AB'den takvim alırız da...?

 

Bütün görüştüğümüz Avrupa Birliği konusunda uzman ve ekonomik konulara aşina Türk diplomatları AB'nin yıl sonunda Türkiye'ye takvim vereceği görüşündeler. Ancak AB ile üzerinde anlaşmamız ve sorunları acilen ve çok acılı şekilde ayıklamamız gereken en güç konuların başında tarım konusunun gelmekte olduğu da, her uzman tarafından kabul ediliyor.

İktisatçı dostumuz Mehmet Altan da bu konuda aynen bizim gibi düşünmekte. Mehmet Altan, Kayseri Şeker Fabrikası'nın yayını olan 'Kayserişeker' dergisine verdiği beyanatta şu örneği vemiş: 'Tarım ülkesi olmak kum ihraç etmeye benzer. Tarım ülkesi tipinde olanlar kumu ihraç edip 5 sent almakta. Eğer sanayi toplumu olmuş isen, yani daha bilimsel ve bilgili isen, kumu eritiyorsun, bunu eritince silisyum ortaya çıkıyor, silisyumu kumun içinden çıkartıp cam yapıyorsun ve aynı miktar kumdan cam yaparak 1 dolar elde ediyorsun. Eğer biraz daha ileri sanayi toplumu olmuş isen de, aynı kumdan bu sefer küçük çip devreleri yapıp satıyorsun ve katbekat üstünü kazanıyorsun. Yani toplumun bilgisi artıkça kazancı da artıyor. Bu nedenle insanlar kendilerini küçük ve hakir görmemeli, günlük hayat standartlarına eyvallah dememeli ve çok daha fazla bilgi ve daha yüksek hayat standardı isteğinde bulunmalı!'

Yıllarca tarımdaki insanları kandırdık. Onlara 'Tarım reformu yapacağız!' dedik, ama statükodan farklı hiçbir şey sunmadık. Tarımda verimlilik ve gelir düşük, dolayısı ile tüm standartlar düşük, sağlık ve eğitim kötü, sosyal güvenlik yok, hayat beklentileri kısa, verimsizlik ve işsizlik temel unsur! Bu ortamda siyasilerin tek yaptığı şey insanlara farklı bir yaşam olanağı sunmak yerine, hep uyutmak, yani 'olta vermek değil, sadece balık vermek' oldu. Balık bir defada tüketiliyor, geriye eski hayat tarzı ve düşük standartlar kalıyor, değişim çok yavaş oluyor. Olta ise insanların kendi ayakları üzerine basmalarına olanak sağlayacaktı!

Ancak değişim başlamış bulunuyor! Bu, olta yerine balık verme sistemi artık sürdürülemez hale geldi, hem Türkiye'de hem de tüm dünyada. Tüm dünyada devlet küçülüyor ve özel taraf büyüyor! Korumacılık sistemi yıkılıyor, verimlilik ve piyasa yerini alıyor. Bundan kaçınmak mümkün değil! Bugün gelişen ülkeler gelişmiş ülkelerin bir taraftan verimlilik ve rekabet tavsiye edip, diğer taraftan kendilerini koruma şeklindeki çifte standartlarını yıkmaya çalışıyorlar.

Bilinen bir başka gerçek daha var. Toplumun bir sektöründeki insanları korurken, toplumun geneline zarar verdiğimiz artık biliniyor. Bu sektör incelenmesi gereken bir konu. Mesela ülkemizde pancar ve şeker korunurken 70 milyon vatandaş dünya fiyatının üç-dört misli fiyatla şeker yutuyorlar.

Son bir yılda pancar ve şeker sektörünü incelemeye başladım, sektörü öğreniyorum! Bu sektörde pancar üreticisi 400 bin kadar birim ve 2 milyona yakın nüfus var. Onları siyasette Pankobirlik temsil ediyor. Bir de devletin şeker fabrikaları var. Devletin Türkşeker adlı devlet kurumu ile Pankobirlik arasındaki pazarlıkla pancar ve şeker fiyatı, dünya değerlerinden bağımsız olarak ve yüzde 135 koruma ile belirleniyor. Tüketici ise düşünülmüyor.

Diğer taraftan Pankobirlik özelleştirilen şeker fabrikalarını almakta, pancarcıların kendileri de özel şeker üreticisi olmakta, hatta kendileri yeni tesisler ve ilişkiler peşine düşmüş bulunuyorlar. Yukarıda dergilerine referans verdiğim özel statüdeki Kayseri Şeker Fabrikası ihracat yapmasa da, Suriye'ye, onların şeker fabrikalarının modernizasyonu için teknoloji satmakta ve diğer taraftan da Boğazlıyan'da yeni bir şeker fabrikası inşa etmekte! Yani özel taraf büyüyor.

Bu hafta İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasını inceledim. Orada ilginç rakamlar vardı. Kamuya ait Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ, genel sıralamada, üretimden net satışlar kriterine göre Türkiye'de sekizinci büyük kuruluş! Kamu kuruluşları sıralamasında ise üçüncü büyük! Gıda sektöründe ise üretimden net satışlar kriterine göre en büyük!

Ama istihdam açısından ve kar açısından baktığınızda ise, net satış açısından ülke klasmanında sekizinci olan Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ dönem karı klasmanında beşinci, en çok insan istihdamında ise TEKEL'den sonra ikinci! Bu ne demek? Olması gereken bu mu? Yarın bunu tartışacağız!

Deniz Gökçe, Akşam
02.08.04