Koç: Bürokrasi bu hükümeti de teslim aldı

 

Aralıkta AB'den müzakerelere başlamak için tarih alma ihtimali arttıkça, hükümette IMF'den uzaklaşma eğilimi güçleniyor mu?
İstanbullu iş çevrelerinde bu yönde bir endişe giderek artıyor olmalı ki, son günlerde her vesileyle "IMF mutlaka işin içinde olmalı" çağrılarına tanık oluyoruz.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, grubun aylık yayın organı Bizden Haberler'e yaptığı açıklamada "IMF'nin ekonomimiz için bir sigorta olduğuna" işaret ediyor. Koç, Sabancı, Doğan, Eczacıbaşı, Dinçkök gibi TÜSİAD'ın kreması patronların oluşturduğu İş Çevresi Grubu, son dönemde Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı yemekli toplantıları tercih ederken, bir yıl aradan sonra önceki gün Divan'da yeniden kendi aralarında toplanıyor ve toplantı ertesinde Rahmi Koç, "Ekonomi iyi gidiyor. Hükümet, 2005 sonrasında da IMF ile devam etmeli" mesajını veriyor.

IMF'siz olmaz
Mustafa Koç, Koç'un CEO'su Bülend Özaydınlı ve Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Başkanı Hasan Bengü ile genel yayın yönetmenleri ve yazarlardan oluşan küçük gazeteciler grubumuzun Nakkaştepe'de artık gelenekselleşen yuvarlak masa yemeğinde de önceki gün gerek Koç, gerekse Özaydınlı aynı yönde vurgu yapıyor:
"IMF ile adı ne olursa olsun, kapsamı ne olursa olsun anlaşmalıyız. Türkiye'nin kendi programını ilan etmesinde de bir sakınca yok. Yeter ki IMF desteğinde olsun. IMF gibi bir emniyet supabı mutlaka işin içinde olmalı!"

Artılar ve eksiler
Koç, ekonomideki artıları ve eskileri açık sözlülükle art arda sıralıyor:
"- Enflasyonda başarılı oldular, ancak faizlerde umulan gerileme sağlanamadı.

- Ekonomiyi kırılganlıktan büyük ölçüde çıkardılar, ama yatırım iklimini iyileştirmeyi sağlayamadılar. Hatta özelleştirmede geri bile gidildi.

- Mali disiplin sağlanmıştır. Öngörülenden daha hızlı uygulanmıştır. Yerel seçimler dolayısıyla ben sapma olabilir diye endişe ediyordum. Seçimlere rağmen mali disiplinden sapma olmamıştır."
Koç'a göre en büyük sorun, bürokrasi: "Özel sektörle hükümet arasında belli bir diyalog var, anlatılanları dinliyorlar, ama sorun bürokraside. Eski bürokratlar ya da yeni atananlar meselesi değil, sorun bürokrasinin yapısında.

Sorun, bürokrasi
Bürokrasi her hükümeti teslim aldığı gibi bu hükümeti de teslim alıyor. Mevcut hükümetin ilk zamanlardaki tavrıyla şimdiki tavrı farklı. Bizim yanımızda bürokrasiye talimat veriyorlar 'Bu böyle olacak' diye. Sonra olmuyor. Kimi bürokrat 'Doğrusunu ben bilirim' diye direndiğinden, kimisi 'İmza attığımda sorumlu olur muyum?' diye korktuğu için..."

Planlamaya gerek var
Özaydınlı ise hem kaynak israfını önlemek hem de kapasiteler artarken mecburen hız kesme durumunda kalmamak için devletin bir plan yapması gereğinin altını çiziyor:
"Ekonomimizi bekleyen en büyük sorunlardan biri de ana sanayide kapasiteler artarken, yan sanayinin buna ayak uyduramaması. Yan sanayide kapasite artıracak sermaye olmaması, ana sanayiyi de zor durumda bırakıyor. Devletin bir planlama yapması lazım, kamu sektörü için emredici, özel sektör için yol gösterici. Ben kısa vadeli menfaatlerime öncelik vererek ülke menfaatlerini göz ardı edebilirim, ama devletin farklı bakması lazım.

Garanti - İntesa
Koçbank İtalyan Uni Credito ile ortaklığı başarmıştı da, 2 kez nişan yapıldığı halde Garanti - İntesa'da mutlu sona neden ulaşılamamıştı? Koç bu soruya da her zamanki açık sözlülüğüyle yanıt verdi ve 2 husus üzerinde durdu:
"1) Biz ilk günden her şeyi paylaştık ortağımızla. Bütün kayıtları önlerine koyduk. Due diligence'e girildiğinde (gerekli yeterliliğe sahip mi diye bakıldığında) hiçbir sorun çıkmadı.
2) İtalyan bankaları son dönemde Doğu Avrupa'da çok hızlı büyüdüler. İtalyan Merkez Bankası bu konuda fevkalâde hassas, Türkiye'yi hâlâ yüksek riskli görüyor. Bu yüzden 2 bankanın birden Türkiye pazarına girmesini istememiş olabilir."

Meral Tamer, Milliyet
29.07.04