|
İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun yaptığı bilimsel
eser hırsızlığı (intihal) üzerinde ısrarla durmamız gerekiyor.
İki sebepten: Birincisi, Türkiye’nin en köklü ve en büyük üniversitesinin
başında, YÖK Kanunu’na göre bir gün bile görev yapmaması gereken
bir eser hırsızı oturuyor. İkincisi böylesine korkunç bir olayı,
kötü örneği; basın ahlakından ve dürüstlükten bahseden merkez medyanın
önde gelen Kemalist kalemleri ısrarla görmüyor, yazmıyor... Türbana,
imam hatip liselerine karşı tahammülsüzlük gösteren YÖK başkanları,
derhal harekete geçmesi gereken Cumhurbaşkanı susuyor ve hiçbir
şey yapmıyorlar. Ortada, “sistemin adamları”nı koruyan bir zırh
var...
Alemdaroğlu’nun eser hırsızlığı, geçtiğimiz pazartesi günü (2 Ağustos)
Radikal gazetesinde Neşe Düzel’in İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof.
Dr. Gençay Gürsoy’a yaptığı röportaj sayesinde bütün boyutlarıyla
ortaya serildi.
Alemdaroğlu ve iki arkadaşı, 1995 yılında “Laporoskopik Cerrahi”
isimli 226 sayfalık bir kitap yazıyor. 1 Aralık 2001 tarihinde Cumhuriyet
gazetesinin Bilim Teknik ekinde, “İşte bir intihal olayı daha” başlığıyla
bir haber çıkıyor. Alemdaroğlu’nun kitabının Amerikalı doktor Phillipe
Jean Quilici’nin yazdığı “Laporoskopide Yeni Gelişmeler” kitabından
hırsızlama olduğu yazılıyor.
Haber üzerine Öğretim Üyeleri Derneği, Cumhurbaşkanı’na, YÖK’e,
Türk Tabipler Birliği’ne, Üniversitelerarası Kurul’a ve TUBA’ya
bu intihali hemen 10 Aralık’ta bir dilekçeyle bildiriyor. O günden
bugüne (üç yıldır) Tabipler Birliği hariç bu kurulların hiçbirinden
başvuruya bir ses çıkmadı. Dosya, İstanbul Tabip Odası’na iletildi.
Ama o günkü oda yönetimi bu suç ihbarını 5 ay sümenaltı etti. Yeni
yönetimin oluşturduğu bilirkişi heyetinin yazdığı raporda, Alemdaroğlu’nun
kitabında orijinal kitaptan kelimesi kelimesine çeviri, yer yer
adaptasyon biçiminde alıntılar ve ayrıca şema ve resimlerin tamamının
olduğu gibi alındığı belirtilince oda yönetimi 9 Kasım 2003’te oybirliği
ile “hırsızlık fiili oluşmuştur” diyerek Prof. Alemdaroğlu’na iki
ay meslekten men cezası verdi.
Ayrıca Amerika’da Virginia Üniversitesi, resmi internet sitesinde
Alemdaroğlu’nu bir “eser hırsızı” olarak bütün akademik dünyaya
ilan etti.
Sonra ilginç bir gelişme oldu. Danıştay, Alemdaroğlu’nun başvurusu
üzerine Tabipler Birliği’nin verdiği cezayı, “yargılama mercii YÖK
olmalıdır” gerekçesiyle durdurdu. YÖK bu karara rağmen harekete
geçmedi. YÖK Başkanı Teziç; “Bu konu genel kurulumuzda gündeme geldi.
Hukuki planda zamanaşımına uğradığını gördük.” dedi. (26 Temmuz
2004, Radikal) Teziç’e göre kendisinden önceki Gürüz döneminde,
bir değerlendirme yapılmış ama, bunun bir intihal (hırsızlık) olmadığı
tespit (!) edilmiş... Yani olay resmen kapatılıyor.
İstanbul Tabip Odası Başkanı Gürsoy, “zamanaşımı”nın da söz konusu
olmadığını, çünkü hırsızlık olayını yapan Alemdaroğlu’nun, halen
akademik görevini sürdürdüğünü belirtiyor. Ve ekliyor: YÖK Yasası’nın
11. maddesinin 3. bendine göre, Alemdaroğlu’nun öğretim üyeliğinin
bitmesi gerekiyor. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na
göre işin bir de cezai tarafı var ki, Alemdaroğlu’nun 4 yıldan 6
yıla kadar hapisle cezalandırılması gerekiyor.
İstanbul Tabip Odası Başkanı’nın en çarpıcı ifadeleri ise şunlar:
“Alemdaroğlu’nun, bir tür dokunulmazlığı olduğunu fark ediyorsunuz.
Bir paratonere, bir koruyucu sisteme ve ilişkilere sahip olduğu
anlaşılıyor. Sadece üniversitenin içinden bir koruma bunu sağlayamaz.
Daha güçlü bir ‘çevre’nin desteğine sahip olduğu inancındayım.”
Cumhurbaşkanlığı makamı, bu “çevre”nin içinde olmamalıdır. Sayın
Sezer’i ve YÖK Başkanı Sayın Teziç’i bir defa daha göreve çağırıyoruz
Tarihi İstanbul Üniversitesi’nin rektörlüğünü bir bilgi hırsızı
yapmamalıdır.
Kemalist yazarlarımız da konuyu ele alırlarsa, “etik” olarak gerçekten
büyük görev yapmış olurlar... Bekliyoruz.
Hüseyin Gülerce, Zaman
06.08.04
|