|
İ.Ü Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkındaki intihal suçlamasının
zamanaşımı nedeniyle yargıya götürülemediğini öne süren YÖK Başkanı
Erdoğan Teziç'e hukukçulardan tepki geldi. Hukukçular, YÖK'ün ve
Cumhurbaşkanı'nın intihal soruşturması açabileceğini belirtti.
YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'in bilimsel intihal yapmakla suçlanan
İ.Ü Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkında zamanaşımı nedeniyle işlem
yapamadıklarını öne süren açıklamasına tepkiler devam ediyor. İntihal
yaptığı konusunda ciddi kuşkuların bulunduğu Alemdaroğlu hakkında
yasal işlem yapmayan ve idari soruşturma açmayan dönemin YÖK Başkanı
Kemal Gürüz'ün de görevini ihmal ettiği ifade ediliyor. İntihal
olayına sadece ceza açısından bakılamayacağını belirten akademisyenler,
sözkonusu kişinin rektörlük makamında oturmasının ciddi bir rahatsızlık
meydana getirdiğini kaydederek, Cumhurbaşkanı Sezer'in bu ayıbın
ortadan kaldırılması için Alemdaroğlu'nu görevden uzaklaştırması
gerektiğini savunuyorlar.
İdeolojik gerekçelerle örtbas edilmiş
İ.Ü Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun "Laroskopik Cerrahi"
isimli kitapta intihal yaptığı iddiaları bir kaç yıldır tartışılıyor.
Bu konuda Meclis'te Başbakan Bülent Ecevit'in cevaplandırması için
TBMM'de soru önergesi bile verildi. Aynı şekilde intihal iddiaları
pek çok öğretim üyesi tarafından dile getirilerek örtbas edilmemesi
için uyarılarda bulunuldu. YÖK Üyesi Prof. Burhan Şenatalar 18 Ocak
2002'de Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği'nin düzenlediği "Bilimsel
Etik" başlıklı panelde sözkonusu iddiaların YÖK Genel Kurulu'nda
tartışıldığını, bazı üyelerin ideolojik sebeplerle Alemdaroğlu'nu
savunduğunu itiraf etti. Şenatalar, intihale adı karışan öğretim
üyeleri hakkındaki iddiaların utanç verici ve yenilir yutulur bir
hadise olmadığını da söyledi. Öte yandan Alemdaroğlu'yla ilgili
intihal suçlaması nedeniyle dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ün ve
rektörü atayan Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in hiçbir işlem yapmaması
dikkat çekici bulunuyor. Cumhurbaşkanı Sezer'in usulsüzlük ve yolsuzluk
gibi konulara aşırı hassasiyeti olduğunu hatırlatan kaynaklar, bu
olayda Cumhurbaşkanının sessiz kalmasına anlam veremediklerini ifade
ediyorlar.
"Zamanaşımına uğratanlar da sorumludur"
"Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları
Disiplin Yönetmeliği'nin 11/a-3. maddesinde özel olarak düzenlenen
intihal bir diplin suçu olarak kabul ediliyor. Yukarıda sözü geçen
maddeye göre, bu suçun cezası, üniversite öğretim mesleğinden çıkarmadır.
İntihal fiilinin soruşturmaya yetkili âmirlerce öğrenildiği tarihten
itibaren altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanması gerektiğini
ifade eden hukukçular, Alemdaroğlu hakkındaki intihal iddiaları
nedeniyle soruşturma açılmamasının hukuk ihlali olduğunu belirttiler.
Disiplin soruşturması açılması için şikayete gerek bulunmadığını
da ifade eden hukukçular, YÖK'ün sözkonusu süre içerisinde herhangi
bir suç duyurusuna gerek olmaksızın re'sen soruşturma açmak zorunda
olduğunu kaydettiler. İ.Ü Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkındaki intihal
suçlamasının zamanaşımı nedeniyle yargıya götürülmediğini öne süren
YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'in açıklamasını değerlendiren Av. Rasim
Öz, "Maalesef insanlık suçları dışında kalan suçlar için zamanaşımı
vardır. Ancak zamanaşımına sebebiyet veren kamu görevlileri hakkında
işlem yapılabilir. Ben 1 Mayıs 1977'deki olaylar sonrasında dönemin
İçişleri Bakanı ve Başbakanı hakkında zamanaşımı uyarısında bulundum.
