İstavrit zirve

 

HEYÛLA dağ küçümen fare ve yakamozlu Sarayburnu kopil istavrit doğurdu diye şaşırmamak için, ilkin hemen şunu öngörelim.

İstanbul Zirvesi’nden öyle ahım şahım bir karar çıkmayacak!

Bugün yayınlanacak ‘Ortak Bildiri’yle ne genel olarak NATO’nun misyonu değişecek; ne de özel olarak, Atlantik Paktı Irak’ta ‘jandarma’ görevi üstlenecek.

Doruk toplantısı, hem ‘pro’sunu ve ‘anti’sini özgürce yansıtarak demokratikliğini ispatlayan Türkiye; hem de üst ‘en rical’ini kentimizde buluşturarak ‘Boğaz havası alan’ uluslararası diplomasi açısından sembolik bir nitelik taşıyacak.

Ve de yolcudur Abbas, misafirler bu akşamdan itibaren evlerine avdet etmeye başladıklarında, hepsi o kadar, herkese yedi tepeli şehrimizden hoş bir seda kalacak.

* * *

EVET, İstanbul Zirvesi’nde NATO ne nicelik, ne nitelik dönüşümü yaşayacak!

Hatta, tam Doruk Toplantısı arifesindeki sürpriz gelişmeyle ve İttifak kararını etkilemeyi umud eden ABD’nin saçma sapan diplomatik manevrasıyla, Irak’taki ‘kesin egemenliğin’ (!) yeni Başbakan İyad Allavi’ye geçtiğinin iki gün önceden açıklanması da durumu değiştirmeyecek.

Kuzey Atlantik Paktı en kabadayısı, kurumsal ve kollektif bir taahhüt altına girmeden, müttefiklerin Bağdat yönetimine ‘kolluk kuvveti yetiştirmekte yardımcı olacağı’ türünden ‘yuvarlak’ ve ‘elastik.’ bir ifadeyle yetinecek.

Üstelik, dün ben bu satırları yazarken, söz konusu ‘yetiştirme’nin Washington’un arzuladığı gibi, üye ülkelerin Irak’a askeri uzmanlar göndermesiyle mi; yoksa Fransa, Almanya ve İspanya’nın istediği gibi, sadece Iraklı adayların Avrupa’daki kışlalara gelmesiyle mi gerçekleştireleceği sorunu henüz çözümlenmemişti.

Ancak her iki durumda da, ‘NATO Amerikan emperyalizminin maşalığını üstlenecek’ türünden bir yorumlamaya gitmek abesle iştigal eder.

* * *

ÖYLE, çünkü, işte önce ‘W’ rumuzlu Bush’un katılımıyla gerçekleşen ve kameralar önündeki tüm göstermelik ‘iyimserliğe’ rağmen aslında Atlas Okyanusu’nun iki yakası arasındaki uçurumu ortadan kaldıramayan İrlanda’daki ‘Transatlantik Zirve’; sonra da İstanbul Doruğu deklarasyonunun hazırlıkları sırasında Brüksel’deki İttifak merkezinde cuma geceyarısına kadar süren ‘Amerikan Avrupa pazarlığı’, başta Paris, Berlin ve Madrid, Yaşlı Kıta ‘ağababaları’nın Irak’ta ‘Sam Amca’nın dümen suyuna girmeyeceklerini tekrar ispatladı.

Dolayısıyla, Allavi ister erken, ister geç çağrı yapsın, söz konusu başkentler NATO’nun Bağdat’ta ABD’nın yerine ‘zaptiye rolü’ üstlenmesine yanaşmayacaklar.

Hatta denilebilir ki, yeni Irak liderinin pazar günü ve mutlaka Washington güdümlü olarak böylesine acul bir ‘egemenlik’ (!) açıklaması yapması, oldu bittiyle ‘ketenpereye getirilmek’ istendiklerini düşünen Avrupalı liderleri olumsuz etkiledi.

Zaten, en ‘anti’ tutumu takınan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın tam İstanbul’a hareketinden önce ve yüzünden düşen bin parça bir ifadeyle sırf ‘çok şaşırtıcı’ demekle yetinmesi, kaş yapayım derken göz çıkartan ABD diplomasisinin burada da baltayı taşa vurduğunu ortaya koyuyor.

* * *

VE bütün bu gelişmeler, yani ‘W’ damgalı Birleşik Amerika’nın ‘tek tabancalığı’nı İstanbul’da da kısmen frenleyen; en azından o tabancanın kılıfı olmayı kabullenmeyen bir NATO Türkiye açısından olumludur.

Konuyu, istavrit doğuracak zirve sonuçlarını da ele alarak yarın işleyeceğim.

Hadi Uluengin, Hürriyet
29.06.04