| |
GEÇEN hafta Cumhurbaşkanı Sezer'in Romanya, Başbakan Erdoğan'ın
da Bulgaristan ziyaretleriyle, Türk diplomasisinin dikkatleri Balkanlar'a
çevrilmişti. Bu hafta ise, gözler Suriye Başbakanı Naci el Otari'nin,
İsrail Başbakan Yardımcısı Ehud Olmert'in ve resmi bir İran heyetinin
Ankara'yı ziyaretiyle, Türk dış politikasının Ortadoğu boyutuna
yöneliyor.
Üç ziyaretin aynı zamanda yer alması, aslında bir rastlantı. Ama
öyle de olsa, bir Türk yetkilisinin deyişiyle "Türkiye'nin
bölge ülkeleriyle çok yönlü ve dengeli ilişkiler kurma politikası
açısından güzel bir görüntü sergiliyor"...
***
SURİYE Başbakanı'nın ve İran heyetinin ziyaretleri, son zamanlarda
ikili ilişkilerde kaydedilen hızlı gelişmenin bir göstergesi. İran
İçişleri Bakan Yardımcısı'nın başkanlığındaki heyetin Ankara'daki
görüşmeleri, daha çok güvenlik işbirliğiyle ilgili. İran, bu alanda
Türkiye'nin beklentilerini karşılayan yeni bir tavır almış, PKK
/ Kongra - Gel unsurlarına karşı da açıkça savaş ilan etmiştir.
Açıkçası, Irak Savaşı ve özellikle Kuzey Irak'taki gelişmeler, Türkiye
ile İran ve de Suriye arasında bir yakınlaşma sağlamıştır. İran
ve Suriye, ABD'nin izole etmeye çalıştığı ülkeler olduğu halde,
Türkiye bu iki komşusuyla da bağlarını güçlendirmeye yönelik bir
strateji uygulamaktadır. Bir bakıma Ankara'nın bu konudaki tutumu,
Tahran ve Şam'la ilişkilerini sürdürmeye çalışan AB ülkelerinin
politikası çizgisindedir. Bir Türk diplomatının belirttiği gibi,
bunu ABD'ye karşı bir "tercih" değil, ancak olayların
"akışının bir sonucu" olarak değerlendirmek lazım...
***
SURİYE'nin yeni Başbakanı El Otari'nin Ankara'daki ve İstanbul'daki
temasları daha çok ekonomik ağırlıklı olacak. Bu alanda gerçekten
kısa zamanda büyük mesafe kat edildi; ancak belirlenen hedeflere
ulaşmak için daha yapılacak çok iş var. Ankara ile Şam arasındaki
bugünkü siyasi ortam, buna müsait...
İsrail Başbakan Yardımcısı olan kıdemli politikacı Ehud Olmert'in
Ankara'ya gelişi de resmen ekonomik bir nedene bağlı. Türk - İsrail
Karma Ekonomik Komisyonu, Olmert'in başkanlığındaki kalabalık bir
İsrail heyetinin katılımıyla yapılıyor.
Ancak Olmert'in ziyaretinin ayrıca siyasal anlamı ve ağırlığı var.
Son zamanlarda iki ülke arasında esen soğukluk dikkate alındığında,
bu düzeydeki bir İsrail yetkilisinin Ankara'yı ziyaret etmesi, kendi
başına önem kazanıyor.
Bu soğukluk özellikle İsrail Başbakanı Şaron'un Filistinlilere karşı
izlediği politikaya Başbakan Erdoğan'ın şahsen gösterdiği sert tepkinin
bir sonucu. Bunun ardından İsrail'in Kuzey Irak'taki Kürt peşmergeleri
eğittiği yolundaki haberler - sonradan yalanlanmış olsa da - bir
güven krizi yarattı. Bu arada hükümet, İKÖ'ye Türk adayı seçtirme
çabalarını da içeren İslam dünyasına daha aktif olarak açılma politikasına
hız verdi. Tüm unsurlarıyla bu yeni yöneliş, siyasal düzeyde Türkiye
ile İsrail arasında mesafenin açılmasına yol açtı.
Bununla beraber, Türkiye, İsrail'le ilişkilerini diğer alanlarda
sürdürmeye özen gösteriyor. Olmert'in ziyareti ve özellikle Dışişleri
Bakanı Gül'le görüşmesi de "işlerin aksatılmadığı"nın
bir göstergesi sayılıyor. Ancak Erdoğan'ın İsrailli konuğu kabul
etmeyeceğine ilişkin haberler, Başbakan'ın mesafeli davranışını
sürdürmeyi yeğlediğini ortaya koyuyor.
Sonuç olarak Türkiye'nin halen İsrail'le siyasal alanda ilişkileri
nispeten "donuk", ekonomik ve diğer alanlarda işbirliği
ise, oldukça "canlı" görünüyor...
Sami Kohen, Milliyet
13.07.04
|