Sözkonusu olaylarda sorumlu olanlar hakkında zamanaşımı işledi.
Ancak davanın zamanaşımına uğramasına sebebiyet veren kamu görevlileri
hakkında soruşturma devam ediyor. Bu gibi kişiler görevi ihmal ya
da görevi kötüye kullanma açısından sorumludurlar. Bu nedenle bahse
konu intihal olayının zamanaşımına uğramasına sebep olan kamu görevlileri
hakkında dava açılabilir" dedi.
Av. Necati Ceylan: Zamanaşımı mutlak değildir
Bilimsel intihal yapan İ.Ü Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkında YÖK'ün
işlem yapmaması, zamanaşımı nedeniyle yargıya gidilmemiş olması
YÖK'çüler için görevini kötüye kullanma, intihal yapan için de ahlaki
ve hukuki bakımdan suçluluğun olduğu gibi kalmasıdır. Çünkü, zamanaşımına
mutlak ve genel bir değer atfedilemez. Zamanaşımını tatbik edebilmek
için suçlunun şahsı, mensup olduğu suçlu sınıfı, ferdi şartları,
hareket tarzı, geçmişi, işlenen suçun nev'i nazara alınmalıdır.
Bu sebeple YÖK hiç olmazsa bir soruşturma komisyonu oluşturmalı
ve intihal olayının olup olmadığı hakkında bir tespit yapmalıydı.
Zamanaşımı yönünden de yukarıda saymış olduğumuz şartların varlığını
araştırarak bir sonuca gitmeliydi. Aksi takdirde suçlanan şahsın
suçluluğu aynen kalır. Bu şahıs en büyük üniversitelerimizden birinin
rektürü olması halinde durum daha da vahim hale gelir. O zaman isteyen
suç işlesin, zamanaşımı süreleri geçsin ve suç işleyenler toplumda
en yüksek mevkilere gelsin ve bize örnek olsun! Böyle bir şey düşünülemez.
Sezer soruşturma açtırabilir
Hukukçular Derneği Genel Başkanı Av. Hüsnü Tuna da yaptığı açıklamada,
intihal hakkında soruşturma yapmayarak zamanaşımına uğramasına neden
olan YÖK yetkilileri hakkında işlem yapılması gerektiğini kaydetti.
"Basında bu iddialar çok sık dile getirildi. Özel şikayete
gerek yok. Displin soruşturması yapabilirlerdi. Bu nedenle kim zamanaşımına
uğratmışsa bu ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmalıdır"
diyen Av. Tuna, "Cumhurbaşkanı da bir soruşturma yaptırabilir.
Rektörleri atayan makam cumhurbaşkanı olduğu için kamuoyunda ve
akademik camiada ciddi bir rahatsızlığa yol açan bu olay hakkında
araştırma yaptırabilir. Bunun için bir zamanaşımı gerekçe gösterilemez,
gösterilmemesi gerekir. Soruşturma yapılmasında bir mahzur yok,
Cumhurbaşkanı pekala bu olaya müdahale edebilir" şeklinde konuştu.
İdeolojik gerekçelerle sözkonusu intihal olayının örtbas edildiğini
ve üzerine gidilmediğini ifade eden Av. Tuna, "Cumhurbaşkanının
bu kişiyi görevden almasında herhangi bir engel yok, ama dediğimiz
gibi hukuki gerekçe için kendisi soruşturma yaptırkdıktan sonra
da bunu yapabilir. YÖK de soruşturma başlatabilir. Soruşturma makamları
için zamanaşımı diye bir gerekçe olamaz. Aslında böyle durumlarda
suçlamaya muhatap olan rektörün kendisinin soruşturma yapılmasını
istemesi lazım. Hem akademik etik hem de kişisel etik açısından,
aklanması ve üzerinde bir şaibe kalmaması için böyle bir talepte
bulunması lazım. Ama dediğim gibi soruşturma yapmayarak zamanaşımına
neden olan yetkililer hakkında görevlerini ihmalden işlem yapılması
gerekmektedir.
Yeni Şafak
28.07.04
|