| |
Mehmet Altan'ın 1991, 1992 ve 1993 yıllarında yazdığı yazılardan
seçkiler "On Yıl Önce On Yıl Sonra Dizisi" başlığı altında
ayrı ayrı kitaplaştırıldı
Bir ülkede siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel bağlamda çalkantılar
yaratan gündemlerin hızını ölçmek isteyenler, o toplumda yaşayan
bireylerde sinsi bir hastalık gibi yaşayan baş dönmesi şiddetini
ölçmekle başlamalılar işe...
'Toplumsal baş dönmesi', gündemin hızlı bir şekilde değiştiği ülkelerde
yaşayan insanlarda, ilk olarak ince bir sızı halinde gösterir kendini.
Daha sonra, şiddetini yavaş yavaş artırır ve bağışıklık kazanmakla
nihayete erer. Böylelikle, zaman içinde bir hastalık olmaktan çıkar,
günlük yaşamın vazgeçilmez parçası olur.
Bu tür ülkelerde, yurt çapında sarsıntı yaratan bir olay gündeme
geldiğinde verilen toplumsal tepki, volümü düşük bir nidayı geçmez
olur. Tam şaşkınlık atlatılacakken, başlardan aşağı boca edilmiş
buz gibi yeni bir gündem oluştuğunda ise, sadece ürpermekle yetinilir,
hepsi o kadar.
Gazete yazarlarının, belirli yazılarını biraraya getirerek yayınladığı
kitaplar ise, sözünü ettiğimiz bu baş ağrılarının nedenlerini gösteren
tomografi filmleridir aslında.
Bizim ülkemizde, toplumun gündemine oturan en dehşetli olayın bile,
en fazla üç hafta sonra unutulduğu söylenir.
Can Yayınları önemli bir şey yapmış, Mehmet Altan'ın 1991, 1992
ve 1993 yıllarında yazdığı yazılardan seçkiler yaparak, "On
Yıl Önce On Yıl Sonra Dizisi" başlığı altında ayrı ayrı kitaplaştırmış
ve geçmişe dönük bir Türkiye perspektifi ortaya çıkarmış.
Mehmet Altan'ın, "Ertelenmiş Hayatları Geri Verin", "Kırık
Düşler Ülkesi" ve "Hiçbir Şey Değişmiyorsa" adlı
kitapları, hafızalarımızdan silinmeye yüz tutmuş siyasal, sosyal,
ekonomik, kültürel ve sanatsal olayları bize hatırlatarak, bellek
tazelemesi yapıyor.
Bu kitaplar, önümüzde güncelmiş gibi duran bir çok olayın, aslında,
yeniden bestelenerek piyasa sürülmüş eski şarkılar olduğunu vurguluyor.
Gerçekten de öyle; Türkiye'de yaşanan Kürt olgusunun boyutları,
son olarak Leyla Zana'nın tahliye edilmesinden sonra gündeme gelen
olaylarla açıklanabilir mi?
AB üyeliği sürecinin akıbetini kestirebilmek için, geçilen aşamaları
çok değerlendirmek gerekmiyor mu?
Kıbrıs da öyle değil mi? Ya bugünkü CHP'yi nasıl değerlendireceğiz?
ANAP bitti diye, unutacak mıyız? Özal'ı ve Adnan Kahveci'yi yok
mu sayacağız?
Bilgi toplumu, yeni dünya düzeni, köylüler, Kemalizm, askerler,
militarizm, mafya, yolsuzluklar, batık bankalar, devlet-birey ilişkisi,
üretim, laiklik, yargı, dış politika, Saddam, IMF vs, vs, vs..
Mehmet Altan, seri kitaplarının satır aralarında sanki, okurun kulağına
eğilip "Ey okur! Görüyorsun değil mi, Türkiye'de değişmeyen
tek şey, değişmemenin bizatihi kendisi" diye, fısıldıyor.
Böylelikle, bu değişmeme konusundaki büyük direnişin nedenlerini,
bugünden düne bakarak daha iyi anlayabiliyoruz. Böylelikle, bugünkü
günceli yorumlamak ve yarınlara ilişkin gelişmeler konusunda ipucu
edinebiliyoruz.
Ve kitapların kapağından anlıyoruz ki, Can Yayınları, toplumsal
olarak esneme şeklinde dile getirilen 'geçmişe mazi derler' deyişine
inat, Mehmet Altan'ın bellek tazelemesi yaptığı yazılarını kitaplaştırmaya
devam edecek.
Mehmet Altan/Ertelenmiş Hayatları Geri Verin, Kırık Düşler Ülkesi
ve Hiçbir Şey Değişmiyorsa/Can Yayınları
Adnan Ekinci, Radikal 2
04.07.04
|