sağlıklı ilişkilerden geçiyor demek herhalde bir gerçeğe işaret eder.
Amerika'yla Avrupa'nın kavga etmesi, ilişki yapılarında çatlak ve kopukluk yaşanması, dünya düzeninde her türlü istikrarsızlığı körükler. Demokrasi ve özgürlük alanlarının genişlemesine set çeker. Bundan da sadece Bin Ladinciler, dinci fanatizmle terör yararlanır.
Böyle bir durum yok mu?
Abartmamak kaydıyla var.
Başkan Bush'un 11 Eylül dünyasında Irak Savaşı'yla başlattığı başına buyruk politikalar Amerika'yı BM ile, belki daha önemlisi Fransa ve Almanya'yla karşı karşıya getirdi.
Atlantik ittifakındaki çatlağın büyümesini önlemek ve onarabilmek için Batı'da ay başından beri yoğun bir diplomatik seferberlik dikkati çekiyor. Haziran ayı bu yüzden zirveler ayı oldu.
Batılı liderler önce Fransa'da, Normandiya Çıkarması'nın 60. yıldönümünde buluştular. Arkasından G - 8 Zirvesi geldi. Daha sonra İrlanda'da ABD - AB zirvesi yapıldı. İki gündür de NATO'nun İstanbul zirvesini yaşıyoruz.
Bush'u, Blair'i, Chirac'ı, Schröder'i sürekli buluşup Amerika'yla Avrupa arasındaki çatlağı onarmak için uzlaşma arayışlarını sürdürüyorlar.
Çetin bir iş!
Çatlağa yol açan nedenlerin başında hiç kuşkusuz Irak geliyor. Ama yalnız bu değil. Büyük Ortadoğu, yani Arap aleminde siyasal reform ve demokrasi bir başka anlaşmazlık konusu. Tabii bir de Filistin - İsrail sorunu ile ilgili görüş ayrılıkları, Ortadoğu'da barış ve istikrarın tepesinde Demokles'in kılıcı gibi sallanıyor.
Başkan Bush ve çevresindeki Yeni Muhafazakarlar (Neo - Con'lar) 11 Eylül sonrası bütün bu sorunların üstesinden Amerika'nın tek başına gelebileceğini sandılar.
Olmadı.
Bush yönetiminin bu başına buyruk politikalarını eleştiren Amerikalı stratejist (ve Başkan Carter döneminin Ulusal Güvenlik danışmanı) Zbigniew Brzezinski son kitabında şöyle diyor:
"Küreselleşmenin özü, birbirine küresel bağımlılıktır. Amerika bugün iki yoldan birini tercih etmek durumunda. Ya kendi egemen küresel gücünü yalnızca kendi güvenliği için kendi başına buyruk kullanacak... Ya da ortak, paylaşılan çıkarlara dayalı yeni bir küresel sistemi yaratmaya çalışacak..." (The Choice: Global Domination or Global Leadership, Basic Books, 8 Nisan 04 tarihli The New York Review of Books'tan, s. 24)
Brzezinski, birinci yolun hem Amerika hem dünya için tehlikeli olacağını, Amerika ne kadar güçlü olursa olsun, dünyanın tek süper gücü de olsa, yeryüzünde kendi başına buyruk biçimde yol alamayacağını belirtiyor kitabında...
Başkan Bush, 15 aylık kanlı Irak deneyiminden sonra acaba bu gerçeğin bilincine ne kadar vardı?
Bu konuda olumlu işaretler gözüküyor.
Bush yönetiminin Avrupa'ya, BM ve NATO'ya dönük son açılımları iyi sinyaller gönderiyor. Irak'ta, Büyük Ortadoğu'da, terörle mücadele konusunda Avrupa'nın sesine kulak veren, görüşlerini dikkate alan, işbirliğini öngören gelişmeler su yüzüne vuruyor Washington'da.
Bu açılardan İstanbul zirvesi tarihi bir buluşma sayılabilir. Yeni NATO'nun tarifi bu zirvede yapılırken, Amerika'yla Avrupa arasındaki çatlağın tamirinde de büyük bir adım atılmış oluyor.
Komünizm eski düşmandı. Geçen yüzyılın sonunda Berlin Duvarı'nın yıkılması ve Sovyetler'in tarihe karışmasıyla yeni düşman sahneye çıktı NATO için:
Terörizm!
Bu terör tehdidi, geçen yüzyıldaki tehdit gibi yine demokrasi ve özgürlüğü hedef alıyor. Özellikle İslam coğrafyasından kaynaklanan dinci fanatizm Batı'yı Batı yapan değerleri kendine düşman bellemiş durumda.
Bu yüzden NATO'nun nitelik değiştirerek, 21. yüzyıldaki kimliğiyle 'yeni düşman'la mücadeleye hazırlanması önemli bir süreç. Ve bu öyle bir süreç ki, Amerika - Avrupa çatlağını da tamir edebilecek özellikler taşıyor.
İstanbul zirvesinde, yine bu çerçevede olumlu bir gelişme daha söz konusu. Yeni NATO, belki yeni olma yolunda dün çok önemli bir dönemeci alan Irak'la (Amerikan işgali dün Irak'ta resmen sona erdi ve egemenlik öngörülenden iki gün önce geçici Irak hükümetine devredildi) ilişkilendiriliyor. Bundan böyle yeni Irak'ın polisiyle ordusunun eğitimi NATO tarafından yapılacak.
Buna da, geçici Irak hükümetini meşrulaştıran BM Güvenlik Konseyi kararından sonra, Amerika - Avrupa çatlağını onarıcı yeni bir ilk adım olarak bakılabilir.
Kısacası:
NATO'nun İstanbul buluşması, Batı ittifakı açısından önemli bir kilometre taşı.
Amerika'yla Avrupa arasında soğukluğun aşılmaya başlaması, Türkiye'yi de çok yakından ilgilendiren sağlıklı bir gelişme sayılmalı..

Hasan Cemal, Milliyet
29.06.04