| |
İki sorunun yanıtı artık belli oldu
sayılır: (1) Ecevit istifa etmeyecek.
(2) 3 Kasım’da seçim var.
İkisi de olumlu.
Tersi olsaydı, yani Ecevit Başbakanlık
koltuğunu bıraksa ve seçim gelecek yıla kalsaydı, Türkiye için iyi
olmazdı.
Çünkü bu saatten sonra bu parlamentodan
yeni bir hükümet çıkarmak çok güç. Ecevit istifa etmiş olsa, siyaset
sahnesinde usanç verici ayak oyunlarıyla dolu bir dönem açılırdı.
Hem bu durum hem seçimin ertelenmesi,
siyasal belirsizliğin daha beter koyulaşmasına yol açardı. Bu da
ekonomik dengelerin bıçak sırtında dahi olsa devamını çok daha büyük
tehlikeye sokardı.
Bu olumsuzluk ortadan kalktı.
Şimdi hiç olmazsa bir adım ötesini
görebiliyoruz. Çünkü seçim tarihi belli artık.
Ama bu yeter mi?
Elbette hayır.
Asıl belirsizlik seçim sonrasıyla
ilgili. Seçim sandığından ne çıkacak?
İstikrar...
İstikrarsızlık...
Kaos...
Ayrıca istikrar, istikrarsızlık, kaos
nedir, ne değildir? Mesela tek başına AKP hükümeti bu tariflerden
hangisine girer?
Ya da geçenlerde yine değindiğim gibi,
Tayyip Erdoğan’ın mutlak çoğunluğu yüzde 25 oyla ele geçirdiği bir
kabus senaryosu gündeme gelebilir mi?
Kimine göre evet.
Türkiye’de seçim coğrafyasını yıllardır
yakın markajda tutan eski bir dost, bir uzman kişi dün sabah şöyle
diyordu:
"Böyle bir tehlike var. 1999
seçimlerinde dışarıda kalan, Meclis’te temsil edilmeyen oylar yüzde
17 - 20 arasındaydı. Bu kez yüzde 30’a çıkabilir. Sokaktaki her
üç kişiden birinin oyunu hesaba katmayan bir sistem, bir rejim olur
mu? Hele böyle bir ortamda AKP bir de yüzde 25 oyla Meclis’teki
sandalyelerin yüzde 50’sini toplarsa... Türkiye’de meşruiyet tartışmasını
derhal gündeme getirecek böyle bir ihtimal kapıyı çalabilir."
Kafaların karışık olduğu bir dönemden
geçiliyor.
Ne yazık ki öyle.
Örneğin hala güncel bir soru:
Sol birleşebilir mi?
CHP ile Yeni Türkiye seçim işbirliği
yapabilir mi?
Seçim sistemi seçim ittifaklarını
mümkün kılacak biçimde değiştirilmiş olsa, daha kolay olabilirdi.
Ama bu saatten sonra güç. Ne CHP ne YT kendi etiketinden vazgeçer.
Ne de Baykal’la Cem buna yanaşır.
Gönlünde CHP ile YT’nin birlikteliği
yatan kimileri bir süre öncesine kadar bir başka senaryoyu siyaset
kulisinde canlı tutuyordu:
YT kendi etiketinden vazgeçip seçimlere
CHP’nin içinde girsin; Baykal’la Cem de Başbakanlığı bir üçüncü
kişiye, örneğin Kemal Derviş’e bıraksın!
Bu senaryoyu içtenlikle savunanlara
kuliste hala rastlanıyor.
Ama gerçekleşme şansı?..
Var denemez.
Derviş’in Amerika’ya gitmeden önce
haklı bir duyarlılıkla peşine düştüğü geniş cephe ya da merkezde
ittifak formülleri ne ölçüde gerçekleşebilir?
Seçim sistemi değişse mümkündü.
Artık değişeceği yok.
Liderler de kafaca değişmeyeceğine
göre, Derviş’in arzuladığı ittifakların bu saatten sonra kurulması
büyük sürpriz olur.
Evet, 3 Kasım’da seçim var.
Bu iyi!
Hiç olmazsa bir adım sonrasını görebiliyoruz.
Ama sandıktan ne çıkacak, bilenemediği için de tedirginlik devam
ediyor.
Hasan Cemal, Milliyet ; 30.07.2002
|