YÖK neden intihalle ilgilenmiyor?

 

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK)’ün birinci amacı, eğitimin kalitesini yükseltmek olmalı.
Ama bizim profesörlerimiz, ne yazık ki, akıllarını başörtüsüyle bozmuşlar.Radikal’den Neşe Düzel’in, YÖK Başkanı Profesör Erdoğan Teziç ile yaptığı mülâkatı okudum. Teziç, “Üniversitelerde türban olmayacak, çünkü artık Anayasa ve yasa değiştirilerek türban meselesini çözmek imkânı yok, Avrupa insan Hakları Mahkemesi türban kararı ile Kopenhag Kriterleri’ne yenisini ekledi. ‘Kendi ortamımda huzursuzluk yaratan faaliyeti kabul etmem’ kriterini getirdi” diyor.

intihal meselesi

Buna mukabil, aynı heyecan ve kararlılığı intihal yüzünden dile düşen Rektör Kemal Alemdaroğlu hakkında göstermiyor. YÖK Başkanı’nın Alemdaro ğlu’ndan hoşlandığı pek söylenemez. Ama, Neşe Düzel’in “Virginia Üniversitesi”nin resmî kaynaklarında “bir eser hırsızı olarak tanıtılan ve bir başkasının eserini kendi eseri gibi yayınladı ğı için istanbul Tabipler Odası’ndan 2 ay süre ile meslekten men cezası alan Alemdaroğlu hakkında niçin hiç demeç vermediğini” sorması üzerine Teziç, “Bu olay Genel Kurulu’muzda gündeme geldi, zaman aşımı olduğunu gördük” demekle yetiniyor.
YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’in, hemen her fırsatta laik cumhuriyeti korumak adına, başörtüsü konusunda demeçler verdiğine şahit olduk. Ama Neşe Düzel sormasaydı, Alemdaroğlu’nun intihali ile ilgili bir konunun YÖK’te tartışıldığını ve zaman aşımı dolayısıyla ele alınamadığını öğrenemeyecektik. Keşke, Teziç, işlem yapılmadığı için zaman aşımı doğduğunu ve intihalin üzerine bu yüzden gidemediklerini kamuoyuyla paylaşsaydı; üzüntülerini dile getirseydi.
Laiklik herşeyden önce, bilime verilen önemi gösterir. Skolastik zihniyetin dayatmalarından kurtulup ilmin ışığında ilerlemek anlamına gelir. Bu çerçevede düşünülünce, başörtüsü değil ama, asıl bilime saygısızlık laiklik kavramını zedelemiyor mu?

AiHM kararı

Teziç, maalesef Avrupa insan Hakları Mahkemesi’nin kararını da yanlış yorumluyor. Mahkeme “Başörtüsü yasaklanmalıdır” demedi; Türkiye’deki başörtüsünü yasaklayan uygulamaların, hak ve özgürlüklerin ihlâli anlamına gelmediğini, çünkü “meşrû bir amaç güttüğünü” ve “acil bir sosyal ihtiyaca cevap verdiğini” belirtti. Üniversitedeki başörtüsü yasağının sözleşmeye ters düşmediğini kabul etti.
Nitekim, “Uluslararası Hukukta inanç Özgürlüğü” kitabını yazan Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyelerinden Doçent Dr. Emre Ökten, bu konuya açıklık getiriyor: “Avrupa insan Hakları Mahkemesi türbanı yasaklamadı.Mahkeme, bir devletin aldığı önlemin sözleşmeye uygunluğunu ya da aykırılığını denetler. Yasaları yapıp yapmamak bizim elimizde. Bir devlet, Avrupa insan Hakları Sözleşmesi’ne tarafsa laik de olabilir, o devletin resmî dini de olabilir.” (Vatan-Elif Ergu)

Nazlı Ilıcak, Tercüman
28.07.04